Bize daha çok çocuk verebilirdi, diye haykırıyor. Dişinin bedenini kesmek üzere ağıla sürüklerken, parlak insanın canını yakacak denli beyaz bir ışık saçan bir ses tonuyla" Hani evcil hayvanlar insan gibi bakar ya öyle bakıyordu" diyor o....
Öte yandan hayvanların evcilleştirilmesinin insanlığa çok büyük bir bedeli de olmuştur. Bunların en önemlisi bildiğimiz hemen hemen bütün hastalıklardır. Şarbon ve brusella Akdeniz humması (ineklerden), kuduz (köpeklerden), verem (tüm et ve süt ürünlerinden), veba (tavşanlardan), grip (kuş ve domuzlardan) insanlara geçmiştir.
"Evcil ne demek?"
"Çoğunlukla ihmal edilen şeydir. Bağlar kurmak anlamına gelir."
"Bağlar kurmak mı?"
"Elbette! Sen henüz benim gözümde, sana benzeyen yüz binlerce küçük çocuktan yalnızca birisin. Hem sana ihtiyacım yok benim. Senin de bana ihtiyacın yok. Ben senin gözünde, yüz binlerce tilkiden biriyim, ama sen beni evcilleştirirsen birbirimize ihtiyaç duyarız. Sen benim için dünyada tek olursun. Ben de senin için dünyada tek olurum..."
Kendi tarihiyle kendi duyguları tarafından kandırılmış, aslında evcil hayvanlara, özellikle de atlara yakıştırıldığı gibi 'yabanileşmeye' başlıyordu insan zamanla; çekingenleşiyor, ağzını hemen hiç açmıyor; ya da biraz kaçırıp, evlerde bağırıp duruyordu.