mutsuzluk özlemi çekiyordu. insan mutsuzluktur dedi diye düşündüm, yalnızca budala bunun aksini savunur. doğmak mutsuzluktur dedi, yaşadığımız surece de bu mutsuzluğu sürdürürüz, bir tek ölüm kesip atar bunu.
kendi hedefini tek bir yolda, tek bir yerde, bir noktada bulmak için çok çabalıyordu. ama işte, gerçeğin parçaları farklı yerlerde dağınık bir haldeydi.
her gün gördüğümüz ve varlığını varlığımızın bir parçası gibi benimsediğimiz kişinin sonsuza kadar aramızdan ayrılabileceğini, sevdiğiniz o gözlerdeki ışıltının sönüp gittiğini ve kulaklara öylesine aşina ve kıymetli gelen bir sesin susabileceğini, bir daha hiç duyulmayacağını akla kabul ettirmek öyle uzun zaman alıyor ki...