Erva Ş.

Erva Ş.
@ervaserifoglu
Felsefe-Psikoloji-Edebiyat ... kitap sevgim>her şey
Gerçeğin Susturulduğu Bir Dünya!
9/10
·352 syf.··
2026 57. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:07
George Orwell’in 1984 adlı eseri, beni en çok düşündüren kitaplardan biri oldu. Kitap ilk başta sadece baskıcı bir yönetim ve karanlık bir gelecek anlatıyor gibi görünse de ilerledikçe aslında insanın özgürlüğünü, düşüncelerini ve kendi benliğini kaybetmesini anlatan çok daha derin bir eser olduğunu fark ettim. Kitapta anlatılan toplumda insanlar sürekli izleniyor, ne yapacakları hatta ne düşünecekleri bile kontrol edilmeye çalışılıyor. Beni en çok etkileyen noktalardan biri, insanların sadece davranışlarının değil, düşüncelerinin bile yönetilmek istenmesiydi. Çünkü bir insanın kendi düşüncelerine bile sahip çıkamaması, özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Winston karakteri bana göre kitabın en dikkat çekici taraflarından biriydi. Onun içinde bulunduğu düzene karşı hissettiği sorgulama ve gerçeği arama isteği, insanın baskı altında bile kendi doğrularını bulmaya çalışabileceğini gösteriyor. Winston’un yaşadığı korku, yalnızlık ve iç çatışmalar kitabı daha gerçekçi ve etkileyici hâle getirdi. Kitapta beni en çok düşündüren konulardan biri de Parti’nin kullandığı “Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cahillik güçtür.” sözleriydi. İlk bakışta anlamsız ve çelişkili görünen bu sözler aslında Parti’nin insanları nasıl kontrol ettiğini gösteriyor. Parti sadece insanların davranışlarını değil, düşünme biçimlerini ve gerçek algılarını da değiştirmeye çalışıyor. Özellikle geçmişin değiştirilmesi ve insanların buna inandırılması, gerçeğin nasıl kontrol edilebileceğini gösteriyor. Bu bölüm bana, insanların sorgulamayı bıraktığında doğru ile yanlış arasındaki ayrımı kaybetmesinin ne kadar tehlikeli olabileceğini düşündürdü. Kitapta geçmişin sürekli değiştirilmesi de oldukça dikkat çekiciydi. Çünkü geçmişi kontrol edenlerin aslında insanların bugününü ve geleceğini de
Felsefe
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Doğru Bilginin Peşinde...
8/10
·156 syf.··
2026 56. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 15:37
Aklın Islahı Üzerine, insanın doğru bilgiye nasıl ulaşabileceğini ve düşünme biçimini nasıl geliştirebileceğini ele alan felsefi bir eserdir. Kitapta Spinoza, insanların çoğu zaman geçici arzuların ve yanlış düşüncelerin peşinden gittiğini, gerçek mutluluğa ise aklı doğru kullanarak ulaşabileceklerini savunur. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, yazarın insanı sürekli düşünmeye ve sorgulamaya yönlendirmesiydi. Spinoza'ya göre insanlar birçok şeyi doğru kabul eder ancak bunların ne kadarının gerçekten bilgiye dayandığını sorgulamazlar. Bu nedenle kitap, okuyucuyu kendi düşüncelerini gözden geçirmeye teşvik ediyor. Bence kitabın en etkileyici yönü, insanın kendisini geliştirmesinin bilgiyle mümkün olduğunu vurgulamasıdır. Spinoza, aklın doğru kullanılmasıyla insanın hem kendisini hem de dünyayı daha iyi anlayabileceğini anlatır. Her ne kadar bazı bölümleri dikkatli okunmayı gerektirse de verdiği fikirler oldukça düşündürücüdür. Kitap boyunca bilgi, akıl, mutluluk ve insanın kendini tanıması gibi konular üzerinde durulur. Bu yüzden eser sadece felsefi kavramları açıklamakla kalmaz, aynı zamanda okuyucunun hayata farklı bir açıdan bakmasını da sağlar. Genel olarak Aklın Islahı Üzerine, okurken beni düşünmeye sevk eden ve farklı bakış açıları kazandıran bir kitaptı. Her ne kadar bazı bölümleri dikkatli okunmayı gerektirse de dili çok ağır gelmedi. Kısa olması sayesinde bir oturuşta bitirilebilecek eserlerden biri. Buna rağmen içerdiği fikirler oldukça yoğun ve kitap bittikten sonra insanı düşünmeye devam ettiriyor. Felsefeye ilgi duyan ve insanın bilgiye nasıl ulaşabileceğini merak edenler için değerli bir eser olduğunu düşünüyorum.
