Adı bilinmeyen bir ülkenin, adı bilinmeyen bir kentinde, adı bilinmeyen insanlarla...
Çünkü adlar önemsiz bazen ya da hep ama farkında değiliz-değildik. Ülkede birden yayılan bir körlük salgını , sadece hayal edin artık sizin için neler ne kadar önemli hale gelirdi ve neler önemsiz? Hangi sesi isterdiniz yanınızda, hangi ruhu? Hangi bedeni demiyorum kıyafet ev araba takı gösteriş nesneler vs.,bunlar anlamsızlaştı.. Uzuvlarımızdan en bariz ruhumuzu gösteren 'gözler-gözlerimiz' bembeyaz veya simsiyah bir dünyada ve artık işimiz bedenlerle değil ruhlarla..
- Ama şartlara göre değişir işler canım.
- Ama ya şartlara göre değilde ruhlara göre değişmeliyse işler 'canım'?
*
Saramagoyla tanıştık, iyi ki de tanıştık, anlatım betimleme incelik bunları kesinlikle okuyunca görün isterim. Bazen sorarlar ' sence ne okuyayım, ne önerirsin?' hatta bazen değil çoğu zaman aldığım soru ama okudugum kitaplar arasından kolay ayrım yapamam hepsi okunmalı gibi gelir, hangisini ayırt edeyim ki, kişiye göre zevkine göre önereyim diye düşünür cevaplarım. Artık önereceğim ilk kitaplardan 'Körlük'.. Çünkü fazlasıyla körleştik, gözlerimiz görürken ruhlarımız körleşti görmüyoruz birbirimizi ve ötesi(ni)...
*
Kitapta etkileyici aslında bir o kadarda basit(!) cümlelerden biri şu: ' Bir gün gözlerim yeniden görmeye başlarsa, başkalarının gözlerinin içine bakacağım, ruhlarını görebilecekmişim gibi,.. '
Peki sen ? En son ne zaman birinin gözlerinin içine baktın? Kıyafetine saçına başına orasına burasına değilde, statüyü gücü güçsüzlüğü açığını bulmayı önemsemeyip, yüzüne gülüp arkasından dakikalar sonra gıybetini yapabileceğin bir hata arar şekilde değilde, bambaşka yüzlerce şeyi önemsemeden, en son ne zaman birinin gözlerinin içine baktın ama gerçekten ama ruhunu görebilecekmiş gibi o samimiyetle