Ahmet

Ahmet
@estelli47
Solmaya Mahkûm Bir Hayatta, Olmaya Çalışan Aciz Bir Kul .
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Selçuk Üniversitesi
Batman
Midyat, 31 Aralık 1976
744 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı

Ahmet

, bir kitap okudu
10/10
·208 syf.·
Beğendi
·
9 saatte okudu
·
2026 20. kitabı
Mustafa Kutlu
7.7/10 · 544 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Postacının atı mektupsuz kalan eve seğirtince...
2. DÜNYA SAVAŞI DÖNEMİ SEYDE YENGE KOCASINDAN ALAMAZ VE GÖZÜ HEP POSTACININ MEKTUBUNDA KALIR AMA ARTIK ESKİSİ GİBİ DÜZENLİ MEKTUPLAR GELMEZ. POSTACININ ATI DÜZENLİ BİR SIRAYLA MEKTUP TAŞIDIĞI BU EVE YÖNELİNCE ŞU SAHNE YAŞANIR. BU SAHNEDEN ÇOK ETKİLENDİM. Yaşlı postacı eski takkesini kırışıklıklarla kaplı, güneş yanığı alnına doğru indirir; başını üzüntüyle sallayarak atını sürerdi. Fakat at, alıştığı için, postacının uğramaması gereken bir eve sapardı o sırada. Yaşlı adam kızar, dizginleri hızla çeker, kamçıyı yapıştırırdı. Neye uğradığını şaşıran at tökezlerdi. "Seni mendebur hayvan! Boyun devrilsin de yürüyemez ol, e mi? Kötü haber götürmeye gelince nasıl da koşarsın! Verilecek mektubum olsa senden önce ben davranırdım..."
Sayfa 24·Kitabı okudu
2.Dünya savaşı yılları.Nasıl utanmasın ki, tazecik bir gelindi.
Askere çağrılanları bütün köy uğurlamaya çıkmıştı. Seyde çevresindeki insanlardan utandığı için kocasıyla gönlünce vedalaşamadı. Nasıl utanmasın ki, tazecik bir gelindi. Elini kocasına beceriksizce uzattı, gözyaşlarını göstermemek için başını önüne eğdi. İşte son vedalaşmaları böyle oldu. Ancak genç yiğitler ovada gözden silinince yüreğinde büyük bir sızı duydu Seyde. Keşke içinden gelen sesi dinlese, büyüklerden utanmayı bir yana bırakarak kocasının boynuna sarılıp doya doya öpseydi. Bu yüzden çok kızdı kendine. Kocasının kulağına eğilip bir sezgisini, gebe olduğunu bile söyleyemediği için üzüldü durdu. Ama iş işten geçmişti bir kere, yaptığı yanlışı düzeltemezdi. Gidenler tozu dumana katarak epeyce uzaklaşmışlardı.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Gün geçmiyordu ki köyden askere uğurlanan biri çıkmasın. Sırtlarında torbaları, heybeleriyle erkekler anayolda toplanırlar; arabalara tıka basa doluştuktan sonra: Ağaçların altında "Eee, kesin şu ağlamayı!" diye bağırırlardı kadınlara. Arabalar hareket edince başlarından takkelerini çıkarıp sallarlardı. "Hadi, hoşça kalın! Hoşça kalın!" Gözleri ağlamaktan kızarmış kadınlar, çocuklar bir tümseğin üstüne çıkarak arabalar gözden silininceye dek bekler,sonra sessizce dağılırlardı. Peki sonrası? Sonunda onları ne bekliyordu? Askerler savaştan dönecekler miydi?..
Sayfa 12·Kitabı okudu