Zira, herbir tohum ve çekirdekler, kâf ve nûn tezgâhından çıkan birer lâtif sandukcadır ki, kaderle tersim edilen bir fihristecik, ona tevdi edilmiştir ki, kudret, o kaderin hendesesine göre zerrâtı istihdam edip, o tohumcuklar üstünde koca mu’cizât-ı kudreti bina ediyor.
Kader, insanı zorlayan bir zorunluluk değil, ilâhî bir ilimdir. İnsan, cüz-i iradesiyle bir fiile yönelir, Allah da o fiili yaratır. "Belki kader, ihtiyarı teyit eder".
1. “Kader, insanı zorlayan bir zorunluluk değil, ilâhî bir ilimdir.”
Burada deniyor ki:
Kader = Allah’ın önceden bilmesi
Zorla yaptırması değil
Yani:
Allah ne yapacağını bilir
Ama seni mecbur bırakmaz
Tasavvufta bu şöyle ifade edilir:
“İlim, maluma tabidir.”
(Yani Allah, sen yapacağın için bilir; bildiği için sen yapmazsın.)
2. “İnsan, cüz-i iradesiyle bir fiile yönelir…”
İnsan seçer.
İyi ya da kötü bir fiile niyet eder
Yönelme insana aittir
Bu, insanın sorumlu olmasının temelidir.
3. “…Allah da o fiili yaratır.”
Fiilin yaratılması Allah’a aittir.
İnsan ister
Allah yaratır
Tasavvufta bu denge çok önemlidir:
İstemek → kuldan
Yaratmak → Allah’tan
4. “Belki kader, ihtiyarı teyit eder.”
Bu en derin kısmı:
Kader, özgür iradeyi iptal etmez, aksine onaylar ve destekler
Yani:
Allah senin neyi seçeceğini bildiği için kader yazılmıştır
Bu da senin gerçekten seçtiğini gösterir