Puan vermedi·128 syf.·
2026 1. kitabı
Sarıyaz Mahir Ünsal Eriş’ten okuduğum ikinci öykü kitabı. İlki Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde’ydi. Onu da çok beğenmiştim, aslında onu daha çok beğenmiştim Bu öykü kitabında da yazar yine Bandırma civarında geçen çocukluğuna götürüyor bizi. Tahminime göre ‘99 depreminin olduğu ağustos ayında bir günde geçiyor çoğu öykü. Öyküler depremin yaşandığı gece ve o güne kadar olanlar, mekanlar ve insanlar üzerinden birbiriyle bağlantılı. Deniz, kum, güneş içeren harika yaz öyküleri okuyacaklarını düşünenler yanılır. Aksine bu öykülerin her biri kalp kırıyor, canınızı yakıyor. Gönlü kırılmış, bahtsız insanların öyküleri bunlar. Kaybolan Şengül, hayatlarının şokunu mahallede gezerken yaşayan Mıstık ve Ömer, kocasından kurtulmaya çalışan Özlem, erkekliğe ilk adımını atan Yalçın ve bütün bunları bağlayan Bolnaz Apartmanı. Güzelim sahilleri yok etmeye çalışan şirketlere kafa tutan dedesini ve onun turnasını yad eden genç bir adam. Bir de elini verdiği komüne kolunu kaptıran Özlem’in kocası. Hepsi çok bize ait, hepsi çok güzel. Yazar hemen her öyküde şok etme hakkını saklı tutmuş gibi sakin, sıcak başlayan bütün öyküler ilerledikçe buz kestiriyor kalbinize. Sıcak, sarı bir yazda kafanızdan aşağı soğuk su dökülmüş gibi oluyorsunuz. Hani her şey harika giderken bir anda yaşanan şok hali var ya, heh işte onu yaşatıyor her öyküde bize. Özetle, tavsiyedir.
1000Kitap
SarıyazMahir Ünsal Eriş · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 42. kitabı
"Bir seri katil, cinayet masası dedektifi ve bir FBI ajanıyla birlikte aynı evdeydi. Hayatım bundan daha karmaşık olamazdı. " Selam Her taşın yavaş yavaş yerini belirlediği ve bana sıradaki kitabı verin dedirten serinin ikinci kitabıyla geldim bugün. Mindf*ck ilk kitabı okur okumaz yayinevi hemen ikinci kitabı çıkarttı ve biz onu okurken de sıradaki kitap çıktı. Böylesine hızlı çıkışlar biz okuru en çok memnun eden şey kesinlikle. Acı geçmişinin intikamını yavaş yavaş alan Lana ile devam ediyoruz seriye. Aslında intikam yolunda hiç yapmaması gerekeni yapıp bir FBI ajanına aşık oluyor ve sevgili oluyor ama duygularına da söz geciremeyen bir Lana var. Logan ise hem seri katilin peşinde hem de yeni bir davaya kendisine 'öçü' dedirten bir suçlunun peşinde. İki dava arasında gidip gelirken Lana'ya çok fazla zaman ayıramaz ama genç kadının da hedefte olması ihtimalinden onu her an koruma eğilimde. Logan işleriyle meşgulken ise Lana kendi hedefinden biraz çıkar çünkü gerçek pislikler ortalıkta gezdikce Lana onların kabusu olmaya devam edecek.. Tabi bunları yaparken de asıl hedefte kendisinin olduğundan habersiz... İlk kitapta olayları, karakterleri tanımıştık şimdi ise taşlar yerine daha çok oturdu. Öyle olaylar oluyor ki kısacık kitapta hem duygusal olarak sizi etkiliyor hem de aşk olarak size yetiyor. Lana ve Logan'ın arasi bozulacak derken daha bi kenetlenmeleri Logan'in sebepsiz Lana'yi izlemesi bile bende tarifsiz bir sevince sebep oluyor. Tüm bunlar olurken Lana yavaş yavaş genç adama kendisini açıyor ve biz Lana'in geçmişinin kapılarını biraz daha aralıyoruz... Seri toplam 5 kitap olacak ama şimdiden Lana benim favori kadın karakterlerinden biri oldu bile. Sonda öyle şeyler oluyor ki sıradaki kitabı hemen okumak istiyorum Ve eğer bu türde okuma yapmayi
Mindf*ck 2: SekteS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202649 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 10:33
~°•☆ɪşıʟ ʟɪᴍᴀᴇ ~ᴛᴜᴛᴋᴜɴᴜɴ ᴛᴀɴʀıꜱı☆•°~ 𝐊𝐚𝐥𝐩 𝐚𝐭ış𝐥𝐚𝐫ı𝐦ı 𝐡ı𝐳𝐥𝐚𝐧𝐝ı𝐫𝐚𝐧 𝐨𝐲𝐝𝐮 𝐚𝐦𝐚 𝐨𝐧𝐚 𝐚şı𝐤 𝐨𝐥𝐝𝐮ğ𝐮𝐦 𝐢ç𝐢𝐧 𝐬𝐮ç𝐥𝐮 𝐨𝐥𝐚𝐧 𝐛𝐞𝐧𝐝𝐢𝐦. Selammmm... bugün sizlere şahane bir fantastik serüvenin 1.kitabı ile geldim. @isillimae kalemiyle tanıştığım #tutkununtanrısı elinizden bırakmadan okuyacağınız harika bir evren. Fantastik okumalardaki kafa karışıklığını bu kitapta bulamazsınız. İçinde öyle rehberler varki bölümler arasında,hemen konusuya adapte oluyorsunuz. Gelelim Rast&Jinava ya...ikisine de bayıldımmm..İhtiras ve Tutkunun lanetli tanrısı kendini aşırı derecede sevdirdi. Ama!!! Şoku sona bırakmış pis insafsız!! Ah benim canım Jinava'mmm:(( Neyse, elbette bunların devamında sıra Jinava ya da gelecektir. Bir defa kitap öyle akıcı ki sizi olayların akışı içinde büyüleyip sürüklüyor.Ben onun sonu okuduğum andan itibaren 2.kitabı bekler oldum umarım hemen kavuşuruz. İnce detay vermeyeceğim çünkü ikilinin her hali,her olay çok keyifliydi. Okuyun!! Tabiki şiddetle tavsiye ediyorum:)) Sizler için kısaca konusuna geçelim; Jinava Eva Astern, ailesi tarafından bir gün ansızın terk edilmişti. Zaten soğuk ve hissiz olan anne babası birde ardında ona ödemek zorunda bıraktıkları borçları ile Jinava'ya sıfırı tüketttirdiler. Başarılı bir şef olmakla birlikte bir o kadar bahtsız olan Jinava sonunda hem evsiz hem işsiz kaldı. Son parası ile aldığı konser biletleri ile can dostları,Leon ve Hazal ile geldiği konserde kimsenin görmediği kızıl gözleri olan yunan tanrısı güzelliğindeki o adamla göz göze geldi. Zaten her şey ondan sonra değişti. Onu kimsenin görmediğini fark ettiğinde konserden ayrılmak istedi. Sokağa çıktığında ise peşinde artık tehlike kol geziyordu,tuhaf yaratıklar sanki dünyayı istila etmişti. Daha önce görmediği pek çok değişik varlık etraftaydı. Özellikle bir tanesi en korkunç olanı
Tutkunun TanrısıIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025213 okunma
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
Muhteşemdiiii! Kitaba başlamam ve bitirmem bir oldu. Geçmişin sır perdelerini aralarken sayfaların arasında kendinizi kaybediyorsunuz. Aile dramı ve gizemle harmanlanmış gotik havası olan harika bir kitap. Bitkiler ve koruyucu güçlerini okumakta ayrı bir hava katmıştı. Günümüzü okurken bir taraftan geçmişi de okuyoruz. Elizabeth döneminden kalma bir malikanede elli beş yıl boyunca yaşayan Francine Thwaite herkesin aksine asla yalnız bir kadın değildi. Malikanenin kendine özgü hayaletleri vardı ve bu Francine için asla bir sorun olmamıştı. Hepsi zararsız ve onların arkadaşlığını yaşayanlara tercih ediyordu. Bir zamanlar ailesiyle yaşadığı bu evde odalar sesler doluydu, geçmişte kalan yankılanan anılarla ama artık hayalet olan Bree ve kendisi vardı. Bree kendisini bildi bileli bu evdeydi. Kim olduğunu bilmiyor ama en yakın arkadaşıydı sadece varlığını hissedebildiği bir arkadaş. Bitkilerle arası çok iyi olan Francine gününün çoğunu bahçesiyle ilgilenerek ve ailesinin tarihini okuyarak geçirir. Francine, nadiren evden çıkan birisidir. Genelde alışveriş için ve vefat eden annesinin yakın arkadaşını ziyaret etmek için çıkar. Bir gün kız kardeşi Madeline’in malikaneye gelmesi ile birlikte işler sarpa sarmıştı. Aile tarihlerinin karanlık sırları olduğunu öğrenmişti. Annelerinin onlara söylediği gibi sadece üç kişi değillerdi. Dört kız kardeşleri ve bir erkek kardeşleri daha vardı. Sorun şu ki Francine çocukluk döneminin belli bir bölümünü hatırlamıyordu peki neden hatırlamıyordu ? Hafızasında silinmez bir şekilde yer etmesi gerekirken ama hiçbir şey yoktu. Madeline’in varsayımları ve elinde olan belgeler onu geçmişi araştırmaya itiyordu. Hiç tanımadığı kız kardeşleri ve sonsuza dek bebek kalacak erkek kardeşi. Kayıp ve unutulmuş bir aile. Geçmişi ile öğrendiği gerçek ile
Onun Küçük ÇiçekleriShannon Morgan · Artemis Yayınları · 202548 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2024 191. kitabı
BABAM, EV ve YUMURTA KABUKLARI . Bu nasıl bir kitaptır ki, okurken gözyaşlarım aktı usul usul... Sayfalar koşarcasına çevrilirken hem kendi geçmişime uzandım, hemde Bilge' ninkine Bilge seneler önce kapattığı kapıyı, ablasının telefonu ile tekrar açmıştı. Oysaki annesinin ölümünün haberi bile üç gün sonra bir mesajla ulaşmıştı kendisine. Şimdi kapının açılması ile yüzüne çarpan rüzgarın sertliği, yukarıdan gelen her bip sesi ile ruhuna sesleniyordu adeta. Geçmiş bu soğuk evdeydi;  elektrikli soba ile ısınılan, yer yer rutubet yapmış tavanı ile pencere açıklarından giren havanın sesi yaşanılanları fısıldıyordu kulağına. Annesinin her şeyden vazgeçmesi, ablasının özne ya da hedef olmasından sıyırması, babasının onu aramaması... Evet, yine eve dönüyor Bilge. Ne yaşarsa yaşasın, hangi kararları alırsa alsın, doğup büyüdüğü yer ile garip bir bağı olduğunu düşünüp ilk çağrıldığı yere, evine gidiyor. Sanki her şey zamanı gelince buraya dönmek için yaşanmışcasına! " Baba"  figürünün aile içi bağların şekillenmesine etkisi," ev" in kimlik arayışındaki rolü ve "Yumurta kabukları " nin da yaşamımızdaki kırılganlıklara karşılık gelen ifadesi adına yakışır bir okumaya vesile oluyor.  Geçmişle yüzleşmenin o sert satırları sizleri de beraberinde sürüklerken geçmişinizin bugününüzü nasıl da derinden sarsacağına şahitlik edeceksiniz. Aile bağları ve geçmişle yüzleşme üzerine duygu yüklü bir okuma. Sizlerde geçmişinizle yüzleşmeye ve sessiz bir hesaplaşmaya var mısınız?  Derinden sarsacak ve etkisi uzun süre sürecek #babamevveyumurtakabukları nı #mutlakaokuyun lütfen. Keyifle . Sormak istiyorum sizlere; " Bir evde ne yapılır? Bir evin ev olabilmesi için ne gerekir? " .
Babam, Ev ve Yumurta KabuklarıFatma Nur Kaptanoğlu · Can Yayınları · 2024635 okunma
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2024 29. kitabı
BABAM,EV VE YUMURTA KABUKLARI Yazarımızın ilk romanı ile sizlerleyim. Her insanın içini kemiren hesaplaşmalar vardır.Bu kimi için çocukluğu,kimi için geçmişi,kimi için arkadaşı,kimi için babası, kimi için annesi ile ilgilidir.Hatta bazen sadece ve sadece kendisi ile ilgilidir. Bilge çok güzel bir işi,çok iyi kazancı olan bir genç kızdır.Hayatı istediği gibidir,özgürdür peki ya çocukluğu nasıldı?Hep bu gidis gelişler kafasinda dönüp dururken, hiç aklına gelmemişti birgun babası ile hesaplaşabileceği..Ve o gün gelmişti ama babası artık bir tepki verebilecek durumda değildi. İşte yıllar sonra evindeydi,onu evlatlıktan men eden makinelere bağlı babasının yanında idi.Bi kaç hafta ömrü vardı babasının..Hicbirseyin farkında olmadan öylece yatıyordu sadece.. Ne olurdu sanki babası bu kadar sert,öfkeli,sevgisiz olmasaydı?Annesi ise sanki ufacıktı.Hiçdi.Gŏrünmüyordu.Annesi vefat ettiğinde üç gün sonra öğrenmişti.Oysa ne kadar özlemişti annesini Bilge..İşte babasının tercihi nedeniyle reddettiği kızı,eve girmesine bile izin verilmeyen kızı,şimdi tam da yanı başındaydı.İstediği kadar özgür,İstenmediği kadar evdeydi.Odası aynı duruyordu.Çocukluğu,evde,bahçede her yerde idi..Ama ne kadar özgürse o kadar yalnız ve duyulmazdı.. Kitabın sonu beni mahvetti,o çığlık bana Babam ve Oğlum filmindeki bir sahneyi yaşattı..Babamın ölümünü ve sessiz çığlığımı hatırlattı.. Yazarımız kendine has anlatımıyla ebeveyn ve çocukların iletişiminin ne kadar önemli olduğunu bizlere aktarmaya çalışmış. Tercihler,verilen kararlar,tepkiler,yaklaşımlar,kısıtlamalar,davranışlar derinden sarsabilir hem çocukları hem de ebeveynleri.. Her gün,içinde uyandığın bu kutuyu düşün,ruhunu sıkıştırıyor,seninle büyüyor,seninle küçülüyor,her anını seninle paylaşıyor. Öfkeli bir babanın yaratamayacağı canavar
Babam, Ev ve Yumurta KabuklarıFatma Nur Kaptanoğlu · Can Yayınları · 2024635 okunma