Oriantalist Ressam Edwin Long'un (1828-1891) Babil Evlilik Pazarı Tablosu, Kare Çerçeveli Duvar Sanatı, 8×8 inç
Hz Hatice annemizin büyük annesi Zahide Hanım ın evlilikle ilgili tanımı: Hazreti Hatice Evlilik açılmamış bohça gibidir kızım demişti.İçinden ne çıkacak bilinmez.O bir ahiret gömleğidir ki giyinmek kolay olsa da çıkarması pek zordur.Dar olursa yakar yapışır, geniş olursa doyumsuz bir cennet yaşatır
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
anneler ve oğullar
Toplumumuzun psikopatolojisinin kültürel yansımasında sıkça gördüğümüz yapılardan biri, zorunlu ve zorlu sosyoekonomik koşullar, antropolojik yapısal zorunluluklar ve kimi zaman arzuya değil mecburiyete dayalı evlilikler nedeniyle çocuk, özellikle erkek çocuk, annenin arzu ekonomisinde özgül bir yere yerleştirilmesidir. Çoğu zaman bu çocuk ya baştan itibaren tam anlamıyla arzulanmamış bir evliliğin ürünüdür ya da zaman içinde annenin eşine dair yaşadığı hayal kırıklığının telafisi hâline gelir. Oysa her hayalin, kaçınılmaz olarak, kaderi her zaman aynıdır: kırılmak. Çünkü hayal, yapısal olarak gerçekle uyuşmaz.  İşte tam bu kırılma anında, baba annenin gözünde fallik değerini kaybettiğinde ya da baştan beri bu değeri hiç taşımadığında, çocuk bu eksikliği telafi edecek imgesel bir destek olarak devreye sokulur. Burada çocuk artık bir özne olarak değil, bir nesne olarak işlev görmeye başlar.  Daha doğrusu, annenin eksikliğini dolduracak bir imgesel tamamlayıcı, bir fallik destek, bir telafi nesnesi olarak konumlandırılır. Bu durumda çocuğa dayatılan şey, onun kendi arzusu değil, Öteki’nin idealidir. Ve ideal, her zaman Öteki’nin idealidir.  Çocuk "kendi" olmak değil; annenin eksikliğini onarmak zorundadır. Güçlü olmak, başarılı olmak, “adam olmak”, aileyi kurtarmak, annenin gururu olmak gibi yükler çoğu zaman bu yapının görünür formlarıdır. Bu yük çocuğu ezmektedir.  Çünkü çocuk henüz ne psişik ne de bedensel olarak bu pozisyonu taşıyabilecek durumda değildir. Yine de kendisinden, babanın eksikliğini telafi etmesi, annenin kaybını onarması ve bazen ailenin bütün narsistik yatırımını sırtlaması beklenir. Bu aynı zamanda çocuğu çok erken bir rekabet alanına iter.  Henüz özneleşme süreci tamamlanmadan, kendisini babayla, kardeşlerle, dış dünyayla ve çoğu zaman
Evlilik
İki ayrı dünyadan birleşen eller, Sevgiyle örülsün ömürlük yollar. Sabırla açılır tüm kilitli diller, Saygıdan beslenir huzurlu dallar. Bir elmanın yarısıdır eş dediğin, Yükü paylaşınca hafifler hayat. Emektir, özenle her an ektiğin, Birlikte aşılır en zorlu kat. Zamanla sınanır verilen sözler, Anlayış, en güzel ilacı olur. Sevgiyle bakınca gülümser gözler, Karanlık günlerde ışığı bulur. Evlilik bir okul, öğrenmek gerek, Fedakârlık ile güçlenir temel. Aynı ritmi vurur çarpan tek yürek, Dünyaya örnektir, erdemli bir el...🤍 ©EMİRHAN ARSLAN
Hayata Dair
zihin resetleme, bilinç akışı ve varoluşsallık arasında :)
günlerden bir gün yine zihin restelerken buluyoruz kendimizi. gönül isterdiki noktalamasyonlu olsun ama attila ilhanı öne sürürp bilnç akışı yapacağımı düşnerekekten akışına bırakıyorum. zaten en sonda nerede sonuçlanacak bu yazı onu da ön göremiyorum. gelişigüzel artık. hep derim ya yazmasam çıldıracaktım minvalindeyim sait faik misali. ama yazınca da her şey gözümün önüne geliormuş ve hepsini yazmam gerekiyormuş gibi hisssediyorum ve ne yazıkki beynimdeki düşünceler ile elimin sürati aynı değil. o yüzden hep bir yerlerde bir şeyler eksik de ona ulaşamıyormuş gibi hissediyorum. orhan velinin anlatamıyorum un vücüt bulmuşundan hallice. BİR YER VAR HER ŞEYİ SÖYLEMEK MÜMKÜN EPEYCE YAKLAŞMIŞIM DUYUYORUM ANLATAMIYORUM. tamam ya aynı bu dizeler gibi şu an. ne zamandır yok olan bir neşe var bende her ne kadar dışarıya yansımasa da ve üni ikideki tamarayı çokça özlüyorum. idealleri, hayalleri, sınırları, neşesi, çalışkanlığı olan tamarayı. kendi bölümünü sevmese de dersler ilgisini çekmiş kendine harika bir hayat kurmaya çalışan tamarayı. dernekte aktif ama insanlarla arası iyi olan birçok dile hakim olup çevrede vay bee çok kültürlü denen tamarayı. ha şu an geçen iki seneye nazaran inanılmaz toparlanmış vaziyetteym o ayrı çok şükür. hele su an yavaş yavas o enerjiye dönmeye başlamış olmak inanılmaz harika bir hissiyat. tek istediğim önceden gözlerimin içinde olan o gülmsemeyi geri getirmek. tüm çabam tüm gayem o. ve günün birinde kesinlikle geri gelecek buu da biliyorum. sadece zamanı bekliyoruz sanırsam. ya bir diğer mesele de mezun olmuş olmak (henüz olamadı hala alttan dersim var bitane lanet olası okuma ma neyse) çok normal bir olay aslında bakarsak olması gerekiyor ama psikolojik olarak böyle ağırlığı olacağını bilmiyordum. tam yetişkin olma fikri beni çok korkutuyor.
Evlilik Manifestosu - Erhan Keklik
"İmza kâğıda atılır, düğün salonunda biter. Ama asıl imza kalbe atılır ve o imza, son nefese kadar silinmez.""Olgun iki insan evlense bile bu her zaman birbirlerine uygun olacakları manasını taşımaz. Zevkler farklı olabilir, asıl marifet farklılıkları uyuma dönüştürmektir."