Japon edebiyatından ilk okumamdı. Adına bakınca sevebileceğimi düşünmediğim bir kitaptı. Ama bittiğinde fazlaca etkilendiğimi farkettim. Kedi psikolojisi bile çok güzel analiz edilmiş.
Kitap bittiğinde hayatta bu kadar kötülük, bu kadar çok kötü insan olabilir mi diye düşündüm.
Bugün televizyonu açıp haberleri izlediğimde gördüm ki, olabilirmiş.
Kitapçıda kasadaki görevli Kör Baykuş'u elimde gördüğünde, elinizdeki çok iyi bir kitap ancak sindirebilmeniz için birden fazla okumanız gerekir demişti. Ben pek anlamamıştım ne demek istediğini. Daha önce Sadık Hidayet de okumamıştım.
Sonuçta 80 sayfalık bir kitaptı, sonuna geldiğimde başını unutacak halim yok, niye tekrar okumayı isteyeyim diye düşünmüştüm.
Ancak kitabı bitirdiğimde,kitabın ilk bölümünü tekrar okuma isteği duyunca o gün kitapçıdaki görevlinin ne demek istediğini daha iyi anladım.
Kitaba başladığınızda dili ağır, cümleler çok kafa yorucu geliyor önce. Anlatılan olay örgüsünün içine girmekte zorlanıyorsunuz. Ama sabırla okumaya devam ettiğinizde yazarın anlatımına alışıyor ve cümlelerin güzelliğini görünce Behçet Necatigil'in ne kadar iyi bir çeviri yaptığını anlıyorsunuz.
Ayrıca kitabın daha iyi anlaşılması için birden fazla okunmalı, görüşüne kesinlikle katılıyorum.
Karakterlerin pişmanlığını ve vicdanlarıyla olan hesaplaşmalarını güzel işlemiş olsa da yazarın anlatış tarzını, aynı anlama gelen cümlelerin kitap boyunca tekrarlanışını sevemedim.
Öncelikle Körlük'ü okumadan Görmek'i okumamalısınz.
Kitap, ilk kitaba göre farklı bir konu işlediğinden yarısına kadar devam kitabı olmadığını düşündürtse de, yarıdan sonra 'Körlük' kahramanlarıyla devam etmektedir.
Yazarın yazım tarzı ve üslubu bir de diğer kitaplarına göre işlediği daha ağır bir konuyla birleşince okuma hızınızın ağırlaşmasını engelleyemiyor olsanız da sabırla okumanızı tavsiye ederim. Çünkü etkileyici bir son sizi bekliyor.
Saramago, okuduğum her kitabında beni kendine daha da hayran bırakıyor. Bir yazarın nasıl bu kadar çok yönlü yazabildiğine hayret ediyorsunuz.