Felsefe
Aklın Islahı Üzerine Bir İncelemeBaruch Spinoza · Alfa Yayınları · 2022841 okunma
Toprağa Anlatılan Acılar
9/10
·136 syf.··
2026 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 15:38
Toprak Ana, savaşın insanlar üzerindeki etkisini en etkileyici şekilde anlatan kitaplardan biridir. Romanın başkahramanı Tolgonay, hayatı boyunca yaşadığı acıları ve kayıpları Toprak Ana'ya anlatarak geçmişini hatırlar. Bu anlatım biçimi kitaba farklı ve duygusal bir hava katmaktadır. Kitapta sadece savaşın kendisi değil, savaşın geride bıraktığı insanların hayatları da anlatılır. Erkeklerin cepheye gitmesiyle köyde kalan kadınlar, yaşlılar ve çocuklar büyük zorluklarla mücadele etmek zorunda kalır. Tolgonay da hem ailesini özler hem de yaşamını sürdürmeye çalışır. Bu yönüyle roman, savaşın görünmeyen yüzünü göstermektedir. Bence kitabın en etkileyici yanı Tolgonay'ın güçlü karakteridir. Yaşadığı tüm acılara rağmen hayata tutunmaya çalışması ve umudunu tamamen kaybetmemesi okuyucuyu derinden etkiliyor. Ayrıca yazarın toprağı adeta canlı bir varlık gibi konuşturması, anlatımı daha anlamlı hale getiriyor. Kitabı okurken bazı bölümlerde oldukça duygulandım. Özellikle savaşın insanların hayatında açtığı yaraları görmek beni düşündürdü. Roman, sadece bir ailenin hikâyesini anlatmıyor; aynı zamanda savaşın tüm insanlık üzerindeki etkilerini de gözler önüne seriyor. Genel olarak Toprak Ana, beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu. Savaşın, sevginin, özlemin ve insanın hayata karşı verdiği mücadelenin anlatıldığı bu eser, okuduktan sonra uzun süre aklımda kaldı. Verdiği mesajlar ve duygusal anlatımı sayesinde unutulması zor bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Roman
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,8bin okunma
Kayayı İten Sadece Sisifos Değildi
10/10
·160 syf.··
2026 21. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 22:52
Albert Camus zaten en sevdiğim yazarlardan biri olduğu için bu kitaba büyük bir merakla başladım. Açıkçası okurken bazı yerlerde durup tekrar okumak zorunda kaldım çünkü anlatılan düşünceler oldukça yoğundu. Ama buna rağmen kitap boyunca altını çizmek istediğim o kadar çok yer oldu ki... Sisifos Söyleni bir roman değil; insanın yaşamı, ölümü, anlam arayışını ve varoluşunu sorguladığı felsefi bir yolculuk gibi. Camus burada hayatın anlamını sorgularken insanın karşısına çıkan en temel sorulardan birini ele alıyor: "Yaşam gerçekten yaşamaya değer mi?" Kitap boyunca Camus'nün absürd kavramını açıklayışını çok etkileyici buldum. İnsan sürekli bir anlam arıyor ama evren bu arayışa cevap vermiyor. İşte absürd dediği şey de tam olarak bu çatışma. İlk bakışta karamsar gibi görünse de kitap ilerledikçe aslında pes etmeyi değil, tüm anlamsızlığa rağmen yaşamayı seçmeyi savunduğunu görüyorsunuz. Bazı bölümlerde anlatılan düşünceleri sindirmek için okumaya ara verdiğim oldu. Çünkü bu kitap sadece okunmuyor, üzerine düşünmeyi de gerektiriyor. Özellikle bazı cümleler vardı ki bitirdikten sonra bile aklımdan çıkmadı. Ve sanırım beni en çok etkileyen şey kitabın sonunda Sisifos'a bakış açımın değişmesi oldu. Sürekli aynı kayayı dağın tepesine taşımak zorunda olan bir karakterin hikâyesi, bir anda insanın kendi hayatına dönüşüyor. Hepimizin bazen tekrar tekrar aynı mücadeleleri verdiğini fark ediyorsunuz. Bence Sisifos Söyleni herkese hitap eden kolay bir kitap değil. Ama hayatı, insanı ve varoluşu sorgulamayı sevenler için gerçekten unutulmayacak bir okuma deneyimi.
Felsefe
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 202011,3bin okunma
Bazen En Güçlü İnsanlar En Çok Yalnız Kalanlardır...
8/10
·384 syf.··
2026 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 20:42
Bazı kitaplar vardır, okurken yer yer yorulursun ama yine de elinden bırakamazsın. Çalıkuşu benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Bazı bölümlerde olaylar yavaş ilerlediği için okumakta zorlandım ama Feride'nin başına ne geleceğini merak ettiğim için kitabı bırakmayı hiç düşünmedim. Feride karakterini okumak benim için kitabın en güzel taraflarından biriydi. Yaşadığı onca hayal kırıklığına, yalnızlığa ve zorluğa rağmen ayakta kalmaya çalışması gerçekten etkileyiciydi. Bazen yaptığı seçimlere kızdığım oldu ama onu anlamaya çalışırken kendimi hikâyenin içinde buldum. Kitap sadece bir aşk hikâyesi anlatmıyor aslında. İçinde özlem, hayal kırıklığı, mücadele, fedakârlık ve yeniden ayağa kalkma çabası da var. Bu yüzden bazı sahneler insanın içine dokunuyor. Özellikle Feride'nin yaşadığı yalnızlık hissi. Reşat Nuri Güntekin'in anlatımı bazı yerlerde ağır gelse de dönemin atmosferini çok güzel yansıtıyordu. Kitabı okurken sadece karakterleri değil, onların yaşadığı dönemi de hissedebiliyorsunuz. Bence Çalıkuşu yıllardır okunmaya devam etmesinin hakkını veren eserlerden biri. Her ne kadar bazı bölümlerde zorlanmış olsam da kitabı bitirdiğimde iyi ki okumuşum dediğim klasiklerden biri oldu. Feride'nin hikâyesi uzun süre aklımda kalacak gibi.
Roman
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2024123,3bin okunma