Esra

Dil öyle bir şey ki belâ da onda letâfet de.
Duygu ve Düşünce
Reklam
"Bu dârı benim başıma dar eyleme yâ Rabb Ağyâr elemin gönlüme bâr eyleme yâ Rabb Kurtar kerem et pâdişâhım kayd-ı sivâdan Âzâd olayım kârımı zâr eyleme yâ Rabb"
Şiir
Dest-būsu ārzûsiyle ger ölsem dostlar Kūze eylen toprağım sunun anınla yâre su Fuzûlî "Ey dostlarım! Eğer Hz. Peygamber'in elini öpme arzusuyla ölürsem; mezarımın toprağıyla bir kâse yapın ve o kâseyle Efendimiz'e su ikram edin. Bu vesileyle eline ulaşmış ve onun elini öpebilmiş olayım."
Şiir
Mecnûn ile bir mekteb-i aşk içre okurduk Ben Mushaf'ı hatm etdim o "Ve'l-leyl"de kaldı Lâedrî "Biz, Mecnûn'la birlikte aşk mektebinde okuyorduk. Ben, Kur'ân-ı Kerîm'in tamamını okudum. 0, 'Ve'l-leyl' sûresinde (Leylâ'da) takıldı kaldı. Ötesine geçemedi."
Şiir
Peygamber Efendimiz'in beşerî hayâtını inceler, araştırır ve kaleme alırken, dâimâ bir "Müslüman ilim adamı" tavrı içinde olmaya çalıştım. Yazarken, hep yüklemi belli cümle kurmaya dikkat ettim. Mesâfeli bir üslûp kullanmadım. Fazla resmî bir ifadeye de iltifat etmedim. Peygamberimiz, dedim. Peygamber Efendimiz, dedim. Resûlullah Efendimiz, dedim. Peygamber-i Ekber dedim. Zât-ı Risâlet, dedim. Seyyid'ül-Mürselîn Efendimiz, dedim. Fahr-i Âlem Efendimiz, dedim. En resmî ifade olarak da, Hazreti Peygamber, dedim. Fakat hiç bir zaman "Hz. Muhammed" diyemedim.
Din
Reklam