10/10
·88 syf.··
2026 55. kitabı
Kiraz Hanım’ın Mutfağı, her ne kadar çocuklar için yazılmış üç öyküden oluşsa da yetişkin bir okur olarak okunduğunda insana hayal gücünün ne kadar değerli olduğunu hatırlatan sıcak bir kitaptır. Sylvia Plath’ın kendi çocukları için kaleme aldığı bu öykülerde, sıradan görünen eşyalar ve günlük olaylar bambaşka bir dünyanın kapısını aralar. Kitabı okurken en çok dikkat çeken şey, basit olayların neşeli ve yaratıcı bir anlatımla sunulmasıdır. Mutfaktaki eşyaların görev değiştirmesi gibi sıra dışı fikirler, çocukların gözünden dünyaya bakmanın ne kadar eğlenceli olabileceğini gösterir. Yetişkin bir okur olarak bu kitaptan çıkarılabilecek en önemli duygu, günlük hayatın koşuşturması içinde kaybettiğimiz merak ve hayal etme becerisidir. Kitap büyük dersler vermeye çalışmaz; bunun yerine okura kısa süreliğine de olsa çocukluğun özgür ve renkli dünyasına dönme fırsatı sunar. Genel olarak Kiraz Hanım’ın Mutfağı, derin bir kurgu arayan yetişkinler için değil; içini ısıtacak, yüzünde tebessüm bırakacak ve çocukluğunu hatırlatacak kısa bir okuma arayanlar için oldukça keyifli bir eserdir. Hayal gücü, neşe ve masumiyet kitabın temel duygularını oluşturur.
Kiraz Hanım'ın MutfağıSylvia Plath · Kırmızıkedi Yayınevi · 2015403 okunma
Dördüncü Togan..
9/10
·389 syf.··
2026 8. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:59
Fantastik edebiyat tarzında ülkemizde çok fazla yazar çıkmıyor ne yazık ki..Bu tarz, okuma oranı zaten çok düşük olan ülkemizde satılan kitap sayısına oranla yayıncılık anlamında da bir takım riskleri beraberinde getiriyor.Hal böyle olunca ülkemizden bir yerli yazarin bu tarzda bir kitabı yazıp yayinciya begendirmesi ve kitabın basılması bana göre edebiyatımızda önem verilmesi gereken bir konu..Kendi adıma;anadilimde bir fantastik hikaye okumak ve hikayenin gayet iyi yazıldığını deneyimlemek müthiş bir serüven oldu benim için..kaldı ki hikaye ve anlatıcı iyiyse söz konusu kitabın tarzinida çok fazla önemsemiyorum..Bu konuda yazarımız Batuhan Tuncdemire ellerine sağlık diyor başarılarının ve eserlerinin daim olmasını diliyorum.. Hikayeye gelirsek;tanrıların ve toganlarin olduğu, bozkır ve elekios halklarının aynı diyarı paylaştığı çeşitli halkların ve inanışların hüküm sürdüğü bir dünyada hikayenin arka planına ustaca yedirilmis mitolojik bir hikaye okuyoruz.. Hikaye de farklı ırklara sahip bir çok karakter var ve bu karakterlerin birbirinden farklı motivasyonu çok yalın sade ve akıcı bir dille anlatılmış..Okumaya kolaylık sağlayan bu yazım dili akıcılığı ve tempoyu düşürmeden finale kadar götürüyor bizi.. Özellikle bozkır halkının yaşam tarzı ve konuşma dili çok etkiledi beni..Belli ki üzerine çalışma yapılmış.. Yaratılan ırklar ise son derece tatmin edici bir şekilde anlatılıyor.. Tamarru kam,ejderha benzeri bir yaratık olan dehsezar,hikayenin her iki tarafında aktif rol oynayan dev ve yaridevler,annuk kavminden yamyam savaşçılar ve nihayetinde yaratılan özgün büyü sisteminde Hündarlar ve nida etme sanatları son derece iyi yazılıp iyi anlatılmış. Karakter gelişimlerinin ve finalin biraz daha uzun olması gerektiğini düşünsem de bunu yazının başında anlattığım
