Toplumsal kalıplardan sıyrılarak birbirlerini ve kendilerini keşfeden, birbirlerine ayna olan dostluklar doğal bir süreç içerisinde ‘yalnızların birlikteliğini’ yaşarlar.
Öyle ki dost meclisi, toplumdan ve her türlü dayatmadan münezzeh ve bunlara tabiri caizse mola verilebilen, insanın rahatça kendi olabileceği ve sevgiye/muhabbete dayalı bir paylaşım imkanıdır. Dostla geçirilen zaman boşluktur, bu zaman bereketlenir ve esas dostluk gündelik koşturmaca değil, bu berekettir. Bunu idrak eden Dertli Kemter o yüzden dostuna, “Senden başka kisb ü kârı neylerim/ Cemale baktığım kâr değil midir” diye seslenir.
İsmail-i Maşuki’yi ve onun gibi “öteki” olanları anlamak resmi tarihle elbette mümkün değildir. Karşılaştırmalı ve sağlıklı bir şekilde anlayabilmenin yolu, yalnızca muktedirlerin süzgecinden geçenlere değil halkın süzgecinden geçenlere kulak vermektir.