Puan vermedi·123 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
#Hayatiİnanç'ın kaleminden #CanVerenPervaneler2 eserini #okudumbitti. Bu eserdede yine aynı lezzet devam ediyor. Her çeşit tat , lezzetini anlatmaya kelimeler yetmez. Divan edebiyatını ustaları basta olmak üzere bir cok ustaların yureklerinden yüreklere işleyen sözleri ve anlam yüklü manalar. Bu eserde kimler yok ki Niyazi Misri Hasan Nazif Dede Hafız Şirazi Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. Ataullah İskenderi Abdülhakim Arvasi Seyyid Anmet Arvasi Molla Cami Necip Fazıl Kısakürek Ebul Vefa Hz. Akşemseddin Hz. Mevlana Celaleddin Rumi Hz. Beyazid-i Bestami Hz. Hasan-i Basri Hz. Avni (sultan Fatih) Muhibbi Süleyman Celebi Salih Baba Bağdatlı Ruhi Yenişehirli Avni Muğlalı Şahidi Erzurumlu Ömer Nef'i Lofçalı Sabit Alvarli Lütfü Efe Necati Bey
1000Kitap
Can Veren Pervaneler 2Hayati İnanç · Babıali Kültür Yayıncılığı · 20161,830 okunma
Bitirilecek ne kadar çok acı var
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 00:00
Sayfaları çevirdikçe rahatladığım, dünyayı ve dertlerimi gözümde küçültmeme vesile olan bir kitaptı. Dervişlerin, Allah dostlarının menkibeleriyle mest oldum. Bazen batılı filozofların sözleriyle de konuyu özetleyen yazarın dili çok akıcıydı. Tabii kitap bir teselli koleksiyonu olunca sürekli musibetten ve sabırdan dem vuruyor. Kitabı okurken öğrendiklerimin sınavına da tabi tutuldum diyebilirim ve çok şükür ki bende imtihan farkındalığı oluşturduğunu gözlemledim. Bir an evvel kurtulalım diye yakındığımız dertlerimizin, başımızdaki musibetlerin ne de çok faydası varmış meğer. Üstelik öyle büyük büyük şeyler olmasına gerek yok. Ayağına bir diken batsa, gözün seğirse, elindeki kandilin sönse bu da musibettir buyuruyor Efendimiz(sav). Mükafatın büyüklüğüni düşünüp musibeti fırsat bilmek gerekiyor. Belki bunu yapamadığı için "bizler ki ızdırapları heba edenlerdik" demiş Rilke. Öte yandan Eşrefoğlu Rumî musibetlerin kulu Rabbine yaklaştırıdığını fark etmiş olacak ki Allah aşkıyla yanarak belalara gönüllü olduğunu şu dizelerle ifade ediyor: Bela gökten yağmur gibi yağsa Başını altına tutmaktır adı aşk Bu dünya sanki ateşten bir denizdir Ona kendini atmaktır adı aşk. Acıların insanı kemale erdirdiğini düşünürsek benim aklıma da eskilerin "çay harda, yiğit darda pişer" sözü geliyor. Fanî bir durağın aciz yolcusu olduğumuzu unutmayıp her durumda mutlak kudret sahibi Rabbimize sığınmak gerekiyor. Kahrın da hoş lütfun da hoş diyebilecek seviyeye gelemesek de şekvâyı bırakıp şükrü artırmamız lazım. 'Başa ne gelirse hayırdır' bakış açısına bürünmeliyiz ve mutluluğun bu dünyaya ait olmadığını kabullenmeliyiz. Bu konu yaz yaz bitmez o yüzden burada bırakıyorum. Rabbim içinde bulunduğumuz imtihanın farkına varıp sabretmeyi hatta şükretmeyi, neticede derecesi
Dervişin Teselli KoleksiyonuMecit Ömür Öztürk · Hayykitap · 201710,1bin okunma
Reklam
Müslüman oldum!
