Esra

Esra
@esrasari034
Öğrenci
Lisans
İstanbul
88 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
“Amaç şudur: İnsanın değerinin sadece insan olduğundan geldiği; din, milliyet, cinsiyet, renk, cinsel tercih, siyaset gibi birtakım ön sıfatlarla ayrımcılığa uğratılmadığı bir hümanizm anlayışı.”
Sayfa 26 - “Serenad”·Kitabı okudu
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Değersiz insan , -böyle bir şey var mıdır bilmem ama, hadi daha az değerli diyelim, altına karşı bozuk para gibi- kendisinin değersiz olduğunu hiçbir zaman düşünmez, çünkü değerler dünyasının, değerler hiyerarşisinin farkında bile olmadığı için huzurludur ama değerli bir insan kendisinin değersiz olduğu düşüncesine kapılırsa, iflah olmaz.”
Sayfa 23 - Konstantiniyye Oteli·Kitabı okudu
Edebiyat
Optogenetics
“Normalde sinir hücresinin de bir zarı vardı ve bu zar üzerinde diğer hücrelerle iletişim kurulmasını sağlayan çeşitli proteinler bulunmaktaydı. Bu proteinler elektriksel ya da kimyasal uyaranlara cevap vermekteydi. Ama sinir hücresinin zarında ışığa cevap verecek herhangi bir protein yoktu. İşte sinirbilimcilerin hayal gücü burada devreye girmişti. Acaba ilkel canlıların hücre zarlarında yer alan ışığa duyarlı proteinleri nöronların hücre zarına yerleştirsek ne olurdu? Sonuçta her ikisi de hücre zarıydı ve temel yapıtaşları aynıydı. Bu durumda nöronlar üzerine ışık tutulduğunda bu hücrelerin cevap vermesi kaçınılmaz olacaktı. İşte bu basit ama kıymetli soru ile başlayan yolculuğun sonunda ortaya çıkan optogenetik yöntemi sayesinde beyni ışıkla kontrol etmek artık mümkün hale gelmişti.”
Sayfa 149 - Karl Deisseroth (2010). Optogenetics: Controlling the Brain with Light.
Bilim
“Bizlerin stres kaynaklarından kaçabilme şansı yok. Çünkü stres kaynağı olmayacak nitelikte şeylere saçma anlamlar yüklemeye başladık. Girmemiz gereken sınavlar, bitirmemiz gereken ofis işleri, şehir hayatının yoruculuğu ve evde yaşanan kronik problemler sürekli bir şekilde stres kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle olunca da kısa vadede yararlı olan stres uzun süre maruz kalındığında önemli sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.”
Sayfa 89
Edebiyat
Stressiz İnsan Olur mu?
“Pia, benzer stresi paylaştıkları için adama karşı bir empati duydu. Zira şu an vücutlarında benzer fizyolojik süreçler yaşanıyordu. Çünkü her ne kadar bilim insanları tarafından tam olarak algılanmasa da stresin vücudumuzda oluşturduğu reaksiyonlar benzerdi. Üstelik bu reaksiyonlar insanların çoğunun inandığı gibi zarar verici değil, oldukça hayat kurtarıcısı reaksiyonlardı. İnsanların kendileri için bu kadar kıymetli bir fizyolojik fenomene bir canavar gibi yaklaşmaları her zaman anlamsız gelmişti Pia'ya. Çünkü hemen herkesin hayali stressiz bir yaşam sürdürmekti. Stressiz yaşam diye hayal kuranları gördükçe aklına hep Hans Selye gelmişti. Bu adam 1950'li yıllarda stres kelimesini tıp literatürüne sokan, bu konuda çok fazla çalışma yapan, kısacası stres hakkında en fazla konuşabilecek bilim insanlarından biriydi. Kendisine sorulan ''Stressiz bir insan olabilir mi'' sorusuna cevabı çok netti. Stressiz bir insan tabi ki olamazdı. Çünkü Selye'ye göre stressiz bir insan, ölü insan demekti. Yani yaşayan her şey için bir stres söz konusu olmak zorundaydı.”
Sayfa 87 - George A. Perdrizet (1997). Hans Selye and beyond: responses to stress
Edebiyat