9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 06:59
İç sesimizle baş başa kaldığımız o sessiz anları bir kitaba sığdırmak hiç kolay değildir. Miraç Kazancı’nın Kendine Söylen-me kitabını okurken, tam da bu içsel yolculuğun tam ortasında buldum kendimi. Sayfaları çevirdikçe sanki karşımda bir ben daha vardı ve benimle fısıldaşarak konuşuyordu. İşte bu güzel kitaptan süzülenler ve bende bıraktığı o derin izler… Aynadaki Bizimle Yüzleşme Sabah alarmı çaldığında, o ses sanki tüm evrenin düşmanıymış gibi yankılanır odada. Parmağımız "ertele"ye giderken, vicdanımız "kalk" diye fısıldar. Daha gün ağarmadan kendimizle kavgaya tutuşuruz. Hayat sahiden erkenden kalkanlara mı gülümser, yoksa geç uyananların rüyaları mı daha sahicidir? Kalabalıkların içine giriyoruz; herkes konuşuyor, herkes bir şeyler anlatıyor ama kimse kimseyi dinlemiyor. Cümleler birbirine değmeden havada savrulurken insan sormadan edemiyor: Burada hakikaten bir diyalog mu var, yoksa herkes kendi monoloğunu mu bağırıyor? Yaşamak, bir kuyruktan diğerine geçmek gibi… Bir iş biter, bir diğeri başlar. Belki de asıl anlam beklenen şeyde değil, bekleyişin o saf kendisindedir. Günün sonunda insan en çok başkalarına değil, kendine kızıyor. Herkesin seni yarı yolda bırakabileceğini bilirsin de, kendini bu kadar kolay kandırabileceğini hiç hesaba katmazsın. Bu bir yalnızlık meselesi değil, ağır bir uyanma sancısıdır. Çünkü en ağır yargıç da, en şefkatli dost da insanın kendi iç sesidir. Kitaba Dair Hislerim Sayfalar o kadar su gibi akıp gidiyor ki, kitabın kapağını nasıl kapattığınızı anlamıyorsunuz. Az sayfalı ama içeriği inanılmaz dolu, her satırında kendinizden bir parça bulabileceğiniz bir eser olmuş. Miraç Kazancı’nın samimi ve sade kalemi ruhuma çok iyi geldi. Okurken iç sesimi dinledim, kendimi seyrettim. Bu eller kesinlikle yazmayı bırakmamalı! Yazarın
Kendine Söylen-meMiraç Kazancı · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20256 okunma
Yaşamak mı, var olmak mı?
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
Malo, finans dünyasında çok başarılı ama içinde tükenmiş bir adamdır. Bangkok’a yaptığı bir iş seyahati sırasında aldığı kötü haberden dolayı artık yaşama tutunacak bir sebep bulamaz. Tam da bu noktada karşısına çıkan Phueng adında bilge bir kadın, ona alışılmadık bir teklif yapar: “Ölümünü otuz günlüğüne ertele.” Bu otuz gün, Malo için bir yeniden doğuşa dönüşür. Gün gün; kendi sınırlarını sorgular, hayatı yalnızca çalışmak ve tüketmekten ibaret sanmanın ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu fark eder. Bu süreçte yaşamı ertelemek yerine tadına varmanın, seçimlerimizin sorumluluğunu almanın ve sevmeyi unutmamanın önemini öğrenir. Maud Ankaoua, akıcı ve yalın diliyle aslında hepimizin aklında yankılanan soruyu kahramanına sorduruyor: “Gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sadece nefes mi alıyorum?” Kısacık ama derinlikli bir kitap; okurken hem düşündürüyor hem de içinize küçük bir umut tohumu ekiyor.
