Kafka'nın diğer tüm kitapları gibi "Dönüşüm" de okunduktan sonra insanın zihnini yaralayan, ruhunda derin izler bırakan bir kitap. İnsanları, son zamanlarda giderek azalmakta olan sorgulama eylemine istemsizce sürüklüyor, bizi derin ve kapkaranlık düşüncelerden oluşan bir zindana hapsediyor. Bir daha asla gün ışığı göremeyeceğimize ikna edilmişçesine bir kasvetle uzun uzun düşündürüyor.
Yüzeysel bakıldığında, uyandığında kendini hamam böceğine dönüşmüş hâlde bulan Samsa'nın bir garip hikâyesi gibi görünse de verilen mesaj çok daha derin. Aslında bizler de istediğimiz şeylere sahip olabilmek için istemediğimiz işlerin bize sahip olmasına izin veren birer böcek değil miyiz.. Peki yaşamak için yalnızca bir hakkımızın olduğu bu dünyada, kaçımız kendi memnuniyetimiz için çabalıyoruz? Çoğumuzun hayatı, başkalarını memnun etmeye çalışmakla geçiyor ve ne zaman memnuniyet odağını birazcık kendi tarafımıza yöneltecek olsak işte o zaman insanoğlu tüm nankörlüğüyle haykırıyor bize yaptığımız diğer tüm iyilikleri hiçe sayarcasına, kendimiz için en ufak bir şey istemeye bile hakkımız yokmuşçasına... İnsanlar için çoğu zaman kendimizden ödün vererek yaptığımız işler bir süre sonra sanki bizim yerine getirmemiz gereken vazifemizmiş gibi normalleşiyor, başlarda edilen teşekkürler ve gösterilen minnet duygusu zamanla yerini nankörlük ve hiçe saymaya bırakıyor.
!!!Spoiler!!!
Gregor Samsa'nın da başına gelen bu işte. Üstelik onun memnun etmeye çalıştığı insanlar öz ailesi; annesi, babası, kız kardeşi... Ailesini geçindirebilmek için evin bütün yükünü sırtlayan Gregor, bir sabah kendini hamam böceğine dönüşmüş hâlde bulur. Ailesinin bu durumu oldukça normal karşılayıp da ilk akıllarına gelenin 'şimdi nasıl geçineceğiz' olması da yukarıda anlattıklarımı