bu kasvetli küçük şehirde bir sonraki adımımı planlamak yerine; izleri henüz silinmiş duyguların, taze hatıraların yakın zamanda beni içine çekip girdabında döndürdükten sonra bir yerlere fırlatıp atan hortumun etkisi altında oturuyorum. bazen yine o girdaba kapılacağımı, hortumun yaklaştığını, yanımdan geçerken beni içine çekeceğini, düzen ve ölçü duygularımı kaybedip yine dönmeye, dönmeye, dönmeye başlayacağımı sanıyorum...
bu şehir öyle bir şehir ki; küçük bir kız üzülür, üzüldüğü anlaşılmaz. kuşlar cehennem çığlıklarıyla ötüşür, duyan olmaz. bir ağaç acıkır, kimse... hiç kimse umursamaz.