...başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. Başka insanların çoğunluğunun düşüncelerinden bağımsız hareket eden tek şey insanın vicdanıdır.
Ne yapmak istersek isteyelim, nerede olmak istersek isteyelim kader denilen şey bize bir yol çizer ve biz o yoldan gideriz. İşte bu kitapta Giovanni Drogo' nun hayatında da tam olarak bunu görüyoruz. Oysa geldiği gün karar vermişti kaleden gitmeye. Şehir hayatı, eğlenceler, kızlar ona daha çekici geliyordu. Çölün ortasında bir hayat ona göre değildi. Fakat hiçbir şey umduğu gibi olmadı. 4 ay kalacak ve gidecekti kaleden. Fakat 30. senesinde hastalandığı için gitmek zorunda kaldı. Hüzünlü bir yalnızlık hikayesiydi. Etkileyici...
Çok çok çok beğendiğim bir kitap oldu. Belki de bizim diyarlardan bahsettiği için de daha bir olayların içine girerek, daha bir severek okudum. Hikâye ortalama 1500 - 1900 yılları arasını konu alıyor. Köprüden öncesi ve sonrası Vişegrad ve çevresinde yaşanan hayatlar, acılar, savaşlar ve günlük hayattan bahsediyor. Kâh Kapiya' da kahve içerken, kâh Lotika' nın otelinde sıcak rakı içerken buluyorsunuz kendinizi. Çok güzel ve akıcı bir dile sahip. Yeni tanıştığım bir yazar İvo Andriç. Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.