“Sevgi, edilgin bir duygu değildir; sevgi, bir şeyin içinde kaybolmak değildir. Sevgi, etkin bir uğraştır; sevgi, ‘bir şeyin içinde olmak’ değil, ‘bir şeyin içinde gelişmektir’.”
Güzellik, onu görebilen gözlere muhtaçtır. Bir şeyin güzel olup olmadığı, yalnızca onun doğasında mı saklıdır, yoksa onu görenin bakışında mı? İşte asıl soru bu.
Ben diyorum ki, güzel gördüğüm için güzeldir. Çünkü görmek, yalnızca gözle değil, ruhla olur. Dünyada nice çiçek açar, nice melodi yankılanır, nice sanat eseri sergilenir ama onu görecek, duyacak, hissedecek biri yoksa, güzellik yalnızca bir ihtimal olarak kalır.
Erich Fromm, sevgiyi bir sanat olarak ele alırken, onun edilgen bir duygu değil, bilinçli bir eylem olduğunu söyler. İnsan sevdiği için sever, sevginin nesnesi onu hak ettiği için değil. O halde, güzellik de aynı şekilde işlemiyor mu? Ben bir manzaraya baktığımda, bir insanın gözlerine daldığımda, bir melodiyi dinlediğimde ona güzelliğini veren şey, onun özünden çok, benim onu nasıl gördüğüm olabilir mi?
Eğer güzel olduğu için güzel deseydim, güzelliği benim dışımda, değişmez ve mutlak bir şey olarak kabul etmiş olurdum. Oysa ki, güzellik bana dokunduğu ölçüde vardır. Bu yüzden, ben güzel gördüğüm için güzeldir. Tıpkı sevginin, sevmeyi bilenin ellerinde anlam kazanması gibi… #k:414187