Esen Demir

Esen Demir
@esendemir
Paramedik
Tunceli
28 Ekim 1997
52 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
Kuru Kız
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2024 00:00
Ayfer Tunç’un ‘’Tek ümitli hikayem’’ dediği ama yine yüreklerimizi dağladığı roman… Alıştığımız tarzından çok farklı yazmış bu romanını, okurken başta biraz afallıyorsunuz ama ilerledikçe bu tarzı da mükemmel yazdığını anlıyorsunuz. Ne kuru kızın adı var, ne ailesinin, ne komşularının… Hiçbir karakterin adı yok, yaşadıkları şehrin adı yok, mahallenin yok. Bu kadar gerçek hayatlara isim verip onları sınırlandırmak istememiş, çünkü bütün şehirlerde bütün insanların hayatlarının bir döneminde bile olsa mutlaka var olan insanları yazmış. Normal bir ailede dünyaya gelmiş, küçük yaşta annesini kaybetmesiyle ailenin derin bir yas içine girdiği, evde neşeli her şeyin kaybolduğu, evin tüm işini yüklenmiş, iş kazası geçiren ve uzun bir süre yaşamaz dedikleri babasına yedi seneden fazla bakım veren, sonrasında babasını da kaybeden ve bu defa aralarında çok yaş farkı olmayan erkek kardeşine bakan kuru kızın hikayesi… Kendinden başka herkesin hayatında var olan kuru kız, yaşadıkları mahallede tek yıkılıp yerine bina dikilmeyen evlerinde duvarların içinde hapsolmuş hayatını kardeşinin de ölmesiyle değiştirmeye karar verir. O zamana kadar mahalleli onun akıldan yoksun olduğunu zanneder ve seneler boyu kuru kızdan hem faydalanır hem kardeşi de öldükten sonra tamamen kandırıp dolandırmaya, tecavüz etmeye, akla gelebilecek her türlü kötü şeyi yapmaya çalışırlar. Mahalleli o kadar gerçek anlatılmış ki, Ayfer Tunç’un toplumumuzu bu kadar derin, doğru nasıl tanıdığını aklım almıyor. Ama her şeye rağmen salt bilgiye aşık bu kuru kız, 40 yaşına kadar hiçlik ve acı dolu yaşadığı bu hayatını geride bırakmaya, özgürleşmeye, hayata başlamaya, hayatı yaşamaya hazırdır ve buna cesaret ederek daha önce hiç uçağa binmemiş, uzun yol gitmemiş olsa bile dünyanın sonu denen Ushuaia şehrine gidip orada
Edebiyat
Kuru KızAyfer Tunç · Can Yayınları · 20237,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2024 00:00
Tam ihtiyaç duyduğum zamanda girdi hayatıma bu kitap. Daha çok kadınların üstünde yoğunlaşmış öfke patlamalarını, insanlarla kurduğumuz üçgen ilişkilerini, döngüsel danslardan nasıl kurtulabileceğimizi danışan örnekleriyle anlatan mükemmel bir kitap. “Haklı öfke yoktur, haksız öfke de yoktur. Öfke sadece bir işarettir.” Kabullenmesi zor olgulardan bahsediyor, çünkü öfke hissettiğimizde muhakkak ki karşı taraf suçludur, bizi sinirlendirecek bir şey yapmıştır ve bunu yapmaması için çıldırıp dururuz. Halbuki tüm süreç boyunca; bizi öfkelendiren olaylar olup sonrasındaki tepkilerimiz süresince yaptığımız tek şey statükoyu korumakmış. Evet kitap tüm kavgaların statükoyu korumak için yapıldığını söylüyor. Yetmezmiş gibi, değiştirip kontrol edebileceğimiz tek insanın kendimiz olduğunu da ekliyor. Açıkçası yumruk etkisi uyandırdı bende hepsi. Öfkelendiğimde mümkün değil karşı tarafı suçlamadan o hissi yaşamam, oysa tamamen benimle ilgili olduğunu düşünmek beni dumur etmişti. Temeline inmeyi, bu hissi neden yaşıyorum diye sormayı henüz tam anlamıyla başarmış değilim, bunun için uğraşıyorum. Elbette tüm bunları psikoterapi seanslarıyla desteklemek gerektiğini yazar da son bölümde mutlaka ekliyor, verdiği danışan örneklerinin uzun süreler psikoterapi aldığını da ekliyor. Uzun lafın kısası öfke problemi olan herkesin muhakkak okumasını isterim, bu kitabın çok farklı pencereler açacağına eminim.
Psikoloji
Öfke DansıHarriet Lerner · Varlık Yayınları · 20254,882 okunma
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2022 00:00
SPOİLER İÇEREN BİR YORUMDUR! Kapak Kızı, Yeşil Peri Gecesi kitaplarının tamamlayıcısı Osman. Üçlemenin son vuruşu benim gözümde. Diğer kitapların da incelemesi yazılmalı ama benim için bambaşka olan Osman'ı anlatırken onlara da değineceğimden tek inceleme yapmak istiyorum. Tamamen bir çöküş öyküsü, aşağıya doğru inen bir yaşamın yürek burkan sonuyla, boşa geçmiş bir hayatın can acıtan devasa ayrıntılarıyla baştan sona bir bitiş öyküsü. Sadece Osman'ın çöküşü değil elbette, neredeyse kitapta adı geçen bütün karakterlerin yaşamın sonunda hayata kaybetmişliği var. Çok azı gerçekten mutlu olmuş ve iyi yerlere gelmiş. Osman'ın ölmesiyle başlıyor kitap. Daha en baştan kalbiniz kırılarak başlıyorsunuz. Yeşil Peri Gecesi'nin sonunda deli gibi merak edilen ''Osman'a ne olacak?'' sorusunun yanıtını doğrudan böyle almak, nasıl diyeyim çok çok üzücü. Gerçek bir kaza mı yoksa bir intihar mı onu anlamaya çalışıyoruz hep beraber okurken. Aslında somut bir cevaba ulaşılmıyor kitapta, net bir şekilde kazaydı ya da intihardı yazmıyor hiçbir yerde. Yazmaması da ayrı bir güzellik katıyor, okurun kendisine yorum hakkı tanıyor yazar. 500 sayfalık bir hayat hikayesinden yola çıkarak bu yaşamın nasıl sonlandığını sizin zihninize bırakıyor. Osman'ın geriye kalan günlüklerinden, hayatına dokunmuş insanlarla yapılan görüşmelerden benim anladığım; Osman'ın hayatına kendi son verdiği. O kadar içine dönük, o kadar duygusal, o kadar kendini bulamamış bir karakter ki... Okurken sık sık keşke şimdi karşımda olsa da ona sımsıkı sarılsam, ''yalnız değilsin Osman'' diyebilsem, onun içine attığı her şey için onunla beraber ağlasam, ona iyi gelsem dedim. Sık sık gözlerimi doldurdu çocukluğu, bitmek bilmeyen yalnızlığı... YEŞİL PERİ GECESİ'nde Şebnem: ''Doğurmadım. Ama Osman'ın annesi oldum. Osman'ın annesi
Edebiyat
OsmanAyfer Tunç · Can Yayınları · 20208,3bin okunma
9/10
·112 syf.··
2020 7. kitabı
Uzun bir aradan sonra zevkle okuyabildiğim bir kitap daha. Marquez'in kaleminin tartışmasız gücüyle beraber kitabın anca ortalarına gelindiğinde kafaya oturan karakter şemaları hariç, bütün olay örgüsü ve anlatımı mükemmeldi. Bu karışık karakter şemaları da yazarın vazgeçemediği bir tarzı, anlamakta güçlük çektirse bile okurken ayrı bir zevk veriyor. Yani Marquez'in kitaplarını okumak istiyorsanız biraz sabırlı ve önyargısız olmanız gerekir, ki sonuna geldiğinizde buna pişman olmazsınız. Bir de kitaba başlarken kapağının hiç de anlamlı gelmediğini ama okurken ve bitirdikten sonra çizilen, yerleştirilen her bir figürün ne kadar da cuk oturduğunu söylemeden geçmeyeceğim çünkü tüm kitaplarının kapakları bu şekilde, kitabın bir özeti gibi. Ayrıca bir kitap kapağı yorumu gerektiren tarzda ve bu okuyucu için hoş bir ayrıntı. Gelelim konusuna; Kırmızı Pazartesi, işleneceğini herkesin bildiği ama kimsenin engel olmadığı bir cinayetin öyküsü. Baş karakterin öldürüldüğü ilk satırlardan belli olmasına karşın kitap oldukça sürükleyiciydi. Adım adım bu cinayetin nedenlerini, katillerini, şahitlerini çözmeye çalışmak benim için zevkliydi. Aynı zamanda herkesin bu cinayetin gerçekleceğini bilip de kimsenin bir şey yapmaması ciddi anlamda şaşırtmıştı. Yani yalnızca bir cinayetin arka planını değil, bir halkın ortak davranış biçimlerini de ortaya koymuştu yazar. Marquez'in sıradışı gerçeklik tarzında yazıyor oluşu, ayrı bir hava kattığından kitabın bazı yerlerini daha anlamlı kılıyor. Mesela kurban öldükten sonra katiller dahil kasabadaki herkesin üstüne onun güzel bir kokusunun sinmesi, okuyucuya masum olduğunu düşündürten hoş bir ayrıntıydı bence. Ve adım adım ölümüne giderken insanların hiçbirinin onu görmemesi, katillerinin birileri onlara engel olsun diye herkese cinayet
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma