Onun içinden yükselen sesi; duyulmak, başkalarının ortasında kendi haline terk edilmiş olmamak isteyen hayalin o yüksek sesini... Ve bakışlardan anlıyordu ki insanlar, kendi sessizlikleri içinde onun sesini duydukları için, nihayet sesi sayesinde onu biraz olsun görüyorlardı. Evet dedim, anlıyorum ve o sesimden anladı onu anlamadığımı. Eminim ki sesinden duyduğu tek şey buydu: Hiçbir şey anlamadığım ve sırf oğlum olduğu için konuşmasına izin verdiğim. Gerçekten yalnız olduğunu biliyordu ve ben de görüyordum bunu: Adına yalnızlık demesek de görüyordum onun ne kadar yalnız olduğunu. Yalnızlık büyük bir kelimedir derler; içimizde hissettiğimiz ve bizden dışarı çıkmayan şeylerin, başkaları onları duymak istemediğinde ya da onlara ulaştırmak için gösterdiğimiz tüm çabaya rağmen duymadıklarında hep daha derinimize gömülen şeylerin tamamının gerçekliğini anlatır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bana öyle geliyor ki," dedi Lee, "zamanın insana yıllardan ve kederden başka pek bir şey kazandırdığı çok yaygın bir yanılgı."
"Bir de hafıza."
"Evet, hafıza. O olmasa, zamanın bize karşı bir silahı olmazdı."