10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 63. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 00:00
“Elini göğsüne koy! Vicdanına müracaat et. Düşün. Doğru söyle. Cani mi, masum mu?” Siz olsanız bu soruya ne cevap verirsiniz? Yıllarca babanızın öldüğü düşüncesiyle yapayalnız bir hayat geçiriyorsunuz. Çünkü babanızın ölümünün ardından anneniz de kısa sürede ağlaya ağlaya terk-i diyar ediyor. Sizi amcanız yanına alıyor; büyütüyor; okutup, tıp doktorluğu ihtisası yapmanızı sağlıyor. Fakat amcanız tarafından bir baba sevgisi görürken, yenge ve amcaoğlunuz tarafından tamamen dışlanıyorsunuz. Size bir de güzel duygular besleyen amca kızınız var; duygular elbette karşılıklı. Fakat bir gün yengenizden “katil oğlu” damgası yiyerek, hayatınızın şokunu yaşıyorsunuz. Çünkü babanız ölmemiş, seneler evvel bir cinayet işlemiş ve Selanik'ten Mısır'a kaçmıştır. Sessizce amcanızın evini terk edip, Mısır'a gidip babanızı bulmaya, ona tüm gerçekleri sormaya karar veriyorsunuz. Babanızı tesadüf eseri, para kazanabilmek adına doktorluk yaptığınız bir evde buluyorsunuz. Babanız sizi daha o bakışlarınızdaki mahsunluktan tanıyor. Ve size tüm hikâyeyi anlatıp, hükmü sizin vermeniz adına soruyor: “Cani miyim, masum mu?” Babasının günahını acımasız bir şekilde çekmek zorunda kalan Doktor Refik Bey'in aşk merkezli, polisiye hikâyesi. Harika bir kurguydu yine. Fazlı Necip'ten okuduğum 3.kitap oldu, her bir kitabı harika ötesi desem abartmış olmam. Yalnız kitapta tamamiyle bir polisiye kurgusu beklemeyin, ufak bir polisiye eseri ama bol entrika bulunuyor içerisinde. Dili sade ve anlaşılır. Sıkıldığını söyleyenler olmuş fakat ilk başlarda 2-3 sayfa kadar sabredip devam ederseniz, çok güzel bir Türk klasiği okuyacağınızı garanti ederim efendim 🩷 Cani mi, Masum mu? Fazlı Necip
Alıntı
Cani mi, Masum mu?Fazlı Necip · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025255 okunma
"Ömrümün tarihine not"
Puan vermedi·240 syf.··
2025 44. kitabı
"Tanımayanlar tanısın, tanıyanlar içinden bir iç çeksin diye yazıyorum. Anadolu’nun bacısı, Nazile Serna OnurBenim candostum. Hatunun elhamdülillahı. Herkes bu kitabı okurken muhtemelen yarini düşünmüştür lakin benim aklıma ise yalnızca sen geldin Serna’m. Bir kez bile ya bir kez bile yahu ruhumu senin karşında çırılçıplak etmemişken, hiç bir yarımı açıkça göstermemişken, sen benim gönül kabemi hep gördün be. Hırçınlığımın perde arkasını bildin, kelamımda çok susuşumu okudun. Gülerken dahi gözlerimde ki hüznü gördün. Her daim özümü gördün, ben kaybolmuşken dahi. Anacığımı bile senin kadar yormamışken, sen benden hiç vazgeçmedin. Bir kez dahi satmadın. Aksine en tehlikeli yerlere giderken ya önüme geçtin, ya da yanımda yürüdün. Kitaptaki o hamilelik sahnesi, ne kadar tanıdık değil mi bizim için ? Askerliğimde bile ilk ziyarete gelen sendin. İçerdeyken hıçkıra hıçkıra ağlayan sendin. Bir kez bile sevmemezlik etmedin beni, seni üzdüğüm zamanlarda bile. Gönül kabemde hiçbir zaman diken bırakmadın. İncitmedin beni can dostum. Aksine, dikenleri canın pahasına çıkarmaya çalıştın. Hep kızardın ya bana "Hiç bir şey sağlığından önemli değil, kalbini daha da hasta etme. Ne olursun olsun bu hayatta nefes alacaksın. Gerekirse başını eğ, başlıcam onuruna senin. Korkak ol bir kez de ne olmuş" derdin. Ben de "Kızım ölürüm eğilmem, son nefesimde dahi mücadele olur tek derdim" derdim. "Ahh aptal çocuk işte hala çocuk. Ne yapacağım ben seninle çocuk" derdin! Şimdi olsaydın ne çok kızardın bana. Eskiden çok üzülüyordum biliyor musun, erkenden beni bırakıp göç ettiğin için. Sen sığındığım tek dağımdın, can dostumdun lakin artık kızmıyorum. İyi ki böyle bir zamana denk gelmedin. Son zamanlarda o mavi mektubunu sık sık okuyorum.Biraz daha duygusala bağladım. Yoksa vuslat mı yakın ? Keşke…
