Doğası gereği insanın hayatında olayları anlamlı bir öykü biçimine sokma ihtiyacı vardır. Öyküleştiremediği bir hayat insanı sıkmaya başlar ve zamanla insan hayattan kopar. İşte okumak yaşama anlam vermenin yollarından biri; tek yolu değil ama uygarlığın keşfettiği en güçlü yollardan biri.
Devlet, egemen sınıfın egemenliğini sürdürmesi için gereken işleri kısmen ya da tamamen üstlenerek onlara bir kurumsallık kazandırır ve böylece bu fonksiyonların arkasındaki sınıfsal
çıkarları gizler.
Yunan tiyatrolarında tragedyaları izleyen yoksul ama “özgür” vatandaşlar kendi yoksulluklarına değil soyluların dertlerine üzülüyor; Roma arenalarında dağıtılan bedava ekmeği kemirirken birbirlerini parçalayan gladyatöri izleyen plebler kendilerini onlara değil, imparatorluğu yöneten patrisyenlere yakın hissediyordu