Spritüel Yasalar | Kitap İncelemesi
8/10
·231 syf.··
2026 11. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:50
Çok temel bilgiler veriyor ama önemli. Bu yola başlayan herkesin okuması gereken kitaplardan biri. İlla bunu okumak zorunda da değilsiniz aslında piyasada eşdeğer kitaplar var onları da okuyabilirsiniz. Keyfiniz bilir.
Spiritüel YasalarDiana Cooper · Maya Kitap · 20171,388 okunma
Puan vermedi·100 syf.·
2026 377. kitabı
Neyi gördüğümü yalnızca ben bilebilirim." Ludwig Wittgenstein Wittgenstein, renkle ilgili düşüncelerini dil oyunları bağlamında dile getirmiş, renk bağıntılarını yine dilin kavramları içinde çözüme kavuşturabileceğine inanmıştır. Wittgenstein’ın temel tezi, renklerin açıklık ve koyuluk yönünden ele alınması gerektiği üzerine kuruludur. Wittgenstein’ın Renkler Üzerine Düşünceler adlı eseri, bir anlamda Goethe’nin Renkler Kuramı eseriyle yüzleşmektedir. Goethe, kitabını yazarken Newton’ın optik öğretisinden etkilenmiştir. Wittgenstein ise Goethe’nin eserinden etkilenmekle birlikte, daha farklı bir bakış açısı sunmaya çalışmaktadır. Çünkü ona göre Goethe çok iyi bir renk kuramı ortaya koymuş değildir, mevcut kuramlar içerisinde en doğru kuramı oluşturmaya çalışmıştır. Wittgenstein’a göre Goethe’nin öğretisi tatmin edici bir öğreti olamamıştır, hatta o bir öğreti de değildir. Çünkü onun ortaya koyduğu çıkarımlar ne kuramsal ne de deneyimseldi, aksine Goethe daha çok psikolojik bir söylemle renk öğretisini oluşturmaya çalışıyordu. Renkler Üzerine Düşünceler açılış önermesi de zaten dil oyunudur ve bu da renklerin açık ya da koyu olup olmadıklarını bildirmek demektir. Dolayısıyla açıklık ve koyuluk, yeri geldiğinde beyazlık ve siyahlıkla eşdeğer kabul edilir. Ancak Wittgenstein yer yer bu kavramsal yapının dışına çıkarak mantıksal sorgulamalar yoluyla renklerin imkânı hakkında farklı çıkarımlarda bulunmaya çalışmaktadır. Renkler Üzerine Düşünceler uygulamalar sözcüklere anlamlarını verir." Ludwig Wittgenstein
Felsefe-Düşünce Deneme-İnceleme
Renkler Üzerine DüşüncelerLudwig Wittgenstein · Hece Yayınları · 202265 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·50 syf.··
2026 100. kitabı
Bugün sizlere nahif bir şiir kitabıyla geldim. Salim Çalışkan ’ın yazdığı “Elveda” kitabı ilk bakışta hüzünlü bir ayrılığı çağrıştırsa da, sayfaları çevirdikçe bu vedanın aslında hayata, sevgiye ve insana dair kocaman bir kucaklaşma olduğunu anlıyorsunuz. Yazar o kadar içten, o kadar “bizden” bir dil kurmuş ki, okurken bazen bir dostun dertleşmesine ortak oluyor, bazen de kendi iç sesinizin kağıda dökülmüş halini izliyorsunuz. Özellikle “Kadına Değer” şiirinde sorduğu o sorular; “Ne zaman saçını avuçlarının içine aldın?” ya da “En son ne zaman gözlerinin içine baktın?” gibi sorular aslında modern dünyanın unuttuğu o ince nezaketi yüzümüze bir ayna gibi tutuyor. Sevgiyi sadece bir sözcük olarak değil, bir koruma, bir dostluk ve emek olarak tanımlaması beni çok etkiledi. Bir kadını mutlu etmenin dünyayı güzelleştirmekle eşdeğer olduğunu hissettiren o naif yaklaşımı, kitabın ruhuna harika bir derinlik katmış. Sadece aşkı değil, toplumsal bir merhameti de taşıyor kaleminde yazar. “Kış Gelmesin” derken, sadece soğuk havalardan değil, kimsesizliğin ve yoksulluğun üşüttüğü kalplerden bahsediyor. Herkesin başını sokabileceği sıcak bir evi, içebileceği bir tas çorbası olması dileği, aslında kitabın alt metnindeki o büyük insani sevgiyi özetliyor. Dünyanın sertliğine karşı şiirle örülmüş yumuşacık bir siper gibi bu mısralar. “Güzel Kadın” şiirindeki o hatıralara tutunma hali, milyonlarca güzel anının mahvolmasından korkan o hassas yürek... Şiir sevenlerin ilgisini çekebileceğini düşünüyorum. Yazımımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
ElvedaSalim Çalışkan · İkinci Adam Yayınları · 20236 okunma
Muazzez ilmiye Çığ/Gılgameş(Bilgameş) Destanı
Puan vermedi·95 syf.··
2026 15. kitabı
Muazzez ilmiye Çığ/Gılgameş(Bilgameş) Destanı Destan, insanlığın bilinen en eski yazılı edebiyat eseri olma özelliğini taşır Bugünkü standartlaşmış versiyonu Akadca olarak yazılmış günümüze ulaşmıştır. Britanya Müzesi'ndeki Asurolog George Smith tarafından 1872'de çevrilmişti Eser ,yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil; ölüm, dostluk, iktidar ve insanın anlam arayışı üzerine derin bir düşünce metnidir Temel Konu ve Yapı Destan, Uruk kralı Gılgamış’ın yolculuğunu anlatır. Başta zalim ve ölçüsüz bir hükümdardır. Bir gün Avcılar ormanda hayvanlar gibi davranın bir insan bulurlar bu Gılgameşe eşdeğer bir canlıdır, sonra tapınak fahişeler tarafından eğitilir insan gibi konuşmayı öğretilir ve Enkidu adını verirler Gılgamış’ın karşına çıkarılır, gılgamış‘ta bir kavgaya tutuşur ama hiçbiri birbirini yenemez böylece Gılgamış’la dost olurlar Bu iki karakterin dostluğu, hikâyenin kırılma noktasıdır. Destan 12 tabletten oluşur 1. Tablette Gılgamış’ın kral olması nasıl kral olduğu anlatılır 2. Tablette Enkidu bulunması 3. 4. 5. Tablette Gılgameş ve Enkidu’ nun maceraları 6. Bölümde Enkidunun hastalanması, tanrıça inannanın Gılgamış’ı aşkını ilan etmesi Gılgamış’ın onu reddetmesi üzerine gök boğa‘nın gönderilmesi 7. Tablette Enlidu’nun önümü 8. Tablette Gılgamış’ın yazısı ve Gılgamış’ın tanrılara yalvararak, Enkidu’nun bir günlüğüne dirilmesi , ve yeraltı dünyasını Gılgamış’a anlatması 9. -10. Ve 11. Tablette Gılgamış’ın ölümsüzlüğü araması Utnapiştim’e ulaşması ve bu ölümsüzlük yolculuğunda farklı temaların işlenmesi, Gılgamış’ın sürekli sorgulaması 12. Tablette Utnapiştim’in tabi tuttu testi geçememiş ölüm gerçeğini kabullenmesi Özellikle Enkidu’nun ölümü, Gılgamış’ı sarsar. Burada destanın en güçlü sorusu ortaya çıkar: İnsan ölümlü olduğunu
GilgameşMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 20131,800 okunma
7/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Yıllarca bir maratonun içine düşmüş öğrencileriz biz. Gelecek planlarımız sadece 3 saatin içine sıkıştırılmış, kader çizgisiyle eşdeğer tutulmuş, kapsül bir sınav sonunda hayallerimizi satın alabiliyorduk. . Deniz, namı diğer Dipsiz Deniz ve can arkadaşı Salih üniversiteyi kazanmışlar ama kendilerine kiralık ev bulamadıkları gibi mecburen tren istasyonu, cami ve hastane acillerinde gecelerler. Ev sahipleri kiracılarının evli olmasından yana olduklarından dipsiz Deniz sonunda sahte bir evlenme hikayesi uydurur ama plan nereye kadar tutacak? Yazar öğrencilerin barınma çaresizliğini, sistem eleştirilerini, sosyal eşitsizliği ironik ve mizahi bir dille bizlere aktarıyor. Gülmek ve gülümsemek isteyenlere tam da bu kitabı öneririm. Kitap ve sevgiyle kalın..
Dubara DubaraRukiye T. Ersoy · Maruzat Yayınları · 202547 okunma
Cemal Süreya Gül şiiri üzerine
Puan vermedi
Gül Cemal Süreya’nın ‘Gül şiirinde kadın imgesi, doğrudan cinsel çağrışımlara nispeten daha uzak olan eller ve gözlerle belirtilmiştir. Gözler, anlatıcının içinde bulunduğu ve ölümle eşdeğer tutulan çaresizliği ve hüznü aşabilmek için sığınmak istediği bir liman gibidir. Karanlık imgesiyle temsil edilen bu olumsuz duygular karşısında şairi kadın imgesi ayakta tutmaktadır. ‘Gülün tam ortasında ağlıyorum Her akşam sokak ortasında öldükçe Önümü arkamı bilmiyorum Azaldığını duyup duyup karanlıkta Beni ayakta tutan gözlerinin ‘ Şiirde ki anlatıcı karmaşık duygular içindedir. Gülün tam ortasında ağlıyorum derken mutluluğun ortasında üzgün olduğunu belirtmiştir. Önümü arkamı bilmiyorum derken hayatındaki ve şu an yaşamakta olduğu kargaşadan bahsetmektedir. Bunun nedeni ise şiir anlatıcısının sevgilisinden uzak olmasıdır. Onu ayakta tutan şey sevgilisinin gözleridir ancak o gözler anlatıcıdan uzaklaşmıştır. ‘Ellerini alıp sabaha kadar seviyorum Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum İstasyonda tren oluyor biraz Ben bazen istasyonu bulamayan bir adamım’ Şiir anlatıcısının bu dörtlükte rüya içinde olduğunu söyleyebiliriz. Sevgilisinin ellerini alıp sabaha kadar sevdiğini hayal etmektedir. Ancak hayallerinde bile sevgilisi ona uzaktır, ellerinin beyaz oluşu sevgilisinin anlatıcıya karşı soğukluğunu dile getirmek için kullanılmıştır. Şiir anlatıcısı bu durum karşısında korkmuştur. Çünkü sevgilisinin ondan uzak olma düşüncesine bile dayanamamaktadır. Bu düşünce onu kendinden geçirmektedir. Bu yüzden istasyondaki treni bile bulamayacak kadar kötü durumdadır. Şiir anlatıcısı bir bakıma "aşk sarhoşu" olmuştur. ‘Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum Her nasılsa sokağa düşmüş Kolumu kanadımı kırıyorum Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı Ve
Şiir
ÜvercinkaCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201821,8bin okunma