Bir çift ayak gördü sonra, kendine doğru geliyordu; insan nasıl gelirse öyle ve insanın gelişini koşullayan ne varsa (gitme sevinci, hüzün, kendini taşımanın erinci, bir köşeyi geride bırakmanın, bir taşı, bir böceği geçmenin gururu) onların ağırlığıyla koşullanarak.
Bulunmak istiyorsa çıkar gelirdi, istemiyorsa ne yapılsa boşunaydı artık, bulunamazdı. Üstelik onu yeniden aramaya çıkmak kayboluşunu büsbütün derinleştirirdi.
Niye insanız? Çirkinliklerle mutlu olamadığım için mutluyum! Gene salt mutluluk düşü! Çirkinlikler içinde mutluluk yaratabildiğin için insansın! Mutsuzluk hep olacak. Evet, olacak. İyiler için mi kötüler için mi sorun o. Sınırını kim çizecek iyi ile kötünün? İyi sanılan kötüler çizerse? Niye karamsar olayım, bir gün iyiler çizecek o sınırı!