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 26. kitabı
DİKKAT SPOİLER İÇERİRYoksulluk nedir?” Ülkedeki insanların gelir düzeyi anlamında eksik şekilde yaşamalarına sebep olan durumdur. TDK’deki tanımı budur fakat eksik bir tanım. “Niçin ömrünü sadece mal biriktirmekle geçirme desin?” Bir insan hayatı boyunca mal biriktirir, biriktirir, biriktirir; sonra o mal, onun adını hiçbir zaman anmayacak nesli tarafından harcanır ve o mal kişiye hiçbir fayda sağlamaz. Ama gönül zenginliği öyle mi? Hem bu dünyada inananlar için kalıcı, ebedi hayatımızda da bizi mutlu edecektir. “Hayya ale’l-Felah (Haydi kurtuluşa)” bu çağrıyı belki günde beş defa duyuyoruz fakat işitmiyoruz. Ben, ilk defa anlamını derin bir şekilde düşündüğümü hatırlıyorum. Biz gerçekten bu dünyaya gönderiliş amacımızı unutuyoruz; geçici hazlar ve geçici hevesler için… Sizce değer mi? Bir tarafta ebedi bir mutluluk, ebedi bir zenginlik; diğer tarafta ise geçici, sahte bir zenginlik: mal zenginliği. Cahiliye döneminde değiliz fakat ondan daha beter bir dönemdeyiz. Neden mi diyeceksiniz ki; o dönemde insanlar putunu kendisi yapardı. Sizce bizim bulunduğumuz dönem bu dönemden farklı mı? "İnsanlar putunu kendi yapar" ; bu bazen mal, bazen bir insan, bazen ise aşk sanılan fakat gerçek aşk olmayan geçici bir hevestir. Ne güzel de ifade etmiş Eşrefoğlu Rumi: “Vücudunu fani etmektir adı aşk.” Kişi ancak Allah aşkına eriştiği zaman, yani Müslüman olduğu zaman bütün hakikat önüne serilir; yani hakikate erişir. Süheyla da “Müslüman oldum.” demişti. Halbuki çevresi Müslüman olduğunu söylediği halde Süheyla gönül zenginliğine ulaşmıştı. Çünkü bir insan ne kadar mala, mülke ve dış zenginliğe sahip olsa da içi yoksul ise hep yoksuldur. Yani sözün esrarı: “Yoksulluk içimizde.
Edebiyat
Yoksulluk İçimizdeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202112,9bin okunma
15. YÜZYIL SÛFÎ ŞAİRİ EŞREFOĞLU RÛMÎ
Puan vermedi·239 syf.··
2025 102. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 20:47
15. yüzyıl sûfi şairlerinden olan Eşrefoğlu Rûmî "Eşrefoğlu", "Eşref-zâde", "Eşref-i Rûmî" diye meşhurdur. Kaynaklarda ismi ve tam künyesi Abdullah Rûmî b. Seyyid Ahmed Eşref b. Seyyid Muhammed Süyûfî (Mısrî) şeklinde geçmektedir. Eşrefoğlu Rûmî, Kadirî tarikatının kollarından Eşrefiyye şubesinin kurucusu olan, Allah’ın velî ve âşık kullarından bir zâttır. İrşatlarının başlangıcı kayınpederi Hacı Bayram-ı Velî’dendir. Feyizlerini ise Abdülkadir Geylânî’nin torunlarından Hüseyin Hamevî Hazretleri’nden tamamlamıştır. Tasavvuf yoluna girme arzusu ile önce Bursa’da ‘Abdal Muhammed’ adıyla bilinen zât ile tanışmıştır. Onun işareti üzerine Emir Sultan Hazretleri’ne, onların vasıtasıyla da Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri’ne ulaşmıştır. Ona bağlanarak on bir yıl boyunca imamlık görevinde bulunmuş ve tasavvufî eğitimini sürdürmüştür. Manevî yolculuğunu tamamladıktan sonra, halifelik verilerek İznik şehrine gönderilmiştir. Böylelikle Hacı Bayram-ı Velî’nin postunda seyr ü sülûku başlamıştır. Eşrefoğlu Rûmî, Hacı Bayram-ı Velî’nin kızı Hayrunnisâ Hanım ile evlenmek suretiyle onun damadı da olmuştur. Eşrefoğlu Rûmî’nin şairliği yanında sûfî özelliği de baskındır. Özellikle seyr ü sülûkta daha ileriye gitme arzusu, onun Anadolu’dan Hama’ya varan uzun ve çileli bir yolculuğa çıkmasına sebep olur. Eşrefoğlu Rûmî Hazretleri, mertebelerde daha da yükselme arzusuyla niyazda bulununca, özel bir işaret üzerine Hama’da bulunan Kadiriyye şeyhlerinden Şeyh Hüseyin-i Hamavî Hazretleri’ne yönlendirilir. Hanımıyla birlikte Hama’ya doğru yolculuğa çıkar. Oraya varır varmaz kırk günlük halvete (erbain) alınır. Otuz birinci günün akşamı, hizmet etmekle görevli derviş yanında bulamaç yemeği olduğu hâlde hücreye geldiğinde, Eşrefoğlu’nu hücrenin bir duvarına dayanmış, hareketsiz durur hâlde bulur.
