Dest-būsu ārzûsiyle ger ölsem dostlar
Kūze eylen toprağım sunun anınla yâre su
Fuzûlî
"Ey dostlarım! Eğer Hz. Peygamber'in elini öpme arzusuyla ölürsem; mezarımın toprağıyla bir kâse yapın ve o kâseyle Efendimiz'e su ikram edin. Bu vesileyle eline ulaşmış ve onun elini öpebilmiş olayım."
Mecnûn ile bir mekteb-i aşk içre okurduk
Ben Mushaf'ı hatm etdim o "Ve'l-leyl"de kaldı
Lâedrî
"Biz, Mecnûn'la birlikte aşk mektebinde okuyorduk. Ben, Kur'ân-ı Kerîm'in tamamını okudum. 0, 'Ve'l-leyl' sûresinde (Leylâ'da) takıldı kaldı. Ötesine geçemedi."
Peygamber Efendimiz'in beşerî hayâtını inceler, araştırır ve kaleme alırken, dâimâ bir "Müslüman ilim adamı" tavrı içinde olmaya çalıştım. Yazarken, hep yüklemi belli cümle kurmaya dikkat ettim. Mesâfeli bir üslûp kullanmadım. Fazla resmî bir ifadeye de iltifat etmedim. Peygamberimiz, dedim. Peygamber Efendimiz, dedim. Resûlullah Efendimiz, dedim. Peygamber-i Ekber dedim. Zât-ı Risâlet, dedim. Seyyid'ül-Mürselîn Efendimiz, dedim. Fahr-i Âlem Efendimiz, dedim. En resmî ifade olarak da, Hazreti Peygamber, dedim. Fakat hiç bir zaman "Hz. Muhammed" diyemedim.
Hulûliyle müşerref olduğumuz Ramazân-ı Şerîf cümlemiz hakkında müteyemmen ü mübârek ola. Feyzinden bol bol istifâde etmek cümlemize nasîb ü müyesser ola. İbâdetlerimiz ind-i ilâhîde makbûl, duâlarımız müstecâb ola.
Aşkî Muzaffer Ozak Efendi