Edebiyat
Yaşamadan ÖlmeyeceğimMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınevi · 20211,347 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendi Kendilerinin İnsanları
10/10
·280 syf.··
2025 7. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2025 04:22
Okumayı seven insanın okuduğundan haz duyması çok farklı bir duygu. Yaptığı okumanın kendisini derin bir biçimde düşündürmesi, hayal kurdurması, duygudan duyguya koşturmasına vesile olması okumayı güzel ve değerli kılan, anlamlandıran yegane unsurlardan bir tanesi. Küçük Ağaç'ın Eğitimi de benim için böyle bir kitaptı. Beyaz Adam'ın her yere erişmeye, tek başına hakim olmaya ve gücü elinde bulundurmaya yönelik hırsı yüzyıllar boyunca sürmüş ve hala sürmeye devam etmekteyken, bu hırsın altında yatan neden(ler)i anlamaya çalıştığında hiçbir mantıklı, akla yatkın bir cevap bulamıyor insan. İşte bu Beyaz Adam'ın yani Amerika'nın başta kendi topraklarındaki kendi insanları ile siyasal çatışmaları, kendi sınırlarının dışına çıkıp Körfez Savaşı, Afganistan ile olan savaşı, Vietnam ile savaşı gibi bir çırpıda aklıma gelen sayıca birçok ve bitmek bilmeyen savaşları hala ama hala sürerken tüm bu mücadele ne için sorusuna bir Kızılderili ailesi üzerinden çok ama çok güzel bir bakış açısı sunuyor bize Küçük Ağaç'ın Eğitimi. Yazar Forrest Carter'ın otobiyografik romanı olan bu kitabın her bir sayfası altın değerinde. Saf, tertemiz duygularla erdemli, onurlu bir yaşam içinde var olmayan çalışan Cherokee'lerin en küçük ferdinin ağzından dinliyoruz hikayeyi. Öyle bir hikaye ki insanı duygudan duyguya sürüklerken okuyucuyu bugünün dünyasından sıyırıp Küçük Ağaç'ın evrenine dahil ediveriyor ve siz o sıcacık hikayeden çıkarabilecek tüm dersleri çıkardığınızı düşünüp bu derslerin asla alınamayacağı farkındalığı ile ancak bugünün gerçek dünyasına dönebiliyorsunuz. Evet bu kitaptan çıkarılabilecek o kadar çok ders var ki... İnsanoğlu artık mekanikleşti. Yaratılışı gereği duygulara sahip ancak algıları artık kapalı. Günümüz toplumlarında ahlak ve etik artık içi bomboş sosyolojik ve felsefi
Küçük Ağaç'ın EğitimiForrest Carter · Say Yayınları · 202110,7bin okunma
9/10
·312 syf.··
2025 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2025 00:00
Ben babamın çocuğu ve annemin çocuğuydum, ama onların çocuğu değildim, asla üçümüz olamadık; önümde dağ gibi yığılı fotoğrafları karıştırdığımda üçümüzün de olduğu tek bir fotoğraf bile bulamıyorum. Annem, babam ve ben. Bu takımyıldızı hiç var olmadı. Pek çok çocuk gibi, kız listeler tutmaya ve hesap kitap yapmaya bayılırdı, birileri babası hakkında bir şeyler soracak olursa şöyle cevap verebilirdi: Babamın dört tane evi, iki arabası, beş karısı, bir yüzme havuzu, dokuz çocuğu ve bir de sinema salonu var. . . İlksöz: Ben babamı çok sevdim. Ünlü yönetmen, filminde rol alan kadın oyuncuya aşık olur. Aralarındaki yaş farkına boyun eğmezler, tutkularına kapılırlar. Bu ilişkiden bir kız çocuğu dünyaya gelir. Tutkulu aşk kısa bir süre sonra tükenir ama arkadaşlıkları devam eder, iletişimlerini koparmazlar. Hatta her yıl belirli bir süre küçük kız Fârö'de babasının evinde kalır. Evlilik dışı bir çocuk olsa da, babanın 5 evliliğinden 9 çocuğu daha olsa da baba-kız arasında farklı bir bağ oluşur. Küçük kız büyüyüp, evlenip çocuk sahibi olduktan sonra da sürekli babası ile ilgilenmeye devam eder. Farklı kıtalar, farklı ülkelerde yaşasalar da ilgisi hiç azalmaz. Kitabın çıkış noktasına gelirsek; babanın yaşlandıkça unutkanlıkları artar ve baba-kız birlikte oturup baba hakkında bir kitap yazmaya karar verirler. Merkezine bu fikri alan kitap baba ile kız arasında çocukluktan bugüne kadar var olan ilişkiyi, anıları, zamanda sıçramalar yaparak aktarır. Bazen kızın kendi yaşamına odaklanıp daha fazla ayrıntı verir bazen de babanın yaşamı ön plana çıkar. Zamandan bağımsız verilen bilgiler ve anılar bir araya gelip baba-kız arasındaki o harika bağı ortaya döker. Linn Ulmann ünlü yönetmen Ingmar Bergman'ın kızı. Annesi de sinema oyuncusu Liv Ulmann. Dolayısıyla kitapta aktarılanlar
HuzursuzlarLinn Ullmann · Yapı Kredi Yayınları · 202270 okunma
Bildiğiniz bütün tembelleri unutun!
