“Arkadaşlık, iki insanın birbirine en yakın mesafede durduğu anlamına gelmez. Asıl anlamı, her birinin diğerinin varlığıyla kendini daha bütün hissetmesidir. Çocukken bu 'bütünlük' oyun arkadaşlığıyla sağlanırken, büyüdükçe bu, paylaşılan değerler, anlayış ve karşılıklı saygıya dönüşür. Birini arkadaş olarak tanımlamak, aslında kendi varoluşunun bir parçasını onda bulmaktır.” Milan Kundera
Toplumsal kalıplardan sıyrılarak birbirlerini ve kendilerini keşfeden, birbirlerine ayna olan dostluklar doğal bir süreç içerisinde ‘yalnızların birlikteliğini’ yaşarlar.
Öyle ki dost meclisi, toplumdan ve her türlü dayatmadan münezzeh ve bunlara tabiri caizse mola verilebilen, insanın rahatça kendi olabileceği ve sevgiye/muhabbete dayalı bir paylaşım imkanıdır. Dostla geçirilen zaman boşluktur, bu zaman bereketlenir ve esas dostluk gündelik koşturmaca değil, bu berekettir. Bunu idrak eden Dertli Kemter o yüzden dostuna, “Senden başka kisb ü kârı neylerim/ Cemale baktığım kâr değil midir” diye seslenir.