Herkese selam!
Yapacağım bu inceleme benim için diğerlerinden farklı olacak çünkü bu kitap her şeyin gitgide canavarlaşmaya başladığı bu zamandan çok çok uzaklarda, kendini bir fanusun içinde koruyup hiç lekelenmeden tertemiz duygularla ve ayrıca yara bere içinde kalarak büyümüş bir çocuğun zamanına ait. Yamalı Yıllar... Hani hep deriz ya nerede o eski bayramlar, nerede o eski komşuluklar, nerede o eski dostluklar, nerede o eski sevdalar, nerede o eski.. Evet bulamıyoruz o eskileri kaybolup gittiler. Pekii yok yere mi gittiler yoksa bizler kendi ellerimiz ile mi sebep olduk buna? Çok da uzaklarda aramamak lazım aslında bu sorunun cevabını çünkü gözlerimizi kapatıp o eski günlere, samimiyetlerin çıkar için olmadığı, sofraların sırf karınlar doysun diye kurulmadığı, çocukların korkmadan çekinmeden tek tek tüm evlerin kapısını çalıp şeker isteyebildiği, aşkın bedensel ihtiyaç, bir heves olarak değil de bir kez göz göze, bir kez el ele değdiğinde kendini alev alev yandığın bir yangının ortasında hissettiğin günleri düşününce anlıyorsun aslında geçen zaman olsa da değiştirenin zaman değil bizler olduğunu. Evet hayat bizlerden çok şey alıyor çok acımasızca davranıyor ve bir o kadar da güzellikler sunuyor yeni kapılar açıyor. Yalnız yine de hep bir yanımız eksik kalıyor, tamamlanmıyor. Kimileri için bir felaket kimileri için bir daha asla ulaşamayacağı büyülü bir rüya olan çocukluk. İşte o eksiklerin sebebi. Kitap kısa olmasına rağmen beni derinden etkiledi çünkü ben de çocukluğuna hasret kalan düşününce gözlerinin dolmasına mani olamayanlardanım.
Hayatı sadece oyun oynamak, güzel vakit geçirmek sanan masum çocuk. Şimdi dön bak kendine, dön bak insanlara, dön bak dünyaya, her şey nasıl da değişti sen, insanlar, dünya... Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış, herkes kendini öne