7/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 03:28
Taş,Kağıt,Makas Alice Feeney’in okuduğum ikinci kitabı. Tatilde yada hafta sonu güzel vakit geçirerek, sonunda ne olacağını merak ederek okuyacağınız türden bir gerilim romanı. Karakterlerin hangisi yalancı,hangisi dürüst merak ederken sonu geliyor. Fakat kitabın sonunda bazı yerler eksik kalıyor,açıklanmıyor. Bu hoşuma gitmedi. Tavsiye eder miyim?Bilemedim.
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,2bin okunma
Rezillik ve Sapkınlık
1/10
·211 syf.··
2026 4. kitabı
Bu Kitap hayatımda okuduğum en kötü,en mide bulandırıcı,sapkın 1 kitap.Nobel almış edebiyatçı diye öve öve bitiremedikleri ORHAN PAMUKÇU,tek yapmış olduğu Batı efsanelerinden en çok sevilen Oidipusu+Doğu Efsanelerinden en çok sevilen Rüstem ve Sührap'ı kopyala yapıştır yapıp üzerine Yeşilçam dramı koymuş,başka birşey yok!Nasıl olsa NOBEL ödüllü,eleştirecek kimsede yok,sat gitsin! Orhan Pamuk okurlarıyla resmen dalga geçiyor.Okurlar olarak koyun sürüsü psikolojisinden çıkıp,herkes okuyor övüyor,ödüllü,diye okuduğumuz adama akıl ve mantığımızla bakarsak yazdıklarının sapıklıktan başka birşey olmadığını görürüz.Bugün Orhan Pamuğun yazdıklarını sıradan,fakir bir vatandaş yazsaydı,Toplumda linç edilir,Sapıklıkla itham edilirdi.Tabi bunu Orhan Pamuk yazınca(NOBEL ÖDÜLLÜ!);Geçmiş Efsanelerden;Oidipus ve Sührab'ı Modern ve sade bir edebi sanatla tekrar yazmıştır,deniyor.Kitab'ın içeriği ise;Bir gün çalışmaya giden 16 yaşındaki veledin,kırmızı saçlı evli bir kadınla yasak ilişki yaşamasını,Rüstem ve Sührap,Oidipusla kafayı sıyırmasını,bu düşüncelerle iş esnasında ustasını yaralar,kaçar,büyür,üniversite okur,şirket kurar,evlenir ama çocuğu olmaz.Daha sonra ustasıyla iş yaptığı yere ustasının sonunu öğrenmek ister.Ustasının sonradan işkazasından kurtulduğunu öğrenir.Ayrıca 16 yaşındayken birlikte olduğu kırmızı saçlı kadının,eskiden kendisini terk eden babasınında 3 yıllık sevgilisi ve ilişkisi olduğunu öğrenir.Bu yüzden 16 yaşındayken, Kırmızı saçlı kadın onu babasına benzettiği için birlikte olmuştur.Dahası bu kadından,30 yıl sonra çocuğu olduğunu öğrenir ve kadının geçmişte 2 evlilik yaptığınıda öğrenir.(İnsanın kusması geliyor!)Kadının, kitapta vermediği erkek karakter neredeyse kalmamıştır.Sonra kendi oğlu,kendisine neden babalık yapmadığı(klas yeşilçam)hesabını sorarken
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·168 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:58
Yolların kapandığı karlı bir Noel vakti, uzakta öğrenci evinde hasta yatan oğlunu alıp eve getirmek üzere yola çıkan Tom’un yolculuk hikayesi ‘Bilinmeyen Ülkede Yolculuk’. Belfast’dan Sunderland’a doğru karlı, fırtınalı bir havada gittiği bu yolda bir yandan geçmişine, hayatına dair çıktığı yolculuğa da eşlik ediyoruz. Bir telefon konuşması, bir şarkı veya bir anı ile bir pencere açılıyor ve oradan sızdığımız yerde Tom’un evlilik, ebeveynlik, sorumluluklar üzerine düşünceleri; pişmanlıkları, hesaplaşmaları, kaygıları var. Sayfalar ilerledikçe aile ile ilgili öğreneceklerimiz var. Üstelik de yazar, travmaları aile hikayesinin ortasına boca etmeyi seçmemiş, böyle metinleri daha çok beğeniyorum. Tom karakteri fotoğrafçılık yapıyor ve kitapta yer yer bunun da hoşuma giden yansımaları oldu. Bir bölümde Tom’un ifadesiyle toplumsal meselelerde ‘bireysel acıların mahremiyeti’ ama bir yandan da bu fotoğrafların toplumsal etkisi üzerinde düşünüyor, ikonikleşmiş bazı kareleri hatırlatıyor bize. Başka bir bölümde fotoğraf ve zaman ilişkisi üzerine düşündürüyor, bu bölümler de kitabın hoşuma giden kısımlarından oldu. Fotoğraf ve zaman kavramı üzerine düşününce John Berger’ı da anımsadım kendi kendime. Yazarın bu konuda hoşuma giden bir cümlesini buraya bırakıyorum. Kitabın geneline bakınca da beğenerek okuduğum, heyecanlı olay örgüsü sunmamasına rağmen kendini ilgiyle okutan bir kitap oldu. “İnsanlar fotoğrafları anlamıyor. Sanıyorlar ki fotoğraflar zaman içindeki anı donduruyor fakat gerçekte o anı zamandan kurtarıyorlar ve kameranın yakaladığı şey zamanın ileri doğru akışının dışına adım atıyor. Dolayısıyla o an daima var olacak, tam o saniyede nasılsa daima aynı şekilde yaşayacak, aynı gülümseme ya da kaş çatmayla, aynı renk gökyüzüyle, ışığın ve gölgenin aynı düşüşü, aynı
Bilinmeyen Ülkede YolculukDavid Park · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024346 okunma
Puan vermedi·367 syf.··
2026 38. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:25
Kitabın sonundaki sonsözde Walter Benjamin'in uzun incelemesini okuyunca aslında kitap üstüne bir yorumda bulunmak zor. Hem felsefi hem de edebi yönden uzun uzun bir değerlendirmeye tabi tutmuş. Ben kitapla François Truffaut'nun Jules et Jim filmi vasıtasıyla tanıştım. Bir filmde ya da bir kitabın için başka bir kitaba denk gelmek ve onu alıp okumak hoşuma gidiyor. Hele izlediğim veya okuduğum şey hoşuma gittiyse. Bu niyetle alıp okudum. Kitabı da beğendim. İlişkiler ve evlilik üstüne dönemine göre epey cesur ve ilginç bir teması var. Aşk, gelenek ve ahlak üçgeninde biraz sınırları test eden bir yönü var. Ama dili biraz ağdalı. Belki çeviri kaynaklı.
