es

es
@essaksoyy
Klasik Türk şiiri ve Türkçe âşığı uzman Türkolog / x.com/essaksoy_
İreç'in Ölümü
Ben ne padişah tacını ne tahtı ne büyüklüğün ününü ne İran ordusunu Ne İran'ı ne Batı'yı ne Çin'i ne de yeryüzünün padişahlığını isterim. Sonu karanlık olan her büyüklüğe ağlamak lazımdır.
Sayfa 138·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Nâhifî’nin müthiş matlasının bir o kadar müthiş hüsn-i matlası
15 Bizi taahhüd-i vaslıyla saldı ferdaya Vefâsı ol sanemün hep cefâ imiş hayfâ [O put (gibi güzel sevgili) kavuşma sözü verip bizi yarına erteledi, yazıklar olsun ki o sevgilinin vefası hem cefaymış.] Klasik bir sevgili vefasızlığı... Şair sevgilinin vefasız ve oyalayıcı olduğunu dile getirmeye devam ediyor. Sevgili sözünde durmaz ve aynı zamanda oyalayıcıdır. Bu sebeple verdiği sözden bile cayabilecek bir sadakatsizdir. Âşık onun bu hâllerini bilse ve dillendirse de onun aşkından kendini alıkoyamaz.
Ezbere bildiğim, çok sevdiğim bercesteler
14 Hulûs o âfete mahz-ı hatâ imiş hayfâ Meğer ol gonce hezâr-âşinâ imiş hayfâ [O afet gibi sevgiliye samimi ve içten davranmak hatanın ta kendisiymiş, yazık! Meğer o gonca dudaklı sevgili binlerce kişiyle dostmuş yazık!] Klasik edebiyatın klasik vefasız sevgilisi bu sefer de Nahifi'nin kaleminden döküldü. Sevgili afettir ve âşığın aklını başından alır lakin âşığın sevgiliye saf ve temiz niyetlerle yaklaşması baştan hatadır. Sevgili daima rakiple gününü gün eden, âşığına yüz vermeyen bir cefakârdır. Âşık ise samimiyetine karşılık bulamamış olmanın verdiği pişmanlıkla söylenir. Gonca gibi açılmamış ve gizemli bir çiçek daima sevgilinin dudaklarıyla aynileştirilir. Sevgilinin yalnızca âşığına açılması beklenir lakin o, binlerce kişiyle tanışıktır ve şairin gönlünü asıl yıkan da budur. Lisans son sınıfta hocamın vesilesiyle Nahifi okumaya başlamıştım ve divanını karıştırırken karşılaşıp mest olduğum bir beyitti. Her aklıma geldiğinde derin bir iç çekerim.
6/10
·103 syf.··
2026 55. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 20:44
İlk olarak 1965 yılında Ankara'da sahnelenen tiyatroyu geçen haftalarda izleme fırsatı bulmuştum. Şimdi ise Sabahattin Kudret'in bu eserini derinlemesine okumak istedim. Oyunun temel aksı, bir kadın ve bir erkeğin evlilik kararı alma sürecini konu edinir. Ancak bu süreç, romantik bir buluşmadan ziyade, iki tarafın birbirini tarttığı, açık aradığı ve adeta bir satranç müsabakasına dönüştürdüğü soğuk bir pazarlık masasıdır. Evlilik müessesesinin zamanla nasıl "menfaat ilişkisi" ne döndüğü de gözler önüne serilmiş. Aksal, evliliği aşk temelinden koparıp toplumsal bir "sözleşme" ve "çıkar çatışması" olarak ele alır. Toplumun en küçük birimi olan ailenin kuruluş aşamasını, ironik bir "şenlik" maskesi altında sorgular. Taraflar birbirlerine değil, aslında karşı tarafın kendilerine ne sunabileceğine odaklanmıştır. Oyundaki Garson karakteri, sadece siparişleri getiren bir figür değil; bu absürt pazarlığın hakemi ve toplumsal tanığıdır. Eser sade bir dille kaleme alınsa da olay örgüsünden ziyade durumun ön plana çıktığı bir eserdir. Haliyle oldukça durağan bir eser.
Kahvede Şenlik VarSabahattin Kudret Aksal · Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları · 197479 okunma
Erkek: Sonradan düşüneceğine önceden düşünmek. Sonradan üzüleceğine önceden üzülmek, sonradan kavga edeceğine önceden kavga etmek. Bir tek sözle pazarlık. Pazarlığın ilkesidir bunlar. Pazarlığa saygı duyduğum kadar hiçbir şeye saygı duymam. Kadın: Ya duygular? Duygular için ne diyeceksiniz? Erkek: Duygular da… pazarlık terazisinin dirhemleri.
Sayfa 36·Kitabı okudu