For whom the bell tolls..?
Zihnimde var olan her şeyin sonunu getirip öldürmek isterdim, tek tek acımadan... Ruhumun ve kalbimin dinginliğe ihtiyacı var uzun bir süredir. Arkada çalan Apocalyptica şarkısı eşliğinde, zihninde ki her şeyi yok etmek mi? Kulağa hoş geliyor evet! Delirdim mi? belki de... Umurumda mı? asla! Çok da sorgulamamak lazım, bu da öyle bir ileti işte... (': Zihnimde ki her şeyi öldürdüğüm gün, tanrının karşısında saygı duruşunda olacağım, belki o zaman sorgulamaya başlarım... Bu da benden Özge` işte beee! 🍻 •youtu.be/dTVvo0j1tkQopen.spotify.com/track/6Xf4niXzB...
Nilgün Marmara'nın Defterler kitabında geçen kitaplar: John Berger'ın G romanı (çüktüf [fiktif ile kurulmuş hoş bir sözüm] bir roman!) Elsa Morante'nin Endülüs şalı Öyküleri, bir enfantilenin öykü kurmaca oyunları. BFS yayınları Çeviri Dergisi ve Dün ve Bugün Felsefe: "[Çeviri] kitaplar çok önemli yazılar var - Rilke, Bachmann şiirleri, G. Deleuze'ün "Göçebe Düşünce" yazısı, Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'1. Cüce Nedim Gürsel'in cüce bulup buluşturmaları "Yerel Kültürlerden Evrensel'e"ymiş... Jean Anouilh'in çoktan çöpe atılması gereken oyunu Becket. ve iyi ki yanımda getirdiğim Rimbaud, Char, Celan, Rilke, Kafka su serpiyor. Iris Murdoch'ın The Sacred and Profane Love Machine adlı bir romanı. Bu okuduğum en yalınkat ve matrak İrisanım romanı. Rosalind Coward-John Ellis'in Dil ve Maddecilik'i. Çok yoğun ve gerekli bir özet. Freud'un Totem ve Tabu'su. Canım Viyana'lı öyle !alçak!gönüllü ve açık ki... Daha çok yüzyıllar diller düşünceler müzesinde rafı duracak. Freud Bedrettin Cömert'in "Croce'nin Estetiği" şu sıra okuduğum, kuşkuyla izliyorum nereye bağlanacak bilmiyorum sonunda, sağlam bir kazığa mı yoksa kırılgan bir dala mı? Bir de senin kayranla bana ulaşan dergiler göreceli ayakta tutuyor ve bu arada oyun savsaklanıyor, sarsaklaşıyor, zaten TEKTÜK perdeli bir parodi aslında. Öykü durdu, bazen şiir -bazen Poème en Prose'umsu fragmanlar- böyle işte, Emelciğim teğelleniyoruz. S.166 Çöl bitiştirildiğinden bu yana zehir zıkkım okuma, pis alışkanlık, uyuşturucu yatırımı: G-John Berger (hıyarının) çüktüf romanı. Heyecanlı sürükleyici!! Endülüs şalı - Elsa Morante enfantile'nin (superlative'leri çok iyi kullanan, 8 yaşında ölen kuzen Veranzio hariç) çocuksu öykü kurmaca oyunları. Bok bile daha kolay yenir yutulur. Neyse ki Çeviri Dergisi (BFS, kitap 1, 985), Dün ve Bugün Felsefe
Reklam
-Ekmek çaldı! Diye bağırdı hatırlıyorum. Kim? -Komşusu, aynı mahallede oturuyormuş. Onu tanıyor muydu? -Nerden tanısın, adını dahi bilmiyordu. Polisler geldi demiştin, -Evet, ekmek uğruna. Ekmeği buldular mı? -Bulamadılar, evdeki çocuk yemiş, yine de götürdüler adamı. Çok yazık ama çalmış sonuçta olacağı buydu. -Çaldığı ne malum? Çalmadığını mı düşünüyorsun? -Çalmadığını biliyorum. Nasıl bileceksin ki? -Babam gittikten sonra bir daha ekmek yemedim.
Evet bugün aldığım kitaplarla güzel bir Orwell külliyatı oluştu kitaplığa da yakıştı :)
Evet kardeşim sen bana senelerdir aşıksın yalnız ben bu senaryoyu bir kez yemiştim karnım tok. Geçelim şu infoyu sadede gel demek istiyorum ama böyle demeyeceğim tabi ki. Ben bir ilişki düşünmüyorum kusura bakma diyeceğim. Sevgisinin (şüpheli) reklamını yapıp pazarlamaya çalışan sahtekarlardan rabbime sığınırım
Büyüyünce Ne Olmak İstiyorum Bilmiyorum
Evet hala gencim ve bir şey olmak zorunda değilim. Ama bir gün gençliğim biticek ve karar vermek zorunda kalıcam. İstediğim kararı vermek için şimdiden çalışmam gerekiyor ama ben ne olmak istediğimi bilmiyorum. Şuan her şey ilgi çekici geliyor. Sanki her şeyi yapabilirmişim gibi. Kendimi küçümsemiyorum, elbet çalışırsam yaparım. Ama gerçekten yapmak istiyor muyum? Gerçekten ne yapmak istiyorum? Kendimi tanımaya çalışıyorum, nelerden zevk aldığımı anlamaya çalışıyorum ama bu ülkede geleceğim sadece yeteneklerim veya zevklerim üzerinden ilerlemiyor. Hem sıkılmayacağım, hem para kazanabileceğim, hem de ailemi gururlandırabileceğim bir şey seçmem gerekiyor. Önemli bir seçim. Bunun üzerimde baskı kurmasına izin vermekten nefret ediyorum ama elimden bir şey gelmiyor. Herkesin dilinde bu kararın geleceğimi etkileceği varken nasıl olurda stres olmam. Ama sonra hala genç olduğumu hatırlıyorum. Hala daha yirmilerine gelmemiş bir genç kız olduğumu. Önümde uzun bir gelecek olduğunu - ve tabi yaşarsam - düşünüyorum. Kendimi yirmilerimde otuzlarımda ve belki kırklarımda bulabilirim ama elbet bir gün bulucam. Benim de bir hayalim bir hedefim olucak. Ve onun için çalışmaktan gurur duyucağım. Aynı kendimle duyduğum gibi.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam