Esra Kovancılar

Puan vermedi·214 syf.··
2019 132. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2019 13:25
Modern bilimsel paradigmanın çizdiği düşünce ufkunda yaşamın naifliğinden çok soğukluğunu tecrübe ediyorum. Yatay düzlemde beşer yönü kutsanıyor bu insanın. Biyolojik bir varlık olarak laboratuvar ortamında kendine has doğa bilimsel yöntemlerle incelediğin bir et parçasının insanın mahiyeti hakkında bu kadar çok şey söylebiliyor olması kuşku uyandırıcı. Kitap, konuyla ilgili dindarları ve inançsızları karşısına almamak gibi bir prensiple işe başlıyor. Tez boyunca, ne şiş yansın ne kebab tarzı, ılımlı bir çizgiyle dinlerin doğruluğundan ya da Tanrı'nın varlığı yokluğu meselesinden çok, sosyolojik olarak dünya üzerindeki farklı dinlere mensup milyarlarca dindarın inançlarını yaşama süreçlerinden Beynin nasıl etkilendiği ya da bu inançların oluşmasında beynin nasıl bir rol üstlendiği "daha çok olumlu bir manada'' ortaya konuluyor. İddia basit: Primat akrabalarımızın ahlakî(!) davranış şekillerinin biraz fazla gelişimiyle Beyni'miz inanca meyilli hale evriliyor. Buradan dinlerin insan beyninin bir ürünü olduğu çıkarımını yapmanız zor olmasa gerek. Böylece bir Tanrıya ihtiyacınız ya da varlığı yokluğu gibi bir tartışmayla canınızı sıkmaya gerek kalmıyor, neticede birçok insan hayat boyu stresle başa çıkmaktan mütevellit bir "Beyin yatıştırıcısı" peşinde olurlar, ve çoğu yatıştırıcıyı Din'de bulur. "Din afyondur" sözüne ne kadar da yakın değil mi? İlginç. Kitabın ana fikri bu: Dinler beyinden kaynaklı ve beynin işine gelen bir uyuşturucudur. Müslümanca pencereden ne görüyorum, kitap elbetteki canımı sıktı. Bir bit yeniği yoksa biyolojik gerçekleri kabul ediyorum fakat biliyorum ki biyolojik fizyolojik gerçekler bir şey gösteriyor olabilir, ama asla çok şeyi göstermiyor. Bize maddenin arkasında saklanan gözlerden ırak bir hakikati dile getirmiyor hiçbir kuram. Yanlış nerde
Tanrı BeyniMichael Mcguire · Alfa Yayıncılık · 2018162 okunma
Reklam
Puan vermedi·184 syf.··
2019 128. kitabı
Modern zihnin "çevreyle baş etme" gibi bir sıkıntısı var. Ya hu, ne alıp veremediğiniz var çevreyle? Çevre sizin düşmanınız mı la? İnsanın doğayla savaşmak zorunda olduğu inancı hangi bit kafadan çıkıyor? Özgürlük ve bilim telakkisi ile fahişe gibi ırzına geçtiğiniz dünyanın intikamı karşısında geliştirdiginiz bir savunma sistemi mi yoksa? Yunus'un dağlar ile taşlar ile çağırdığı, sarı çiceklere sorduğu, Mecnun'un vahşi hayvanlarla dostluk kurduğu bir dünyanın içine kurnaz, saldırgan, açgözlü tek derdi sevişmek ve geviş getirmek olan bir hayvan olarak düşürdüğünüz insanınız bizim insanımız değil, ancak bitip tükenmek bilmeyen heveslerinize kılıf uydurmak adına sığındığınız bir kuramlar tiyatrosudur. "İnsan seni savunuyorum sana karşı!"
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,4bin okunma
Puan vermedi·
Modernitenin Prometeusvari cisimleşmesi olan bilim,göklerden sırları hızla çekip alıyor diyor Harman. -Bilim bize bilgi verir ancak tek başına bilgelik sunmaz. -Kanındaki oksitosin seviyesi ile 'prososyallik' Anneliğin esas niteliği hakkında ne söyleyebilir diye soruyor mesela..
Modern MitlerOren Harman · Say Yayınları · 20196 okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2019 120. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2019 06:54
Mustafa Kutlu'nun Ya Tahammül Ya Sefer kitabındaki dava delisi Kerim bu kez Ömer Faruk olarak çıkar karşımıza. Gençlik yıllarında bir grup arkadaşıyla ülke elden gidiyor diye fikir mücadelesi vermiş bir hareket adamı Ömer Faruk. Fakat üniversite tahsili için yurtdışına çıkıp döndüğünde(hikaye burdan başlıyor) her şeyin değiştiğini görür arkadaşlarında. Hepsi bir yana savrulmuş, "mücahidler müteahhit olmuştur." Her şey bunun için miydi sorusuyla kalır. Hikaye boyunca baş kahramanımız Ömer Faruk'un kendini arayışına tanık olacaksınız. Ne holding ne siyaset. Teklifler gelir. Aradığı bu değildir. Aradığı hakikattir, medeniyettir, makyajları taşan mağazalar, şehrin ruhuna geçirilmiş "pagan piramitleri" gökdelenler değildir. Aradığı eski İstanbul'dur, eski insanlar, eskimeyecek doğallıktır. Hikaye, Ömer Faruk'un çiftlikte organik tarım yapma fikriyle son buluyor. O artık "sevincini bulmuş" biridir.
Huzursuz BacakMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20113,743 okunma
Puan vermedi·94 syf.··
2019 115. kitabı
"Ve sen yürüyeceksin. İçinde yanmış o lambaya varma aşkının mumunu rüzgarda söndürmemeye nice özen göstererek, yürüyeceksin." "Seni yoksayacaklar, sen daha çok var olacaksın. Seni yadsıyacaklar, yeryüzüne çektiğin silinmez izlerle sen kendi kendini onayacaksın."
MakamdaSezai Karakoç · Diriliş · 2000580 okunma
Reklam