BABAM,EV VE YUMURTA KABUKLARI
Yazarımızın ilk romanı ile sizlerleyim.
Her insanın içini kemiren hesaplaşmalar vardır.Bu kimi için çocukluğu,kimi için geçmişi,kimi için arkadaşı,kimi için babası, kimi için annesi ile ilgilidir.Hatta bazen sadece ve sadece kendisi ile ilgilidir.
Bilge çok güzel bir işi,çok iyi kazancı olan bir genç kızdır.Hayatı istediği gibidir,özgürdür peki ya çocukluğu nasıldı?Hep bu gidis gelişler kafasinda dönüp dururken, hiç aklına gelmemişti birgun babası ile hesaplaşabileceği..Ve o gün gelmişti ama babası artık bir tepki verebilecek durumda değildi.
İşte yıllar sonra evindeydi,onu evlatlıktan men eden makinelere bağlı babasının yanında idi.Bi kaç hafta ömrü vardı babasının..Hicbirseyin farkında olmadan öylece yatıyordu sadece..
Ne olurdu sanki babası bu kadar sert,öfkeli,sevgisiz olmasaydı?Annesi ise sanki ufacıktı.Hiçdi.Gŏrünmüyordu.Annesi vefat ettiğinde üç gün sonra öğrenmişti.Oysa ne kadar özlemişti annesini Bilge..İşte babasının tercihi nedeniyle reddettiği kızı,eve girmesine bile izin verilmeyen kızı,şimdi tam da yanı başındaydı.İstediği kadar özgür,İstenmediği kadar evdeydi.Odası aynı duruyordu.Çocukluğu,evde,bahçede her yerde idi..Ama ne kadar özgürse o kadar yalnız ve duyulmazdı..
Kitabın sonu beni mahvetti,o çığlık bana Babam ve Oğlum filmindeki bir sahneyi yaşattı..Babamın ölümünü ve sessiz çığlığımı hatırlattı..
Yazarımız kendine has anlatımıyla ebeveyn ve çocukların iletişiminin ne kadar önemli olduğunu bizlere aktarmaya çalışmış. Tercihler,verilen kararlar,tepkiler,yaklaşımlar,kısıtlamalar,davranışlar derinden sarsabilir hem çocukları hem de ebeveynleri..
Her gün,içinde uyandığın bu kutuyu düşün,ruhunu sıkıştırıyor,seninle büyüyor,seninle küçülüyor,her anını seninle paylaşıyor.
Öfkeli bir babanın yaratamayacağı canavar