Eşrefoğlu Rumi - DivanEşrefoğlu Rumi · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarıa · 2014126 okunma
Bir Ümitsiz Aşk
Puan vermedi·272 syf.··
2025 11. kitabı
İskender Pala Aşk Hikâyesi “10 Haziran 1617 sabahı, Kulaksız Kabristanı’nda hatun kişi mezarı üzerinde, biri hanım üç ceset bulundu. Erkekler mezara kapaklanmış, kadın da erkeklerden birine sarılmış vaziyetteydi. Devrin ases teşkilatı aylar sonra üçünün de aynı vakitte öldüğünü açıkladı: aşk yüzünden…” Hikâye Sultanahmet Camii’nin temellerinin atıldığı gün başlar. İlk Cuma namazının kılındığı açılış gününde biter. Sultan I. Ahmed Dönemi’nden bir kesit sunar okura. Peki sadece tarihî bir dönemi mi anlatır bu roman? Kitaba adını vermiş bu “Aşk Hikâyesi” nedir? Bir gün tekrar kavuşmak ümidiyle bir ömür tüketen iki âşığın hikâyesi… Matrakçı Müslüman Bahşı ile bir papazın kızı Kaknusia’nın hikâyesi… Kırım Bahçesaray’da yaşayan gençler çaresiz kaldıkları için kaçarak evlenirler. Ancak bir günlük vuslatın ardı ayrılıktır. Genç âşıklara aman vermezler. Kaknusia, köle tacirlerinin eline düşer ve İstanbul’a giden bir gemiye bindirilir. Durur mu Bahşı, o da Kaknusia’nın özgür bir kadın ve eşi olduğuna dair belgeyi alarak aynı gemiye biner. Yolda gemi batar. Ve sevdalılar bir anda başka mekânlara savrulurlar. Her ikisi de sonunda İstanbul’a ulaşır. Birbirlerinden asla vazgeçmezler. Kaknusia’nın yolu İshak’la, Bahşı’nın yolu Gunala ile kesişir. İshak Kaknusia’ya, Gunala Bahşı’ya vurgundur. Ancak sevdiklerinden bir karşılık alamazlar. Her ikisi de dokunamadan da olsa bir ömrü sevdiklerinin yanında geçirmeye razıdır. Yazar, okura “sevgi” ve “aşk” kavramlarını sorgulatır. “Cihânı hiçe satmaktır adı aşk / Döküp varlığı gitmektir adı aşk.” der Eşrefoğlu Rumî. Can Yücel “Aşk; kelime değil bir cümledir. Kurmak içinse, özneyle yüklem değil, iki yürek gerekir.” der. Ernest Hemingway karamsar bir tanım yapar: “İki insan birbirini seviyorsa, buna mutlu bir son yoktur.”. “Aşk bir uçurum.” diyerek aşkın
Edebiyat
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2025 233. kitabı
Beğendim.... Tasavvufun tamamı edeptir. ''Müzekkin Nüfus... Nefisleri temizleyen demektir. Yıllar önce tasavvuf dünyasına bu kitapla adım attım diyebilirim ve hiç bir şey bilmeyen biri olarak içindekiler beni inanılmaz etkilemişti. Müzekkin Nüfus'u okuyana kadar bir nefsin varlığından bile haberim yoktu ve onu terbiye etmenin gerekliliğini bu kitaptan öğrendim. Allah razı olsun Eşrefoğlu Rumi'den ve bu kitabı elimize gelene kadar kimler emek verdiyse cümlesinden.. Verdiği kurtuluş reçetelerini bile izah eden güzel bilgiler içeren bir eser. Rumi eserinde, söylendiği gibi; önemli olan keramet değil, istikamettir. Yüce Allah kullarından ziyadesiyle istikamet beklemektedir. İstikamette olmanın ana şartlarından birisi de Kur'an ve Sünnet'in gösterdiği dümdüz ve emin yolda ilerlemektir. Eserde bazı tasavvuf büyüklerinin, ariflerin, dervişlerin hayatlarından kıssalar da aktarılmıştır. Kur'an ve Sünnet-i Seniyye'den deliller aktarıldıktan sonra - veya önce- konuya dair din büyüklerinin hayatlarından kıssalar da aktarılmıştır. Kıssalarda coşkunluktan ziyade sadelik ön plandadır. Yazar, eserin girişinde belirttiğine göre; bazı konuları sadece işin manevi anahtarına sahip ariflerin anlayabileceğini beyan etmiş. Eser; İstanbul'un fethinden 5 yıl önce, 1448'de yazılmış, sade ve akıcı bir dil kullanmıştır. Ayrıca konularla alakalı, Kur'an'ı Kerim'den çeşitli âyetler ve Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerine yer vermiştir. Menkîbeler, hikâyeler ve duygu ve düşünceleri anlatan dizelere de yer vererek; okuyucunun dikkatini daha fazla çekmeyi başarmış. Kamil bir insan olabilmek adına bu eser bizlere güzel bir reçete.'' ''Şimdi, zaman azdı ve kardeşlerin halleri döndü; haksızlık, azgınlık, serkeşlik ve münafıklık çoğaldı. Meşayih kalmadı. Beyler zalim oldular. Kadılar rüşvet
Duygu ve Düşünce
Müzekk’in-NüfusEşrefoğlu Rumi · Ataç Yayınları · 2017891 okunma
Reklam
Reklam