Peygamber Efendimiz'in beşerî hayâtını inceler, araştırır ve kaleme alırken, dâimâ bir "Müslüman ilim adamı" tavrı içinde olmaya çalıştım. Yazarken, hep yüklemi belli cümle kurmaya dikkat ettim. Mesâfeli bir üslûp kullanmadım. Fazla resmî bir ifadeye de iltifat etmedim. Peygamberimiz, dedim. Peygamber Efendimiz, dedim. Resûlullah Efendimiz, dedim. Peygamber-i Ekber dedim. Zât-ı Risâlet, dedim. Seyyid'ül-Mürselîn Efendimiz, dedim. Fahr-i Âlem Efendimiz, dedim. En resmî ifade olarak da, Hazreti Peygamber, dedim. Fakat hiç bir zaman "Hz. Muhammed" diyemedim.