9/10
·120 syf.··
2026 17. kitabı
Kitap cılız, kararsız ve yönsüz bir esinti gibi başlıyor ama iki dostun 41 yıl sonra buluşup akşam yemeğinden sonra mum ışığında başladığı konuşma bölümüyle sohbet olmaktan ziyade monoloğa, hatta bir iç konuşma halinde sizi ustalıkla hikayede tutan ve içine çeken bir girdaba dönüşüyor. Edebi açıdan doyurucu ifade gücünün tadını ala ala dalıyorsunuz burgacın kıvrımlarına...
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,6bin okunma
“Ev’im BEN’im”
10/10
·504 syf.··
2026 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 11:48
Uzun zamandır okuduğum bir kitabın içinde kendimi bu kadar derinden hissetmemiştim. Belki de “Benim evim neresi?” sorusunun zihnimin en derin yerlerinde yankılandığı bir zamana denk geldiği içindir. Çünkü Ev, aslında yalnızca Porto’dan İspanya’ya uzanan bir Camino yolculuğunu anlatmıyor; insanın kendine, yaralarına ve ait olduğu yere doğru yürüyüşünü anlatıyor. Seher’in çıktığı bu yolculuk boyunca karşılaştığı insanlar gibi, hepimiz farklı sebeplerle yürüyoruz hayatta. Kimi bir acıyı geride bırakmak, kimi bir kaybı anlamlandırmak, kimi de sadece kendini bulmak için.Ve yol, tıpkı kitapta olduğu gibi, insanı dönüştürüyor. Bu yüzden kitap bittiğinde sanki o uzun yolu ben yürümüşüm gibi yorgun, umutlu ve huzurluydum. İçime dokundu; en kırılgan, en yaralı yerlerime temas etti. Tatlı bir esinti bıraktı içimde. Kendini bir yere ait hissedemeyen çocuklar, daha küçüklükten kendi yaralarını üflemeyi öğreniyor. Belki de bu yüzden insanın gerçek evi bir şehir, bir ülke ya da bir bina değil; kendine dönebildiği yerdir. Ve galiba insanın en uzun, en zor ama en kıymetli yolculuğu da kendinden kendine çıktığı yolculuktur. “Bazı insanlar bir eve ulaşmak için yola çıkar; bazıları ise yol boyunca evin aslında kendi içlerinde olduğunu keşfeder.” Nermin Yıldırım, Dokunmadan kitabıyla bana dokunup, sarsmıştı. Şimdi Ev kitabıyla içime kök salan yazarlardan oldu.
Edebiyat
EvNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20256,8bin okunma
Reklam
8/10
BERNARDA ALBA’nın EVİ Merhaba sevgili okur 22 Mayıs 2026 tarihinde Çankaya Akün Sahnesinde izleme fırsatı bulduğum #bernardaalbanınevi adlı tiyatro oyununun yorumu ile karşınızdayım. Öncelikle orijinal metne sadık kalınarak hazırlanmış şahane bir oyundu. Ben çok beğendim . Ailesinden miras aldığı katı geleneklere körü körüne bağlı olan Bernarda, kocasının ölümüyle beş kızı, yaşlı annesi ve hizmetçileriyle sekiz yıllık bir yas sürecini başlatır. “Sekiz yıllık yas süresince, sokaktan hiçbir esinti bu eve girmeyecek. Kapıları ve pencereleri tuğlalarla ördüğümüzü varsayacağız. Babamın evinde ve dedemin evinde de durum böyleydi.” Ancak bastırılan her duygu, kapalı kapılar ardında görünmez bir fırtınaya dönüşür. Kız kardeşler arasındaki gizli bakışlar, fısıltılar ve kıskançlıklar, Bernarda’nın kurduğu bu sahte düzenin temellerini sarsmaya başlar. Baskıcı bir ortam, boğucu bir sıcaklık, hiçbir sırrın uzun süre saklanamayacağı ve dedikodunun sosyal hayatın merkezinde olduğu bu kasabada erkekler tarafından neredeyse susturulan kadınlar, kasabanın diline düşebilecekleri herhangi bir sebep için birbirlerini gözetler dururlar. Kadınlara karşı adaletsizliği, sosyal ikiyüzlülüğü ve muhafazakâr ahlakı tasvir etmenin yanı sıra, Bernarda'nın hizmetçileriyle olan ilişkisinde açıkça görülen sınıf ayrımıda dikkat çekmektedir. Öyle ki, anneler kızlarına kendilerinin çektiği aynı eziyetleri yaşatmaktan çekinmezler ve belki de erkeklerden daha büyük bir fanatizmle, önce babanın sonra da kocanın kızları üzerindeki egemenliğini savunurlar. "Burada benim sözüm geçer! Gölgeler bile benim iznim olmadan kımıldayamaz!" diyen bir otoritenin, insan ruhunun en saf arzusu karşısında ne kadar çaresiz kalabileceğine tanıklık edeceksiniz. Bu evde yas sadece siyahlara bürünmek değil; yaşama arzunu diri
Bernarda Alba'nın EviFederico Garcia Lorca · Dönem Yayınları · 1965181 okunma
Puan vermedi·76 syf.··
2026 84. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 15:55
Kitabın adı: Özgürlük Masalı Yazarın adı:Necati Tosuner Sayfa sayısı: 76 Kitabımız hafif bir esinti gibi insanın ruhuna dokunan öykülerden oluşuyor. Yazarımız bu öykülerde yalnızlığı çaresizlikleri arayışı bulamayışa yazgılı oluşu ve bunun içi işleyen sızısını dile getiriyor. İçten anlatımıyla tutkuların dinlet bilmeyişine ayna tutuyor özgürlük masalı kişinin duyguların bulanıklığına gizlenmiş iç dünyasını gözler önüne seriyor. Bulvarda serçelerin akşam vakitleri toplanıp ötüştükleri bir köşe vardır ya bilmem aklında yanlış mı kalmış işte kitabımız öyle bir şey.
