5 Ağustostan itibaren bir kabus görüyorum, tek bir hayat ışığım var. Ona ve onun getirdiği umutlara tutunuyorum. Kışıma bahar oluşu bana güç veren. Kabuslarıma çiçek açtırıyır olması inancımı diri tutan. Güzel kalbi bana bu kabusa bile şükür ettiren. Olmasaydı düşüncesi beynimi durduran. Bir kuyuya düşmüşüm gibi hissettiğimde en derinlerime işleyen sesi, beni orada boğulmaktan kurtaran.
Artık biliyorum ki en kötü kabusun bile bir hayat ışığı vardır elbet. Görmesini, sevmesini, elinden tutmasını bilene tabi. Ve kabusa bile şükür eder olursun belki de. Sonra da delirdiğini düşünürsün. Ahh hem müebbet yemiş mahkumum hem de bir kuş kadar özgür. İşte dostlar deliriyorum galiba.
"Ne diyorsun evladım sen, babanımı öldüreceksin?"
"Evet, öldüreceğim. Çoktan başladım bile. Öldürmek derken öyle Buck Jones'un tabancasını alıp dan diye öldürmeyi kastetmiyorum. Öyle değil. Kastettiğim onu kalbimde öldürmek. İyiliğini istemekten vazgeçmek. Derken bir gün ölüp gidecek."