Literda - Allah ile Randevu
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 04:55
Kitabın kötü bir özelliğiyle başlamak istiyorum: Bitmesi! Halis Hoca kitaptaki her bölümün başına öyle güzel dualar eklemiş ki; keşke telif hakkı mevzusu olmasaydı da hepsini paylaşabilseydim. Herkes hem dünyası hem ahireti için kendine bu duaları etsin isterim. Kitap bizi Musa Aleyhisselam'ın serüvenine eşlik ettiriyor. Bebekliğinden başlayıp Firavun'la yüzleştiği sahnelere dek an be an yaşadıkları, hissettikleri ve bu sırada Rabbimizle kurduğu o özel bağ, Rabbimize ettiği dualar, Rabbimize karşı hüsnüzanını, ümidini asla elden bırakmayışı ve neticede hem dünyası hem ahireti kurtulanlardan olması anlatılıyor. Rabbimiz Furkan Suresi 77. ayette "Duanız olmasa ne öneminiz var?" buyurmuş, Rabbimize duamız biz zerrecik kulların elindeki tek sermaye, işte bu kitabın her sayfasında duanın önemi sıkça hatırlatılıyor. Musa Nebimizin serüveni üzerinden ilerlediği için okuması kolay, hızlı ve akıcı, hemen bitmemesi için günlere yaydığım bir kitaptı. Eşime dostuma hediye etmeyi de düşünüyorum, sadece bölüm başlarındaki dualar için bile alınır. Bir tanesinden kısa bir bölümü ekleyerek gönderimi bitireyim: "Ya Rabbi! Beni nefsimin bitmek bilmeyen arzularına mahkum eyleme. Dinini kendi konforuna uydurma çabasından ve hoşuma gitmeyen hükümlere karşı büyüklenmekten Sana sığınırım. Kalbimi 'ben bilirim' diyenlerin karanlığından koru; bana 'Sen ne dersen o doğrudur' diyebilecek bir teslimiyet lütfet. ... Duygularımın beni yanılttığı anlarda, hoşlanmadığım şeylerin içinde gizlediğin hayırları görebilecek bir basiret ihsan eyle." Literda Halis Aydemir
Din
LiterdaHalis Aydemir · Timaş Yayınları · 20261 okunma
5/10
·368 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:55
Çok uzun incelemelerden hep nefret ettim çünkü bir gün o nefret ettiğimi yapmak zorunda kalacağımı hiç düşünmezdim. Benim düşünceme göre; Kitabı yorumlara güvenerek hevesle aldım ancak daha ilk sayfalarda fırlatıp atmamak için kendimle savaştım diyebilirim. Sözde kadın psikolojisini konu alıp başlık edinen kitabın ilk bölümlerinde kadının psikolojisinden çok nasıl davranması gerektiğiyle ilgili “akıllı kadın şöyle yapar, akıllı kadın böyle yapar” cümleleri baz alınarak bir kalıba sokulmaya çalışılmış. Bölümlerin devamında ataerkil yapının bozulması gerekliliği ve kadının 2.plana atılması hususuna dikkat çekilse de ana tema yine kadının aşırı duygusal ve hassas yönlerini neden gösterip yine gelenekselci görüşte tıkanmış.Nitekim yazar, kadın duygusal yönüne uygun mesleği seçmeli (öğretmenliği örnek göstererek devam etmiş) derken başka bir bölümde “cinsiyetinden dolayı bir insanın başarısı engellenmemelidir.” diyerek kendiyle çelişkiye düşmüş.Çok şükür ki kadını kalıba sokmaya çalışırken aralara eşitlik serpmeyi de ihmal etmemiş. Dikkatimi çeken başka bir bölüm de feminizmi eleştirdiği kısım. Bir yerde tam olarak şöyle diyor “Yaş 50ye yaklaşmış maddi kazancı artmış erkekler ‘eşime karşı bir şey hissetmiyorum, dünyaya bir kez geldim bari istediğimle olayım derken eşi yanında ağlayarak tedaviye geliyordu. Feminizmden sonra bu durum tersine döndü ve kadınlar bu şekilde düşünmeye başladı.Feminizm çıkış noktasından saparak erkeklerden nefrete dönüştü.’” diyor. Feminizm erkek düşmanlığı olmadığı gibi kadının yeri de evi ve çocukları onu iten, aşağılayan, aldatan kocasının yanı değildir.Elbetteki aile çok önemli ve saygı duyulması, korunması gereken bir kavram ancak yapılan çifte standart bana göre gerçek aile yapısına uygun değil!!!
Duygu ve Düşünce
Kadın PsikolojisiNevzat Tarhan · Timaş Yayınları · 20212,088 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·280 syf.··
2026 3. kitabı
Bugün bir anne olarak kendimi çok tükenmiş hissettiğim bir gündü. Çocuğumu, arada sırada onun bir diğer ebeveyni olduğunu hatırlayan canım eşime bıraktım (eşimi seviyorum ama bu cümleyi tüm anneler anladı bence) Biraz kendimle kalmaya ihtiyacım vardı; kitabımı kaptığım gibi kendimi doğaya attım. ​Ve tam 14. sayfada bu cümle karşıladı beni: ​"Çocuğun olduğu yerde sessizlik olmaz." ​Bu kitap resmen benimle konuştu! Sizce de bu sihir değil de ne? En derin yalnızlığımızda rehberlik eden kitaplara öyle ihtiyacımız var ki... Bu bölümü bitirdiğinizde, çocuklarınızın hayatınıza kattığı her bir ses için içinizden binlerce kez şükretmek gelecek, eminim. ​ Hadi gelin, birlikte okuyalım! ​Bu kitabı okudunuz mu veya listenize aldınız mı? Bizimle konuşan bu sayfaların içinden kalbinize en çok dokunan cümleleri yorumlara yazın, harika bir anne-baba dayanışması başlatalım. ​Çocuklarımızı büyütürken yalnız olmadığımızı hatırlamaya ihtiyacımız var. İzin verelim kitaplar elimizden tutsun, izin verelim el ele verelim. Hem kendimiz hem de yetiştirdiğimiz nesiller için birlikten kuvvet doğsun! Profilimdeki linkten Instagram'a beklerim. Kitap incelemelerimin görsel ve video içeriklerini Instagram hesabımda paylaşıyorum.
Yaşlı Adam ve Deniz
8/10
·88 syf.··
2026 21. kitabı
2026- 25.kitap Kitabın Adı : Yaşlı Adam ve Deniz Yazarı : Ernest Hemingway Yayınevi : @bilgiyayinevi Türü : Roman Basım Yılı: 2024 Sayfa Sayısı: 86 Sayfa Düşünceler : Ernest Hemingway ( 1899-1961 )ismini duyunca ilk olarak aklımıza 'Silahlara Veda' ve 'Çanlar Kimin için Çalıyor' romanları gelir. Oysa yazarın 1951 yılında yazdığı 'Yaşlı Adam ve Deniz ' kısa romanı 1953 yılında aldığı Pulitzer Ödülünü kazanmış , 1954 yılında kazandığı Nobel Ödülünün de en önemli nedenlerinden birisi olmuştur. Hatta Zülfü Livaneli bu kitaptan esinlenerek ' Balıkçı ve Oğlum ' romanını yazmıştır. Hemingway bu romanın hayatı boyunca yazabileeği en iyi şey olarak belirtir. Bir tanesi 1990 yılında başrolünü Antony Quinn 'in oynadığı olmak üzere üç kere filme uyarlanan eserin 2000 yılında animasyon kısa filmi de Oscar Ödülüne layık görülmüştür. İhtiyar Balıkçı adıyla da bilinen eser Santiago adında yaşlı bir balıkçının oldukça büyük bir kılıçbalığı ile mücadelesi anlatılır. İhtiyar Balıkçının olmasına yakalanan ama ölmeyen kılıçbalığı ihtiyarı sürüklemeye başlar. İhtiyar Balıkçı kılıçbalığının ölmesini beklerken geçmiş hayatıyla da hesaplamaya girer. Balıkçı bir yandan da denizin vahşi doğası ile de mücadeleye girer. Denizi Kutsal bir tarla gibi gören İhtiyar balıkçının tecrübesi O'nu nereye kadar götürebilir ? Köpekbalıkları,açlık,susuzluk gibi pek çok tehlike barındıran denizin içinde tek başına bedensel ve ruhsal varoluşunu sorgulayan balıkçının sonu sizce ne olacak ? Hemingway 'in kendine has üslubu ile gemiciliğe ait terimleri bolca kullandığı bu eseri bir solukta okudum. Jack London deniz öykülerinde daha çok maceraya öncelik verir. Herman Melville 'nin Moby Dick eserinde ise doğanın gücü eşliğinde intikam öyküsü anlatılır. Bu eser ise daha çok denizin insan yaşamı üzerindeki
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541,1bin okunma
Kurtuluşa giden yol
