Esra

Zaman zaman insanın yaşam akışına yön veren güçlerin ne olduğunu düşünmek zorunda kalırım. Alın yazısı çok sığ ve akılsızca bir yorum gibi gelir bana. İnsanlar gerçekçi açıklama yolu bulamadıkları karmaşık durumlarda çoğunlukla böyle kaderci düşünceleri kalkan olarak kullanırlar. Tüm başarı ve başarısızlıklarını, böyle kendi dışlarındaki bir gücün sırtına yükleyivermek onları sorumluluktan kurtarıp rahatlatır.
Sayfa 81
Reklam
Birçok düşünür, uygarlığın çeşitli tanımını yapmaya uğraşmıştır. Bu, engellilerin de, ayrıcalıklarına rağmen kendileri gibi bir insan olduğunu unutmamaktır. Ancak, kendi benzerleri arasında olmanın sağladığı bu rahatlığın bazı tehlikeleri olduğunu da kısa sürede kavrayabildim. Bu kolayca, sakatlanan kişiyi olağan toplum ilişkilerinden uzaklaştırıp, kendi benzerlerinin kapalı halkası içine hapsedebiliyor. Bunun sonucu olarak öğrenim yılları kendi benzerlerine öz yatılı okullarda geçenler, daha sonra da kendi gibileri için kurulmuş çalışma yerlerine geçerek, toplumdan kopuk ve kısıtlı bir yaşam sürdürmek zorunda kalıyor.
Sayfa 77
Isely'nin yeni yaşamıma en önemli katkısı ise edindiğim bu yeni beceri ile geleceğim arasında bir bağlantı kurabilmeme yardımcı oluşuydu. Karşı karşıya geldiğimiz her fırsatta şu sözleri tekrarlayıp duruyordu: “Belki de hastalığın yolu ile Tanrı sana yeni bir görev veriy. Memlekette binlerce kör var. Yoksulluk içinde yaşıylar. Sen onlara aydınlığın yolunu gösterebiling.”
Sayfa 70
Bütün umudumu bir göz ameliyatına ve eski durumuma dönmeye bağlayan ben ise hangi gelecekten söz edebilirdim? Birbirini izleyen hayal kırıklıklarına rağmen, görme gücünü yeniden kazanma istek ve özlemini bir yana bırakmayı başaramamıştım. Bu durum, ümidi bir yana bırakıp ölümü kabullenmek gibi geliyordu. Öyle ya, ömür boyu kör kalacağıma inanmak başka ne anlama gelebilirdi? Kör Ali gibi köşe başına mendil serip dilenemez, Kuyucu Hafız gibi kuyu diplerine düşen tas ve kovaları çıkarmak elimden gelmezdi. Hasırcılar çarşısında taşlaşmış yüz ifadeleri göğe dönük, elleriyle biteviye sepet, sandalye hasırı ören kör işçiler vardı. Ben de bu zenaati öğrenip onların arasına mı katılacaktım?
Sayfa 61
Yelkenlerine rüzgar doldurmuş,hantalca emekleyip giden tekneleri gördükçe yanı başımdaki o artığa karşı içimi bir acıma duygusu doluyor. Onun da bizim gördüklerimize bakmak için hüzünle dolduğunu kurardım. Kim bilir bir zamanlar şu hurdalaşmış burnu ile yılmadan ne fırtınalar göğüsleyerek yol almıştı. Şimdi ise benim o dalı kolu sökülmüş tekne artığından bir farkım yoktu sanki. Onun gibi günden güne, aydan aya çekildiğim bu kıyıda eskimekten öte ne gelecekti elimden?
Sayfa 58
Reklam