#okudumbitti
Fournier'in eşi Sylvie'nin ölümünden sonra gazeteye "Dul, Ölümsüz Eş Arıyor" diye bir ilan vermesiyle başlıyor her şey. Bu ilana bizim de tanıdığımız birçok kadın talip oluyor: Madame Bovary, Cleopatra, Hamlet'in Ophelia'sı ve daha niceleri...
Gelen yanıtları, ölen eşi Sylvie ile birlikte değerlendiriyorlar; bazen alayla, bazen de "armudun sapı, üzümün çöpü" misali kusur bularak. Aslında Fournier'in amacı kendine yeni bir eş aramak değil de eşiyle konuşabileceği bir alan açmak gibi geldi bana. Talipleri birlikte değerlendiriyor, kimi zaman hüzünle, kimi zaman mizahla ilerliyorlar.
Fournier'in mizahını yine çok sevdim. Kendisiyle dalga geçme biçimi her zamanki gibi muazzamdı.
Hikâyenin sonu ise oldukça hüzünlüydü:
"Sözcüklerle geçmişimizi, mutluluğumuzu aktarmaya çalıştım. Dul artık kimseyi aramıyor... Hepsi sadece gülmek içindi. Benim ebedi eşim sensin. Ebediyeti birlikte geçireceğiz. Biz birbirimize mahkûmuz sonsuza dek..."