Puan vermedi·160 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Aynı hikâyede 3 farklı kişinin gözünden Atatürk'ü okudunuz mu hiç? Biri Atatürk'ü Atatürk'ün gözünden, biri Atatürk'ün bir askerinin gözünden, diğeri ise bir çocuğun gözünden. Her bölüm sonunda bir sonraki bölüm hakkında bir cümle ile merak canlı tutulurken her bölüm başında da bir iki cümlelik geçmiş bölümden tekrar ile sürekli bir bütünlük sağlanmış. Bu bütünlük çocukların gözünde Atatürk'ün hikâyesini nasıl kalıcı kılar öğretmen arkadaşlarım bilir. Bu kitabı okurken oğlum okuldan geldi, öyle bir coşkuyla kitabı okumalısın dedim ki sen ne zaman bitirirsin diye sordu. Eşime öyle bir anlatmışım ki kitap okumayan adam aslında böyle kitapları ben de okumalıyım dedi. Eşim de dahil kiminle yazar hakkında konuşsam yazarı herkes tanıyor. Bir ben kalmışım bilmeyen. Bir yetişkinin gözüyle Atatürk'e çocukça bir sevgi, bağ oluştururken bir çocuk gözüyle vatan sevgisi, ülke ve vatandaşlık bilinci sağlıyor bu kitap. Varlığın içinde büyümüş çocuklarımıza vatanımızın kurtuluşunun nasıl yoksulluk içinde olduğunu anlatan öyle sayfaları var ki. Daha güzel anlatılamazdı. Müftü Efendiyi, cılız tavuğu, Şükrüye Hemşireyi... hangi birini sayayım? Ve biliyorum ben bu yoruma ne yazsam da kitabın güzelliğini anlatamayacağım. O yüzden lütfen en kısa herkes okusun, okutsun. Ataturk'ü bu kitaptan tanımak her çocuğun hakkı . Sarışın bir kurda benziyordu... Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Sakarya Savaşı, 22 gün 22 gece sürdü. 13 Eylül 1921'de zaferle sonuçlandı. Dünyanın en uzun meydan savaşı olarak tarihe geçti. Atatürk'ün atının adı "Sakarya" idi. Bu at, onun en sevdiği arkadaşıydı. Dünyada, çocuklara bayram armağan eden tek lider Atatürk'tür. Elbise ödünçtü ama, O elbiseyi giyen Yürek, koskoca bir millete ayağa kaldıracak kadar güçlüydü. Sessiz bir odada düşüncelere
Kurtuluşa Giden YolNaim Babüroğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma
Gerçekleşmeyeceğini Bile Bile Bir Umuda Sarılmak
Puan vermedi·268 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 16:58
Doğan Cüceloğlu’nun dili gerçekten o kadar sade ve o kadar sıcak ki, kitabı okurken ister istemez seni içine çekiyor. Kısa süre önce Aziz Nesin’in Biz Adam Olmayız kitabını okumuştum. Bu kitapta da yazarın verdiği birçok örnekte Aziz Nesin’in gözlemlediği insan tipleriyle tekrar karşılaştım. Aziz Nesin mizahla yüzümüze vururken, Doğan Cüceloğlu empatiyle ve anlayışla anlatmaya çalışıyordu. Bu iki farklı yaklaşımı görünce mizahın ötesinde, insanı ve toplumu okuyabilmenin ne kadar büyük bir yetenek olduğunu bir kez daha düşündüm. Kitap 1979 yılında yazılmış. Okurken aklıma sık sık şu soru geldi: Acaba yazar bugün aynı kitabı yazsaydı bu kadar naif ve iyimser bir yaklaşım sergileyebilir miydi? Dönemin koşullarını bugünküyle kıyaslayınca, bazı noktalarda iyimserliğin fazla ağır bastığını düşünüyorum. Eskiden bir trafik kazasında arabadan inip iki küfür iki yumrukla olay bitebiliyorken, bugün en ufak bir harekette bıçakla, silahla yaralama ve hatta öldürme olayları yaşanabiliyor. Ben de hayatım boyunca iletişimin önemine inanan biri olsam da, artık eşime ve dostuma “trafikte haklı bile olsan dikkatli ol” diyorum. Çünkü öfkenin sınırı kalmadı. Bu kitabı okuyan birçok insan “bunları zaten biliyorum” diyecek. Ben de bildiğim halde keyif alarak okudum. Ama asıl mesele bilmek değil, uygulamak. Birçok insan uyguladığını sanırken bile farkında olmadan tam tersini yapıyor. Bu yüzden bir ara “keşke bu kitap okul müfredatına konabilse” diye düşündüm. Erken yaşta öğretilse çok faydalı olurdu. Sonra kendi kendime gülümsedim. Çünkü bugün elli kişilik bir sınıfta herkes bunları anlayabilir belki ama insanı zamanla başka birine dönüştüren düzenin içinde, buna ne kadar izin verirler emin olamadım. Kitapta değindiği bazı noktalar beni özellikle etkiledi: Bir ülkenin trafik
İnsan İnsanaDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20219,7bin okunma