Dördüncü ToganBatuhan Tunçdemir · Kırmızı Kalem Edebiyat Yayınları · 20266 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·384 syf.··
2026 33. kitabı
Serinin diğer kitaplarına göre biraz daha, nasıl desem bilmiyorum ama sanırım "sade" diyeceğim, sade kalmış. Diğerlerinde karakterlerin birbirine yardım etme kısmı daha fazlayken bunda bu durum çok daha azdı. Konusuna gelecek olursak; Gretchen, çok zengin bir ailenin ilgisiz büyüttüğü asi bir kızken yetişkinlik döneminde kendisini göçmenler için avukatlık yaparken bulur ve tüm mirasıyla ününü görmezden gelir. Colton ise ünlü bir şarkıcıdır. Neşeli, her zaman iyi görünen bir adam olsa da içten içe korkuları vardır fakat bunlara sadece tek paragrafta değinilmiş. Açıkçası biraz daha üzerinde durulabilirdi. Gelelim ikisinin tanışmasına. Arkadaşlarının düğününde tek gecelik bir ilişkinin ardından Colton’ın tüm çabalarına rağmen bir sene boyunca hiç görüşmezler. Ta ki Gretchen bir iş teklifi ile Colton’ın karşısına çıkana kadar. İşte tüm olaylar böyle başlıyor.
Aşık ErkeklerLyssa Kay Adams · Nemesis Kitap · 202619 okunma
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:53
Çağdaş İran Edebiyatının duru sesi deniliyor #FeribaVefi için. #UçupGidenBirKuş kitabını okurken hissettiğim şey, sanki bir evin içinde sıradan bir kadının, ev işlerine ve iki çocuğun bakımına yetişmeye çalışırken, üstelik kimse tarafından görülmeyen ve anlaşılmayan bir kadının, sıkışıp kaldığı hayatı onunla paylaştığım. Bu kadın isimsiz bir anlatıcı. Geçmişinden omzunda kalan yük ile, günümüzde sahip olduğu sorumluluklar ile ve gelecekteki belirsizliğiyle Tahran’dan bir kadın olsa da her ülkede, her toplumda niceleri var bu kadınların. Kitaptaki "kuş" metaforu, özgürlüğü arayan ama nereye uçacağını bilemeyen, kanatları ev içi sorumluluklarla bağlanmış kadının ta kendisi. Anlatıcı, herkesten ve her şeyden korkarak büyümüş. “Ben hep korktum; karanlıktan, bodrum katlardan, gölgelerden, Kadir amcadan, hatta annemden ve Mahbup teyzemden. Giderek kendimden bile saklanır oldum ve bir gün, kendime kim olduğumu sormak zorunda kaldım. Ben kaybolma duygusuyla büyüdüm; derin bir şaşkınlık hissiyle, bulunma umudumu bile yitirerek." Kalabalık sokaklar, komşuların bitmeyen gürültüsü, büyük idealleri olan sürekli ülkeyi terk etme planları yapan bir koca, iki küçük çocuk ve geçmişindeki uğultular.. Kitap, kimsenin kulak verme zahmetine katlanmadığı bir kadının kendi sesini bulma çabasını ele alıyor. Annesine göre babası katlanılmaz bir adamdı, hastalanınca bodrum kata yerleşti, bir çocuk gibi inlerken annesi bakmaya tenezzül etmedi kendisi ise korkup yorganın altına gizlendi ve o gece babası öldü, yetim gibi bir başına. Annesi sürekli sızlanan ve memnuniyetsiz bir kadın. En küçük kızına düşkün. Üç kardeşten büyüğü olan Şehla, çocukluğunda bile bir yetişkin gibi. Hiç evlenmiyor ve annesi ile yaşıyor. En küçükleri Mehin ise bir delifişek. Kendi çocuğu olmadığından bazen hayatında bir
Uçup Giden Bir KuşFeriba Vefi · Sel Yayıncılık · 2026228 okunma
10/10
·517 syf.·
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Jack London'ın kaleme aldığı Martin Eden, sadece bir aşk hikâyesi değil; insanın kendini var etme mücadelesini, sınıf farklarını, hayallerin bedelini ve başarı kavramını sorgulayan güçlü bir roman. Martin, sevdiği kadına layık olabilmek için büyük bir azimle kendini eğitir, okur, yazar ve durmadan çalışır. Ancak roman ilerledikçe asıl sorunun başarıya ulaşmak değil, başarıya ulaştığında neyi kaybettiğini fark etmek olduğu ortaya çıkar. Martin'in yolculuğu boyunca bilgiye duyduğu açlığa, yalnızlığına, hayal kırıklıklarına ve iç çatışmalarına tanıklık ediyoruz. Kitap beni en çok, toplumun insanlara değer verirken kullandığı ölçütleri sorgulamaya yöneltti. İnsan değişince çevresindeki insanların ona bakışı da değişiyor ama bu değişim her zaman mutluluk getirmiyor. Martin'in yaşadığı içsel dönüşüm ve giderek büyüyen yalnızlığı uzun süre aklımdan çıkmadı. Jack London'ın akıcı dili ve karakter derinliği sayesinde romanın sayfaları hızla ilerliyor. Ancak geride sadece bir hikâye değil; emek, aidiyet, aşk, başarı ve yaşamın anlamı üzerine düşünceler bırakıyor.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
BURJUVAZİNİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNDE BOĞULAN BİR RUH: MARTIN EDEN
7/10
·517 syf.··
2026 63. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 21:47
Martin Eden benim için sadece bir kitap değil, içimde günlerdir dinmeyen kocaman bir fırtınanın adı artık. Jack London bu eserde sadece bir başarı ya da aşk hikayesi anlatmıyor; insanın kendini sıfırdan var etme çabasını, entelektüel yalnızlığın zirvesini ve burjuva dünyasının o pırıl pırıl parlayan ama içi tamamen çürümüş olan iki yüzlü ahlakını adeta yüzümüze çarpıyor. kitabı bitirdiğimden beri içimdeki o burukluk, o yoğun kızgınlık ve hayal kırıklığı hissi asla geçmiyor. kitabın son sayfasını kapattığım an,Martin’in o yalnız, hırpalanmış ruhuna sarılıp ağlamak istedim... hikayenin en başına döndüğümüzde, karşımızda kaba saba, eğitimsiz ama içinde keşfedilmeyi bekleyen devasa bir cevher barındıran gemici bir Martin var. ve onun hayatını tamamen değiştiren o an: Ruth Morse ile tanışması. Martin, Ruth’a öyle saf, öyle temiz ve adeta onu ilahlaştıran bir aşkla bağlanıyor ki, sırf onun gözündeki o "yüksek" dünyaya adım atabilmek, ona layık bir adam olabilmek için kelimenin tam anlamıyla bir savaşa giriyor. geceleri sadece birkaç saat uyuyor, aç kalıyor, parasızlıkla boğuşuyor, rehin dükkanlarına eşyalarını bırakıyor ama okumaktan, yazmaktan, öğrenmekten asla vazgeçmiyor. elleri nasır tutmuş bir gemiciden, felsefeyi, sosyolojiyi, edebiyatı yutmuş bir dehaya dönüşüyor. kendi küllerinden yepyeni, muazzam bir insan yaratıyor. ancak kitabın en can yakıcı, insanı okurken sinirden delirten noktası da tam olarak burada başlıyor: Martin, Ruth’u ve onun ailesinin temsil ettiği o üst sınıf burjuva dünyasını gözünde o kadar kutsallaştırıyor, onları o kadar "kusursuz ve bilgili" sanıyor ki, kendi entelektüel seviyesi yükseldikçe asıl gerçeği görmeye başlıyor. Martin tırnaklarıyla kazıyarak yükselirken, Ruth’un ve çevresinin aslında ne kadar sığ, önyargılı, kalıplara sıkışmış ve tamamen
İnceleme
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma