beria

Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·158 syf.··
2021 3. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2021 16:26
Bu kitap beni duygusal anlamda bitirdi. Okurken gözlerim doldu; kitabın dili de o kadar sade ki kahramanın yaşadığı ve neredeyse her an duyduğu o açlık hissi, sizin iliklerinize kadar işliyor. (Spoiler- bu kısma değinmeden bu kitaba kapatamayacagim kusura bakmayın :) ) Özellikle günler geceler boyu süren açlık zamanlarinda talas çiğnemesi, ağzına taş atması, parmağını ısırmaya kalkması, "köpeğim için kemik istiyorum" diye kasaptan kemik alıp onunla açlığını bastırmaya calismasi okurken sizi şok ediyor. (Spoiler bitti rahat olun:) ) Tabi kahramanın muhtemelen açlığın da etkisi ile ortaya cikan deliliklerini gördükçe "hayır öyle yapma eline geçen parayı tut" diye avaz avaz bağırmak istiyorsunuz. Bu kadar açlık ve sefalet neticesinde kahramanın hakaretleri sineye cekmesi, hırsızlik düşüncesi ve vicdan sorgulamaları da eserde çok güzel işlenmiş. Yine eserde fakir bir insanın Allah'a olan güvenini sorgulaması ve isyanı da uzun uzun islenmese de içinize dokunacak derecede yalın ve sert sözlerle işlenmiş. Ve pek tabi aşk. Yazar bu mühim konuyu da es geçmeden küçük bir bölümde de olsa aşktan bahsetmiş. Ama kitaptaki hiçbir şey açlık duygusunun önüne geçememiş, geçemez de. Bu arada Behçet Necatigil çevirisi ile okuduğum kitabin girişinde yazarın hayatı ile ilgili detaylı güzel bir açıklama da var. Yazarın gerçekten yazar olmak için yoksulluk çektiği yılların olduğunu öğrenmek beni şaşırtmadı. Bu kadar iyi duygu geçişi için kesinlikle bir yaşanmışlık gerekir, diye düşünmeden edemiyor insan. Neticede kitap tek kelimeyle muhteşemdi.Güle güle Knut Hamsun, hoşgeldin yeni kitap.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,8bin okunma
beria
Son yüz yıla kadar açlık aslında çok güncel ve dünyanın Avrupa'nın göbeği dahil her yerindeki bir sorun imiş. Açlıktan ölen insanların olduğu çağda hala yaşasak bile dünyanın %90ında insanlar artık kalitesiz gıdalarla da olsa tok. Belki bu yüzden, kitabı okuması çok zor gelmişti bana da. Kahramanın saçma hareketlerine kızıp açlığından içim burkulurken burjuva mıyım diye düşünmeden de edememiştim. Okuyan gözlerinden ve kaleminden öperim ❤️
Bu korku yüzünden mahvoluyoruz hepimiz. Bize hükmedenler, korkularımızdan yararlanıyor ve bizi istedikleri gibi kullanıyorlar. Korktukça bataklığa saplanıyoruz. O bataklıktaki ağaçlar gibi korktukça çürüyoruz.
beria
Yuval Noah Harari de terörün aslında önemsiz olmasına rağmen sadece korku ile hüküm sürdüğünü söylüyor. Korku yaratıp kendini büyük ve başedilmez gösteriyor. Korkudan yararlanıp hükümetleri istediğini yaptırmak için zorluyor.
iyi ki o ben değilim demek
9/10
·100 syf.·
2021 4. kitabı
İnsanın hep görmeyi ertelediği ya da görmekten kaçtığı ölüm sancısı, ölüm döşeğindeki insanın etrafındakilerce garipsenen huysuzluğu, vücudunun eriyişini ve güçten düşüşünü gözlemlemesi üzerine İvan İlyiç'in gözünden anlatılan uzunca bir bölüm romanın ana hattını oluşturuyor. Buna rağmen, roman aslında ölümünden sonra başlayıp, sonrasında İlyiç'in ölmeden önce yaşadıklarına geliyor. Yani yazar önce bizi, yargıç olduğu dışında bir bilgi vermediği İvan İlyiç'in cenazesindeki sahnelere götürüyor. Yabancısı olduğumuz bu kişinin ölümünden o kadar da etkilenmiyor ve etraftakileri anlamaya koyuluyoruz. Sonra kahramanımız ile bizi tanıştırıyor. Tanıdıkça etkileniyor ve acısını paylaşıyoruz. Ama bu öyle bir paylaşım ki, kaçmak isterken kaçamıyoruz. Tam da bu nedenle kitap hem açıkça insanların ölüm düşüncesinden ve ölmekte olanlardan kaçtığını anlatırken hem de -okurken farketmeden içine girdiğimiz- kendi ruh halimizle, bu gerçeği bizim de yüzümüze vuruyor. İvan İlyiç'in karısı, kızı ya da oğlu olsak farklı mı davranırdık? Ya da yalnızca okuru olunca, onun hikayesine ömrümüzden sadece birkaç saat verirken neler hissettik? Bu utancı bir de Knut Hamsun'un Açlık eserini okurken hissetmiştim. Çünkü kahramanın aç kalmasından ve sefaletinden kaçmak istemiştim. Tıpkı İlyiç ölümle pençeleşirken onu merakla izleyip yine de uzakta kalmak istemem gibi. Öyle bir utanç... Vahşi insan doğası gerçeğini biz görmek istemesek de önümüze seren kitaplar bunlar. İyi ki ölen/ aç kalan/ bombalanan/ sürülen/ yakılan... ben değilim derken, insan yanımız bunu inkar ededursun.
Edebiyat
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,2bin okunma
İbrahim isimli okura yanıt verildi
beria
Teşekkür ederim İbrahim. Çünkü en nihayetinde Harari'nin dediği gibi saf, mazlum ve iyi olanın değil, evrimsel süreçte hayatta kalabilmiş kurnaz, hayatta kalabilmek için yanındakini düşüren, gözünü kırpmadan kötülük yapabilenlerin hayatta kalmış torunlarıyız. Sanki hep mutlu olmak, hep sağlıklı olmak zorundayız. Olamayınca kendimizden, olunca da diğer olamayanlardan kaçıyoruz.
Çağımızın Anadolusuna Ait Öyküler
10/10
·136 syf.·
2021 2. kitabı
Sarıyaz, hepsi birbirinin etrafında dönen sekiz öyküden oluşuyor. Her öykü birbirinin eksiğini kapatıyor, her biri başkasının açısından aktarıyor olayları. Öykülerdeki başka başka kahramanların farkındalıkları, hayat deneyimleri ve içtenlikleri bizi kitaba bağlıyor. Bağlayan bir diğer nokta da öykülerin öyle bizden, öyle günümüze ait olması. Kullanılan deyimler, hakaret içeren seslenişler, batıl inançlar, kalıp sözler, tepkiler... Hep biz anadolu insanı... Yazar kah erkek gözünden kah kadın kah çocuk gözünden öyle güzel dile getirmiş ki kaygıları, düşünceleri, başka insanlara bakışı... Öyle irdelemiş. Karakterler öyle farkındalık sahibi ve fakat öyle tekdüze ve bizden... Evet, okumazsanız eksik kalacağınız türden.
Edebiyat
SarıyazMahir Ünsal Eriş · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
İbrahim isimli okura yanıt verildi
beria
🙏