Esra

Bu düşlere çoğu zaman doğduğum evde, annem, babamla başkası bilinenler bulunduğundan daha renkli ve istemek üzere katılıyordu. Bazen de düşlerimde, yoğun bir sis içinde kıpırdayan gölgeler gibi, ev sahibim, pansiyondaki kızlar ve uykularını bilmeyen kişileri de yer buluyordu. Bunların çizgileri, kıyafetleri, beden parçalarının belirsiz olmasına rağmen kişiliklerini ayırt edebiliyorum. Ne olursa olsun, karabasan ve düşlerim, içine itildiğim gerçeklerden daha çekici ve zengindi. Orada kimsenin koluna girip elinden tutmadan koşup atlayabiliyor, hatta kollarımı kanat gibi çırparak bulutlar arasında uçabiliyordum. Her yönü ve biçimiyle beni sakatlayan tutsakladığım kurtaran bu düşleri, gerçekler dünyasından daha çok özlüyor olmuştum.
Sayfa 40
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşamım boyunca nice kör, topal, çolak insan görmüştüm. Her şeyi kaybetmelerine rağmen bir yaşamdır sürdürüp gidiyorlardı. Mahallemizin savaş gazisi topal Ahmet tek ayağı üstünde sekerek her gün çarşıya inen yokuşu inip çıkmaktan yılmazdı. Kuyucu kör hafız kaldırım taşlarında değneğini tıkırdatarak "kuyuya kova, taş düşürenler...." diye haykırarak dolaşıp dururdu. Selamlığın “ahrazı” atçılıkta ünlüydü. Ama bütün bu yaşantılar bana galiba insanın bir organından yoksun yaşamını sürdürebileceğini öğretememişti. Daha tekerlekli sedyeye aktarılıp ameliyathaneye götürülürken sol gözümü kızgın şişler sokarak yerinden sökmeye çalışıyorlarmış gibi geldi. Gövdemdeki her kılın dibinden sanki bir pınar kaynıyordu. Her şey olup bitince yatağıma geri aktarıldığımda sanki benden koparıp aldıkları küçük bir organ değil de, her boyutu ile varlığımın büyük bir kesimini söküp almışlardı.
Sayfa 36
El ayak çekilip ev gece sessizliğine gömülünce yavaşça yataktan kalktım. Bir şeye çarpıp devirmemeye özenerek el yordamı ile bir sandalye bulup pencerenin önüne çöktüm. Buradan karşı kıyının Kandilli tepelerinden Beykoz koyuna kadar bütün kıvrımları, yalı ve koruları kafamda yeni çizilmiş bir tablo gibi canlı duruyordu. Şimdi burası gecenin sessiz karanlığına gömülmüştü. Ne sularda ışıl ışıl yanan yıldızlar, ne sessizce ilerleyen yelkenli bir teknenin hayali, ne de karşı kıyıların seyrek sepelek yanmayı sürdüren ışıklarından hiç birisini ayırt edemiyordum. Oysa Boğaz'ın en karanlık gecelerde bile düş ya da düşlemelere benzeyen gölge ve ışıltılardan oluşan, mahmur bir güzelliği vardı.
Sayfa 25
Yeni kuşağı yetiştirmekten sorumlu olanlar ne akla uyup da damarlarda kanın hızlanıp kafayı söze dökülemez özlemlerin karıştırdığı bu ayları sınav hazırlık süresi diye seçmişti? Poyrazın iliklere işleyip herkesi kabuk ve kovuğuna zorladığı günler torbaya mı girmişti? O günlerde, sıcak bir odada burnunu kitaplara gömüp içindekileri yalayıp yutmak ne kadar da kolaydı. On iki yıldır sınav ve okul derdi yüzünden şu baharın tadını doyasıya alamamıştık bir türlü.
Sayfa 18
10/10
·74 syf.··
2026 9. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 00:23
Hikâye, 1920'lerin Sovyet Kırgızistan'ında, her türlü yeniliğe kapalı, ücra bir dağ köyü olan Kurkurev'de geçer. Eğitim düzeyi çok yüksek olmamasına rağmen yüreği aydınlanma ateşiyle yanan genç ve idealist Duyşen, köye bir okul açmak ve çocukları eğitmek için gönüllü olarak gelir. Ancak Duyşen'in işi hiç kolay değildir; karşısında yüzyıllardır süregelen katı gelenekler, yoksulluk ve okumanın gereksiz olduğuna inanan bir halk vardır. Köylülerin alaycı tavırlarına ve zorlu kış şartlarına rağmen Duyşen, derme çatma bir ahırı okula çevirir. Duyşen'in bu süreçteki en büyük çabası ise amcasının yanında sığıntı gibi yaşayan, zeki ama yetim bir kız çocuğu olan Altınay'ı okutmaktır. Altınay'ın küçük yaşta zorla evlendirilmek istenmesi ve Duyşen'in onu bu karanlık kaderden kurtararak eğitim hayatına kazandırmak için verdiği amansız mücadele, hikâyenin ana eksenini oluşturur. Yıllar sonra Altınay, başarılı ve saygın bir akademisyen olarak köyüne döndüğünde geçmişi, çocukluğunu ve hayatını değiştiren o "ilk öğretmeni"ni derin bir minnetle hatırlar. İçeriği ve Temel Mesajları Eser, yüzeyde dokunaklı bir öğretmen-öğrenci ilişkisini anlatsa da derinlerde çok katmanlı toplumsal mesajlar barındırır: Eğitimin Dönüştürücü Gücü: Kitabın en belirgin mesajı, eğitimin imkânsızlıkları nasıl aşabileceği ve bir insanın kaderini nasıl baştan yazabileceğidir. Duyşen, çocuklara sadece alfabeyi öğretmez; onlara daha iyi bir dünyanın var olabileceğini göstererek zihinlerinde bir pencere açar. Aydınlık ve Karanlığın Çatışması: Aytmatov, eski feodal düzenin (cehalet, zorbalık, çocuk yaştaki kızların satılarak evlendirilmesi) karşısına yeni dünyanın ideallerini (eğitim, eşitlik, özgürlük) koyar. Duyşen, bu aydınlanma mücadelesinin vücut bulmuş halidir. İdealizm ve Saf Fedakârlık: Duyşen
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 201810,7bin okunma