Özgürlük MasalıNecati Tosuner · İş Bankası Kültür Yayınları · 201299 okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Satırlarımın arasından bugün hepimizin seslendirmecilik hayatıyla tanıdığı Yekta Kopanın bu seferde yazarlık deneyiminden olan bu tatlı öykü kitabını değerlendireceğim. Öyküler oldukça kısa 1-2 sayfalıktı . Okuduğunuz öyküler bir esinti gibi geliyor saçlarnızı dalgalandırıyor fakat öykülerin ne bir sonu oluyor ne bir başı bize kalansa onların hissiyatı oluyor. Kimi zaman öykülerin başına kafamdan bir olay ekledim kimi zaman entrikalı bir son. Ama hoşuma giden yanı da buydu hep okuduklarımızdan farklı olması . Bir olay örgüsü yada heyecan olmamasına rağmen oldukça akıcı bir kitaptı . Her zaman bellirgin bir son arayanların sevmeyeciği bir kitap ama bizim gibi kafasında kendi sonlar bulmayı sevenlerin bayılacağına eminim. Kitap benden tam not aldı . Öykü sevenlere kesinlikle önerimdir.
Belki Yaz Erken GelirYekta Kopan · Can Yayınları · 2024829 okunma
6 Saat 22 Dakika
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
6 Saat 22 Dakika, tarihin derinliklerinden süzülüp gelen manevi bir esinti gibi okuru sarmalayan, geçmişin tozlu sayfalarını günümüzün zarif Türkçesiyle yeniden canlandıran destansı bir yolculuktur. Eser, Osman Gazi’nin bir gece boyunca Kur’an-ı Kerim’in huzurunda sergilediği o meşhur ve vakur duruşundan başlayarak, İslam’ın nurlu yollarında yürüyen kahramanların izini sürer ve okuyucuyu İstanbul’un fethindeki o sarsılmaz imanın tam kalbine, Fatih’in atının nalları altındaki toprağa kadar götürür. Yazar Ahmet Yalçın, mekanı ve zamanı sadece rakamlardan ibaret görmeyip onları derin bir mana ile yoğururken, okur kendini bir anda Medine müdafi "Çöl Kaplanı" Fahreddin Paşa’nın Ravza-i Mutahhara’ya karşı beslediği o eşsiz vefanın içinde, hüzünlü ama bir o kadar da gururlu bir sessizliğin ortasında bulur. Kitap boyunca adalet, merhamet ve kahramanlık temaları birbirine eklemlenerek devasa bir medeniyet tablosu oluştururken, yazarın betimleyici dili sayesinde Eylül ayının hüznüyle Medine’nin mukaddes havası birbirine karışır; bu durum okura sadece bir tarih okuması değil, aynı zamanda ruhu dinlendiren ve köklerine döndüren masalsı bir tefekkür fırsatı sunar. Her bir yaşanmışlık, Osmanlı’nın sadece sınırları değil, gönülleri de nasıl fethettiğini anlatan birer ilmek gibi işlenerek, okuyucunun zihninde bir bütünü, yani sarsılmaz bir inancın ve vefanın tarihini nakşeder. Eğer siz de tarihin sadece rakamlardan ibaret olmadığını hissetmek, köklerinizle yeniden bağ kurmak ve ruhunuzu bu manevi iklimde dinlendirmek istiyorsanız, bu benzersiz şaheseri mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Her sayfasında ayrı bir ders, her satırında ayrı bir duygu barındıran bu kitap, kütüphanenizin en değerli köşesinde yer almayı ve tekrar tekrar okunmayı kesinlikle hak ediyor; bu büyüleyici yolculuğa
Düşünce
6 Saat 22 DakikaAhmet Yalçin · Hasbahçe Yayınları · 202550 okunma
Reklam
Reklam