+ama sen de ara sira kiziyorsun?
-simdi degil artik! simdi rahatim...ben etrafimi sevmezsem rahat edemiyorum. her sey icimde altust oluyor sanki.
sabir, insanoglunun tek kalesidir.
ben bu kalenin icinden onu dinliyorum. fakat duvarlari bu odada cok ince.
ben asktan daima kactim. belki bir eksigim oldu. fakat rahatim. askin kotu tarafi insanlara verdigi zevki eninde sonunda odetmesidir. su veya bu sekilde... fakat daima odersiniz. hicbir sey olmasa, bir insanin hayatina luzumundan fazla girersiniz ki bundan daha korkunc bir sey olamaz.
hayatimizin bir devrinden sonra basimiza gelen seylere o kadar hazirlanmis oluyoruz ki, kederimizi kendi icimizde tasir gibi yasiyoruz.
Dante’nin isteyerek hüzün içinde yaşayanları “Cehennem”in derinliklerine yerleştirdiğini okuyuşumu, bunun üzerine fakülte kütüphanesine gidip İlahi Komedya’nın “güzel havada somurtanların” iç çekip iç karartıcı bataklığın dibinde yattıkları bölümünü okuyuşumu anımsıyorum: Güneşin neşe saçtığı güzel havada hüzünlüydük.