Esra Polat

Esra Polat
@essssrra
"Okumak için uzaklara gitmekten çok, uzaklara gitmek için okumaktayım." Çerkes kızı
223 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
9/10
·408 syf.·
2018 7. kitabı
Kitabı yazarın verdiği teknikleri uygulayarak okudum ve faydasını o dönem için gördüm. Teknikleri yaşama geçirmek için bikaç kez daha okumak gerektiğini düşünüyorum. Akademik dil ve teknik yönden gayet güçlü bir kitap, bunları sevmeyen ve beklemeyen için biraz sıkıcı olabilir. Kitabı dolu dolu ve uygun buldum. Psikoloji, insan ilişkileri ve felsefi ağırlığı sevenler için tavsiye ederim.
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 201815,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·268 syf.·
2018 30. kitabı
·
Kitabın bütününe baktığımızda karakterlerin iç konuşmaları, kendileri ile hesaplaşmaları, duyguları çok başarılı bir şekilde anlatılmış. Toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın kapana kısılmışlığını öyle bir anlatmış ki, okurken bizi adeta kendimizle yüzleştiriyor. Sabahattin Ali, kadın ruhundan çok iyi anlayan bir yazar. Macide’nin bir kadın olarak neler hissettiği ve neler düşündüğünü okuyucuya çok iyi aktarmış eserinde. Yazılışının üzerinden bu kadar süre geçmiş olmasına rağmen romanın barındırdığı içerik, ruh çözümlemeleri, karakterlerin iç sesleri bakımından hala güncelliğini koruması da son derece takdire şayan. Öyle cümleler çıkıyor ki okudukça; insan yazarın ileri görüşlülüğüne hayran kalmadan edemiyor.
1000Kitap
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
9/10
·484 syf.·
2018 27. kitabı
Bir romanı veya yazıyı yorumlayabilecek seviyede teknik bilgisi olmayan basit bir okur olarak okurken aradığım şeyleri fazlasıyla bana verebildi. Ya hiç bilmediğimiz ya da yüzeysel bildiğimiz pek çok gerçeği çok sert bir tokat gibi suratımıza çarpan kitap. Okumadıysanız en kısa zamanda başlayın. Başladıktan sonra nasıl bittiğini anlamıyorsunuz zaten. Ben okurken bazı şeyleri hiç bilmediğimi farkettim. Ana karakter Maya Duran'ın telaşını, mutluluğunu, hüznünü hatta her şeyini bana da hissettirdi. (Son elli sayfada dolu dolu ağladığımı da itiraf etmeliyim.) Zaten gözümde her zaman ülkenin en dolu insanlarından birisi olarak gördüğüm Livaneli'ye bu roman için çok teşekkür ediyorum ve ben bu kadar geç kaldığım için de özür diliyorum. Dilerim ki ülkemizde Livaneli gibi az sayıda sahip olduğumuz kıymetli insanlarımız çokça kıymet görür . Son olarak romanda beni en çok etkileyen kısım ise Erich Auerbach'ın bir denemesinden alıntıydı. Şu şekilde; "Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur. Çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın adil olması gerekir. Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışılmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik, çünkü güç, adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti. Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık."
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
6/10
·212 syf.·
2018 24. kitabı
Orhan Bursalı bizlere Nobel almasından sonra ülkemizde tanınır hale gelen Aziz Sancar'ın kısaca hayat öyküsünü ve Nobele giden yolda yaptığı çalışmaları anlatmış. Kitap kurgu ve yazı tekniği açısından vasatın altında olsa da, bir bilim adamını tanımak ve bu çileli yolu anlamak açısından okunabilir. Kitapta Amerikan dizilerinde oldugu gibi sürekli olarak ileri gidiş ve geri dönüşler var. Kronolojiyi takip edip olayları bu şekilde yazsaydı daha güzel olurdu. Bunun yanı sıra, Aziz Sancar’ın ödülden ziyade daha değerli olan değer yargıları olduğuna dikkat çekilmiş. “Türkiye” hiçbir zaman ağzından düşmüyor onun. Açıkçası televizyonda, internette ülke ile ilgili yaptığı açıklamalara v.s. bakınca bunların politik bir bakış açısı ile yapıldığını düşünüyordum. Ama kitabı okuyunca bu düşüncem tamamen yok oldu. Bu ülkeye bağımlılığı, bir Türk olarak adını duyurma isteği, ülkesine karşı duyduğu derin özlem… Bu kitapta bilimin ne kadar zorlu bir süreç olduğunu, tek doğruya sahip olan bu sektörde rekabetin, acımasızlığın boyutlarını gözler önüne seriyor. Doğruyu söylemek gerekirse Aziz hocaya duyduğum saygı bu kitaptan sonra daha da arttı.
Bilim
Aziz Sancar ve Nobel'in ÖyküsüOrhan Bursalı · Kırmızı Kedi · 2016234 okunma
İYİ OKUMALAR...
9/10
·479 syf.·
2018 21. kitabı
Kitabı okurken altını çizmek isteyeceğiniz onlarca yer olabilir fakat Oğuz Atay kitabı gerçek hayata o kadar yaklaşmıştır ki bir yerde altını çizdiğiniz cümlenin biraz ilerideki bir bölümde tam zıttının yazılmış olduğunu görebilirsiniz. Örneğin; ”Ben ölmek istiyorum sayın albayım ölmek…" diyen Hikmet kitabın başka bir yerinde, ”Ben yaşamak istiyorum, yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum,” diyebiliyor. Gündelik hayattaki gibi Tehlikeli Oyunlar‘da da hiçbir şey kesin değil. Bu muazzam eser, asırlık yaralarımıza yaptığı nazik, ironik tespitlerle okunası bir kitap. Hayatı bir oyun olarak görmek yaraları hafifletir mi? derseniz Oğuz Atay bu sorunun cevabını Hikmet Benol üzerinden vermiş zaten. Sürprizi bozmamak adına bu sorunun cevabını kitaba bırakıp herkese oyunla gerçeği dozunda yaşadığımız, hakiki manada dolduğumuz ve doyduğumuz yaşanılası hayatlar diliyorum.
Edebiyat
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma