"Cânı cânâna kurbân eyleyen gelsin bu meydâne
Soyup benliğini uryân olan gelsin bu meydâne
Ne bilsin derdimi derdsiz olanlar anlamaz hâlim
Bu Allah derdidir âgâh olan gelsin bu meydâne"
Çeşm-i insâf kadar kâmile mîzân olmaz
Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz
Tâlib
"Kâmil, olgun bir insan için, insaf gözüyle bakmak en güzel ölçüdür.
Bir kişinin kendi eksikliklerini, kusurlarını bilmesi kadar güzel bir irfan, anlayış yoktur."
Ramazân-ı şerîf boyunca düzenli okuyamayıp hüznünü yaşamak yerine dinlemeyi tercih ettiğim Siyer-i Nebî'yi hitama erdirdim elhamdülillah. İş güç ile meşgul iken dinlemek, beni hem yaptığım işlerin boşluğuna dalmaktan alıkoydu hem de işitsel hafızası yüksek biri olarak söyleyebilirim ki kalıcılığı daha yüksek bir süreç oldu benim için. Salât ve selâm O'nun üzerine olsun.
Siyer-i Nebî bitince Şemâil-i Şerîf okumak istedim. Şu mübarek günlerin kalanında da onu bitiririm diye düşünmüştüm ama pek mümkün değil sanırım. Henüz kitabın başındayım ama sayfaları çevirince gözlerim doluyor. Hem düzenli okumak istiyorum hem de sürekli sayfaları karıştırırken buluyorum kendimi. Rivayetlere çarpıyor gözlerim; Rasûlullah'ın hüznünü, sakinliğini ve gönlüme ferahlık veren gülüşünü okuyorum. Bir tebessüm yayılmışken yüzüme tamam diyorum, şimdi başa dön ve sırayla oku. Hepsini oku ve O'nu daha çok tanı. Tanıdıkça daha çok seviyor, nasibime düşmüşse anlayabiliyor, bazen hüzünleniyor ve Rasûlullah gülümsedi diye okurken kendimi de mütebessim buluyorum. Ramazân-ı şerîfin bereketini, tazelenen sevgimde defalarca hissettim. Elhamdülillah bu bereketli aya ve biricik sahibine.
Vâsıl olmaz kimse Hakk'a cümleden dûr olmadan
Kenz açılmaz şol gönülde tâ kì pūr-nûr olmadan
Konyalı Şem'î
"Bir kimse kendisini Allah'tan uzaklaştıran her şeyi terk etmedikçe Hakk'a kavuşamaz.
Gönül nurla dolmadıkça, içindeki hazinenin açılması elbette mümkün değildir."