10/10
·622 syf.··
2025 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2025 17:44
Türkler'e göre bugünün işini yarına bırakma, Yunanlılar'a göre bugünün işini yarına bırak, Oblomov'a göre bugünün işini sonsuza kadar ertele.. Oblomov hayatında çoğu şeyi ertelemektedir. Sorumluluklarından kaçan, bulunduğu yerin dışına, dışarı çıkmak bile ona çok yorucu ve zahmetli gelir. Aşık olmak bile onu çok yorar. Bu yüzden hayatı ertelemesi ona birçok şeyi kaybettirir. Para, sevgi, güzel bir yaşam... Birçok şey bu tembelliginden dolayı hayatından bazen yavaş bazen hızlı adımlarla uzaklaşır. Çevresinde olanlara karşı çok kayıtsız biri olan Oblomov, kendisini aldatan, kandıran insanları bile göremez onların ağına her seferinde düşüp duruyor. Kitabın içinde belki en güzel en sevdiğim karakterlerden biri de Oblomov'un en yakın arkadaşı olan Alman Ştoltz, onu bu girdaptan kurtarmak için her seferinde çabalar. Onun olmadığı zamanlar Oblomov tehlike içindedir, etrafında akbabalar belirir ama o Oblomov'un çevresinde olunca bir kurtarıcı olur Oblomov için. En güzel erdemli özelliklere sahip bir karakterdir. Her şartta ona karşı bir koruyucu olur, bu tembelliğini atlaması için yardımcı olmaya çalışır ama bu çabası beyhudedir. Oblomov'dan çok bu karakteri daha sevdim ama yakınlık olarak Oblomov'la daha çok ortak özelliklerimiz olabilir :) fakat bir oblomov olmadığım için şükrediyorum. Bütün bildiğiniz tembel insanları sorumsuz insanları unutun, Oblomov tembelliğin vücut bulmuş halidir. Okurken, "Be adam kalk yerinden, gör etrafında olanları, aç gözlerini" dedim kaç kere. Tembellik bir insan olsa adı Oblomov olurdu. Tembelliği biri temsil edecek olsa o kişi Oblomov olurdu. Bir insan bu kadar üşengeç bu kadar tembel olamaz diyorum ama ilerledikçe daha çok şaşırtıyor beni. Meğer ben tembel değilmişim dedirtti. Ah Oblomov. Kaçırdığı şeylere, görmediği şeylere karşi çok
1000Kitap
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150bin okunma
3/10
·200 syf.··
2024 17. kitabı
Kitabı beğenmedim, Bir anda sosyal medyaya atlayıp eleştirenleri engelliyorum okumuyorum sizi önemsemiyorum tarzı bir yükselişe de anlam veremedim, konu olarak birbirinden kopuk bir kitap. Vermek istediği mesaj Erteleme ama ertele der gibi.
ErtelemeNihan Kaya · Eksik Parça Yayınları · 20242,186 okunma