Edebiyat
Seçilmiş YakınlıklarJohann Wolfgang Von Goethe · İletişim Yayınları · 2025703 okunma
Güç Tahtı-Rina Kent
8/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 21:44
Gerçek gördüğün şey değildir. Senin onu nasıl yorumladığındır. Tamamen doğru bir gerçek ya da mükemmel bir gerçeklik diye bir şey yoktur. İnsanlar ve amaçlar vardır. Barış ve savaş vardır. Kaybetmek ve kazanmak vardır. Taht Düeti serisinin ilk kitabı Güç Tahtı, Rai Sokolov sevdiği bir insanı kurtarmak için ve mafya dünyasının başına geçebilmek için anlaşmalı evlilik yapmayı kabul ediyor. Ancak beklemediği şey evleneceği adamın geçmişinden tanıdığı Kyle Hunter olmasıydı. Bir şekilde evlenmeleri ile durumlar farklı bir hal almaya başlıyor. Rai'nin o dünyada tek kadın olarak güçlü durmaya çalışması ve mücadele etmesini sevdim. Kyle ise hem zekası olsun hem de Rai'ye karşı konuşma tarzından dolayı fena bir adam. Çiftin arasındaki tutkuyu sevdim. Birbirlerine hem laf sokmaları hem de karşı koyamadıkları sahneleri okumak güzeldi.Rina Kent benim dark romance türünde okumayı sevdiğim bir yazar. Çok akıcı yazıyor ve hiç kafa yormuyor kitapları. Bu kitabı da aynı şekilde çok rahat ve beğenerek okudum. Kyle'in neden intikam almak istediğini tam anlayamadım ama büyük ihtimalle ikinci kitapta daha net okuyacağız. Ve Rai ikinci kitapta öğrendiği gerçeklerden sonra neler yapacak çok merak ediyorum. İkinci kitap intikam tahtını bu ay içerisinde okuyacağım. Kitaba puanım:8/10
Güç TahtıRina Kent · Ren Kitap · 2026159 okunma
Kadının Adı Yok
2/10
·182 syf.··
2026 8. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 15:43
Duygu Asena’nın 1987 yapımı "Kadının Adı Yok" eseri, edebi bir şaheser olmaktan ziyade, Türkiye’de kadın hareketinin fitilini ateşleyen sosyolojik bir manifesto ve dönemsel bir belgedir. Romanın başkahramanının bir isminin olmaması, onun kişisel hikayesini aşarak erkek egemen toplumda baskı gören, kimliği "birinin kızı" ya da "birinin eşi" olmakla sınırlandırılmış tüm kadınların ortak sesi haline gelmesini sağlar. Yazıldığı dönemin toplumsal tabularını korkusuzca yıkan eser; cinsellik, evlilik içi mutsuzluklar ve kadının bedensel özgürlüğü gibi konuları ilk kez bu kadar açık yüreklilikle masaya yatırmıştır. ​Edebi açıdan incelendiğinde ise kitap, sanatsal derinlik ve karakter tahlilleri bakımından zayıf ve didaktik bulunabilir. Duygu Asena, karmaşık metaforlar yerine bir gazeteci yalınlığıyla, konuşma diline yakın ve adeta bir günlük hafifliğinde bir üslup tercih etmiştir. Bu durum, romandaki kadın ve erkek karakterlerin bazen çok keskin ve tek boyutlu (stereotipik) kalmasına yol açsa da, kitabın her sosyo-ekonomik düzeyden okuyucuya hızla ulaşmasını ve geniş kitleler tarafından tüketilmesini kolaylaştırmıştır. ​Sonuç olarak kitap, estetik ve kurgusal derinlik arayan okurları tamamen tatmin etmeyebilir; ancak kadının var olma mücadelesini ekonomik bağımsızlık ve eğitim eksenine oturtarak yapıcı bir çözüm sunması bakımından tarihi bir öneme sahiptir. Bugün okunduğunda içerdiği bazı isyanlar günümüz kuşağına basit veya tanıdık gelse de, bu durum eserin güncelliğini yitirdiğini değil, açtığı yol sayesinde bugün bu tabuların çok daha rahat konuşulabildiğini kanıtlamaktadır.
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma