***
"Ve sonra yumruğu havaya kalktı. Gözüm refleksle kapandı. Bazen insan geleceği görür ya, ben de gördüm. Bu yumruk, babadan evlada miras gibi gelecekti. Yumruk suratımda patladı.
Acıdı mı? Tabii ki. Ama baba yumruğunun kendine has bir tarafı var; Acıdan önce seni utanç içinde bırakıyor."
Ömrümüzü evlatlarımızın geleceğini garanti altına almak için harcıyoruz. Onlara bir ev, bir araba, yüklü bir banka hesabı veya garantili bir iş bırakmak için gece gündüz çabalıyoruz. Bunlar elbette ki kıymetlidir lakin bir Müslüman ve şuurlu bir ebeveyn olarak kendimize şu soruyu sormak zorundayız: “Ben evladıma, onu ayakta tutacak asıl mirası, yani edebi ve güzel ahlakı bıraktım mı?” Çünkü unutmayın, terbiyesi noksan, ahlakı zayıf, nefsi terbiye edilmemiş bir evlada bırakılan yüklü servet; ona bir lütuf değil, onu felakete sürükleyecek bir benzindir. O servet, edep yoksunu bir elde kısa sürede tükenir, savrulur ve sahibini de helak eder. Ancak evladınıza adab-ı muaşereti yani nerede nasıl duracağını, büyüğüne nasıl hürmet edeceğini, kriz anında nasıl zarif kalacağını miras bırakırsanız o çocuk dünyanın en fakir çölüne de düşse; o edebiyle kendini sevdirir, saydırır ve eninde sonunda yine sultan olur. Asıl zenginlik, cepteki para değil, karakterdeki asalettir.