Cemil Meriç belki de en sevdiğim düşünce yazarıdır. Onu Bu Ülke ve Ümrandan Uygarlığa isimli başyapıtlarıyla tanımıştım yıllar önce. Ne zamandır okumak istediğim Jurnal'ini de an itibarıyla
Öncelikle Osmanlı tarihine müthiş ilgi duyan ve Zülfü Livaneli okumayı çok tercih etmeyen biri olarak kitabı oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Kitabı bitirdiğimde zihnimde yankılanan ilk şey, iktidarın insan ruhunu nasıl bir "engerek" zehriyle çürüttüğü oldu. Özellikle 17. yüzyıl Osmanlısını yakinen takip eden biri olarak Livaneli'nin Sultan İbrahim devrini nasıl ilmek ilmek işlediğine de kayıtsız kalamazdım. Eser, yüzeyde bir taht kavgası gibi görünse de burada asıl "efendi ve köle" arasındaki o ince ve hastalıklı bağı, iktidar sahibi bir insanın gücü kaybettiği an nasıl bir hiçliğe dönüştüğünü anlatıyor. İktidarın Livaneli'nin elinde nasıl bir alegoriye dönüştüğünü söylemesem olmaz. Benim nezdimde bu eser, sarayın şatafatından ziyade karanlık ve rutubetli hücrelerini anlatan, "iktidar mı insanı yönetir, yoksa insan mı iktidarı?" sorusunu sordurtan ama bir o kadar da beni huzursuz eden, güç felsefesinin had safhada olduğu bir eserdir.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,7bin okunma
Öncelikle Osmanlı tarihine müthiş ilgi duyan ve Zülfü Livaneli okumayı çok tercih etmeyen biri olarak kitabı oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Kitabı bitirdiğimde zihnimde yankılanan ilk şey, iktidarın insan ruhunu nasıl bir "engerek" zehriyle çürüttüğü oldu. Özellikle 17. yüzyıl Osmanlısını yakinen takip eden biri olarak Livaneli'nin Sultan İbrahim devrini nasıl ilmek ilmek işlediğine de kayıtsız kalamazdım. Eser, yüzeyde bir taht kavgası gibi görünse de burada asıl "efendi ve köle" arasındaki o ince ve hastalıklı bağı, iktidar sahibi bir insanın gücü kaybettiği an nasıl bir hiçliğe dönüştüğünü anlatıyor. İktidarın Livaneli'nin elinde nasıl bir alegoriye dönüştüğünü söylemesem olmaz. Benim nezdimde bu eser, sarayın şatafatından ziyade karanlık ve rutubetli hücrelerini anlatan, "iktidar mı insanı yönetir, yoksa insan mı iktidarı?" sorusunu sordurtan ama bir o kadar da beni huzursuz eden, güç felsefesinin had safhada olduğu bir eserdir.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,7bin okunma
10
Zinhâr eline âyîne virmen o kâfirin
Zira görünce sûretin büt-perest olur
[Sakın o imansız sevgilinin eline ayna vermeyin! Çünkü kendi güzelliğini görünce putperest olur.]
Klasik şiirdeki en güçlü metafor belki de sevgilinin kâfirliğidir. Sevgili imansız, narsist ve acımasızdır. Kendi güzelliğine hayrandır ve bu güzelliğe tapmaktan geri durmaz. Nasıl ki âşık o acımasız sevgilinin güzelliğine âşıksa sevgili de kendi güzelliğine taparcasına âşıktır. Sevgili mütevazı değildir, alçak gönüllülük yapmaz. Sevgili hocamın lisans zamanında söz arasında bahsettiği ve o andan itibaren aklımda kalan, sevgilinin bencilliğini en güzel ifade eden beyitlerden biridir.