Ahmet

Ahmet
@estelli47
Solmaya Mahkûm Bir Hayatta, Olmaya Çalışan Aciz Bir Kul .
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Selçuk Üniversitesi
Batman
Midyat, 31 Aralık 1976
744 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Musa, tevhid "beyaz eliyle Firavun'u Nil Nehri'nde boğuyor, Karun'u toprağa gömüyor ve büyü dinini risalet ejderhasıyla yok ediyor. Hemen Nil'e düşmüş olan Firavun Ürdün Nehri'nden çıkıp gelir; ama bu kez Şimon adıyla Musa'nın varisi olur; kırbaç yerine Musa'nın asasını eline alır. Firavun'un sihirbazları ise Harun'un çocukları ve Musa'nın din adamları olur, büyücü ipleri yerine Tevrat'ı ellerine alırlar. Bel'âm-ı Baura Allah'ın âyeti olur, Karun ise tevhid milletinin hazinedarı olur. Her üçü de "Arz- ı Mev'ûd" adına Filistin'i yutar ve "Eski Sabetaylar"ı "Yeni Kıptiler" yapar.
Reklam
Doğulu, boş, anlamsız ve hiç olduğunu, düşük bir dine bağlı olduğunu kültürü, estetiği, sanatı, şiiri, sosyal düzeni, tarihi, tarihi şahsiyetleri, geçmiş övünçlerinin hep düşük ve alçalmış bulunan bir ırka bağlı olduğunu ve hiçbir şeye sahip olmadığını hissederse, kendiliğinden bu alçalan ırk sebebiyle suçluluk ve utanç duygusuna kapılır. Bu suçluluk duygusundan kurtarıldığı zaman kendisini Batılıya benzetir. "Ben, bu ırkla suçlanamam." diyebilir. Yaşamında, tavır, tutum ve hareketlerinde, jest ve mimiklerinde, beğeni ve yermelerinde, süslenmelerinde Batılıya benzeme tezahür eder
uzun dua
Ey Rabbimiz ezanların okunduğu bir diyarda, kulağımıza ezan okuyan babaların kucağjnda, bizi tevhid kelimesiyle sallayan annelerin çocukları olarak yarattığın için sana hamdlerin en güzeliyle hamd ederiz Bizi kulluğuna kabul buyurmanı bize lütfet Evlerimizi nurlandır, onurlu evlerde sana kulluğa giden yolları bulalım, sabır yağdır üzerimize, çocuklarımızdan bizim için göz aydınlığı iyi mümin nesiller yetiştirmeye bizi muvaffık kıl Evlerimizi huzurlu yuvalar kıl, namazla başlanan namazla biten günler, ihya edilmiş gecelerle dolu hayatımız olsun. Kör taklitten körelten idrakten koru bizi Dünya nimetlerinden yoksun evinde, insanlığın en güzel örneklerini bize göstererek mükemmel numune en muttaki kul olup sana gelen peygamberin Muhammed as salat ve selam et. Sünnetine sarılarak peşinden gidebilmeyi bize lütfet onun ehlibeytine ashabına salat ve selamlarımızı kabul buyur Affımızı diliyor rahmetini umuyor, bereketlerini bekliyoruz ihsan eyle ya Rab Ey Rabbimiz dua edin duanıza icabet edeyim buyuruyorsun imanla ellerimizi açtık boynumuzu büktük yüzümüzün karasına bakma Sana açılan eller seni zikreden diller senin aşkınla yanan gönüller hürmetine bizleri kendine kul, habibine ümmet eyle ya Rab, inayetine sığındık lütfuna geldik kulluk edemedik affına geldik şaşırtma bizi doğruyu söylet, sapıtma bizi hakka yönelt Sen duyurmazsan bizler duyamayız Sen söyletmezsen bizler söyleyemeyiz Sen sevdirmezsen bizler sevemeyiz Sevdir bize sevdiklerini, yerdir bize yerdiklerini. Ya Rabbena bizleri geçmişten ibret alan, ömrünü boşa harcayan, nimetlerine şükreden, niçin yaratıldığını farkeden, güzel isimlerini zikreden, ibadetlerini güzelce ifa eden, son demde Allah Allah diyerek huzuruna Müslüman olarak gelen kullarından eyle ya Rabb Müslüman milletimizi dinsiz imansız vatansız
Gerçekten; Derin tasavvuf ortadan kalkınca tarikatler İslam'ı avamileştirdi. Erken selef-i salihinin basireti olmayınca geç dönem selefilik İslamı ciddi olarak yüzeyselleştirdi ve kısırlaştırdı. Akademi dünyası uzmanlık adına dar alanda derinleşince geniş alan olan hayatı ıskaladı. Geniş bir kesim çözümü siyasete kilitleyince bilim, felsefe ve sanat geriledi. Siyaset her şeye burnunu sokunca hayatın dengesi kaydı. Ve bize de kılla tüyle sakalla sümükle idrarla kandillerle hurafe bidatlerle uçmakla kaçmakla uğraşmak kaldı. Ve böylece dinimiz avamileştirildi. Demek ki bugünkü seviyemiz bu. Bunun yerine daha farklı ve ufuk açıcı şeyler koyuncaya kadar ve konulanları sindirinceye kadar bu şeylerle uğraşmaya devam edeceğiz. Yavuz Köktaş
1000Kitap
Müminlerin annesi Cüveyriye bint el-Hâris’ten (radıyallahu anha) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), sabah namazını kıldıktan sonra namaz kıldığı yerde oturan (tesbihat ile meşgul olan) Cüveyriye’nin yanından çıkmış, sonra kuşluk vaktinde yine onun yanına dönmüştü. Cüveyriye’yi (hâlâ) yerinde (tesbih ile meşgul olup) otururken görünce şöyle buyurdu: –Yanından ayrıldığımdan beri bu şekilde (tesbihata) devam mı ediyorsun, diye sordu. Cüveyriye: –Evet, cevabını verdi. Peygamber : Ben, senin yanından ayrıldıktan sonra, şu dört kelimeyi üç defa söyledim ki bütün gün söylediğin zikirlerle ölçülse bu kelimeler sevapta onlara ağır basar. (Bunlar, şu kelimelerdir:) “Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkihî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtih. (Mahlukatı sayısınca, kendisinin hoşnut olacağı kadar, arşının ağırlığınca ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince ben, Allah’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim.)” buyurdu. (M6913 Müslim, Zikir, 79)
Din