Sırlarım İpte Asılı Kaldı BalımAygün Kevrina · Kor Kitap · 2025132 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·192 syf.··
2025 27. kitabı
Geldik Refik Halid'in sürgününü bitiren kitabına: Deli! Kitap birkaç farklı tür metin sunuyor okuruna. İlk yazımız Deli; bir tiyatro oyunu. Yakup Kadri'nin rivayetine göre; Atatürk bir gece toplantısına, elinde bu oyunun metniyle gelir ve "Size bir edebiyat ziyafeti çekeceğim" dedikten sonra bütün oyunu kahkalar atarak konuklarına okur. Ardından da "Yazık oldu şuna! Ne yapacaksak yapalım, onun bir an evvel memlekete dönmesinin çaresine bakalım." diyerek, Karay'ın sürgününün sona ermesinin ilk adımını atmış. Oyun çoğu kişiye göre genç Türkiye'nin ve inkılapların hicvi olarak görülse de Atatürk böyle görmemiş, "İnkılabımızı hicvetmiyor, tebarüz ettiriyor. " demiş. Ben de Kemal Paşamızla aynı kanıdayım. Oyundaki baş karakterimiz Maruf Bey(Maruf; bilinen, tanınan demektir) 2.Meşrutiyet'in iki gün öncesinde bilincini kaybetmiş ve tam 21 sene sonra 1930 yılında bir mucize eseri bilincine tekrar kavuşmuştur. Arada, Maruf Beyin zihninde 21 yıllık bir kopukluk vardır. Oyun tam bu noktada, Maruf Beyin bilmediği onca olaydan, savaştan mücadeleden ve inkılaplardan sonra 1930 yılında başlar. Yeni doğmuş bir bebek olsaydı Maruf Bey; onu şanslı biri olarak addeyleyebilirdik. Lakin; bebek değildir, 62 yaşındadır. Alıştığı, yaşadığı, bildiği, kendini var ettiği 41 yılı ve ardından her şeyden bihaber olduğu 21 yılı vardır cebinde. Etraf değişmiştir, eşraf da değişmiştir, şahıslar da, şahsiyetler de... Maruf Bey ise bu değişimden habersizdir ve değişmeye fırsatı olmamıştır. Bizim bugün gözümüzü yumup, yüz yıl sonrasının yaşamına uyanmamız gibi bir tuhaflıkla karşı karşıyadır. Ne eski alışkanlıkları, ne de eski mizaçları karşısında bulamaz. 2025'e düşmüş bir 70lik baby boomer gibi baka kalır dünyaya. Büyük bir hüznün perde arkasında gizlendiği bir komedi olarak
DeliRefik Halid Karay · İnkılâp Kitabevi · 2024168 okunma
UFUKLARDAKI AYETLER
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2025 54. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 16:06
Michael Sugich (Müslüman adı Harun), Amerikalı bir mühtedi... İhtidasındaki en önemli etken, İslam sûfizminin sûfîler üzerindeki etkili mahviyet duygusu, ağyâra rıfk ile muamele, sabır ve her daim zikir ile meşguliyet gibi hâl ve ahvâllerdir. Bu manada, eserin bütünü için tasavvuf literatüründe de meşhur olan şu Arap darb-ı meseli belirleyici olabilir: "Evvel refîk, bâde’l-tarîk." Batılı mühtedilerin neşrettiği eserleri okurken -hele ki müellifi ile ilgili genel bir görüm yoksa- başlangıçta pek hüsn-ü niyetlerle başlamaz okumam. Malûmunuz İslâm medeniyeti toprakları batılı ajanlar tarafından daima içten çözümlemeler için mercek altına alınmıştır. "Müslüman rolünü o kadar iyi oynadım ki, yalnızken bile gece namaza kalkıyordum..." itirafıyla meşhur Çöl Şeytanı Lawrence bile tek başına bu suî niyetimiz için yeterli bir örnektir diye düşünüyorum. Tabii, Ufuklardaki Ayetler’i okudukça temkinimin gereksiz olduğunu anladım. Çünkü Michael Sugich'ın, bütün ihlâsıyla Kuzey Afrika ve Hicaz’a seyahat ederken, tek niyeti bu bölgelerdeki sûfî zevâtın müşahhas yaşamlarını halka aktarmak olduğu âşikârdır. Bu hâlis niyet sayesinde, bu topraklarda onlarca şeyh, mürid ve sûfî tanımıştır. Bunlardan biri ise yol ehli olmasına vesile olmuştur: Habib Ahmed Meşhur el-Haddâd. Ahmed Meşhur, bir Şâzeliye şeyhidir. Michael Sugich, seyahatleri esnasında “kenz-i mahfî” olarak nitelendirdiği birçok sûfî ile bizzat tanışma fırsatı bulmuştur. Bu sûfîlerden kimi, seküler bir akılla işleyen 21. yüzyıl insanının yanından geçse beğenmeyeceği, aynı ortamda olmaktan imtina edeceği tarzda bir görünüme sahiptir. Bazen kanunen onaylı bir miskin (dilenci), bazen bir tekkenin mütekaddimi… Ama içlerindeki muazzam derya, “Harabat ehlinin hor görme zâkir / Defineye mâlik viraneler var” kabilindendir. Michael Sugich'nin hâl ehline olan
Ufuklardaki AyetlerMichael Sugich · Ketebe Yayınları · 2019119 okunma
Meğer bir kadının ruhunu üryan görmek ne fena imiş!
10/10
·208 syf.··
2025 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2025 20:47
Halide Edib Adıvar'dan okuduğum bu ilk eser, dimağımda öylesine tarifsiz bir haz bıraktı ki Kürk Mantolu Madonna'dan sonra beni en etkileyen, içimde garip bir sızı bırakan ve belki de tekrar tekrar satırlarına uğrayacağım bir roman oldu. İlk olarak kitabın o benzersiz dilinden bahsetmek istiyorum. Eski Türkçe ile yazılmış olduğu için okurken anlamını bilmediğiniz birçok kelime ile karşılaşıyorsunuz ama bu beni asla yormadı, zaten sayfaların hemen altında kelimelerin anlamları verilmiş. Ben eski lisanı hep sevmişimdir, şimdilerde dilimiz bu kadar kirlenmişken kitaptaki o müthiş ve benzersiz kelimeler bana büyük bir zevk verdi. Keşke bu eski lisanı hiç kaybetmeseydik. İncelememi yazarken bu eski kelimeleri kullanarak yazmaya çalışacağım ki anlatmak istediğim farkına varılsın. Bu kitap, Türk edebiyatında kadın psikolojisini anlatan ilk eserlerden biri ve mektup türünde yazılmış olduğu için olaylar, kahramanların birbirlerine yazdığı mektuplarla gelişiyor. Geçelim kitaba; Neriman, altı yaşında iken teyzesi ve eniştesi Cemal beyin yanına verilmiş. Cemal beyin kızı Handan ile de aralarında eksilmez bir muhabbet ve çok kuvvetli bir kardeşlik rabıtası oluşmuş. Ve Neriman, bu rabıtanın genişliği ile küçüklüğünden itibaren Handan'ın hal ve hareketlerinin etkisi altında büyümüştür. Neriman, Refik Cemal ile izdivaç kurar. Hüsnü Paşa ile evli olan Handan ise o sırada yurt dışında yaşıyordur. Refik Cemal, kitabın ilk sayfalarında dostu Server'e, karısına olan muhabbetinden ona, duyduğu büyük aşk ve sadakatten bahseder. Hem de öyle bir bahseder ki okurken, insan bu kusursuz aşkı kıskanır. Neriman ise eşine sürekli Handan'dan bahseder, onu över, iltifatlar eder, Handan uzaklarda olsa bile resimleri ile evin duvarlarında, hatıratları ile Neriman'ın hep zikrindedir. Refik Cemal'in
Türk klasikleri edebiyat roman
HandanHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 20047bin okunma
Puan vermedi·296 syf.··
2025 47. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2025 12:08
Kitaptan bir çok yeni kelime ve atasözü öğrendim ‘evvel refik badel tarik’gibi. Akıcı bir dili var ancak sonu mutlu etmedi. Alışılmışın dışında. Onun dışında Türk yakın tarihinden,baş örtüsü sorunundan,üniversitelerin durumundan,istanbuldan,köy hayatından,kendini aramaktan,evlilikten bahsediyor. Sürükleyici bir kitaptı tavsiye ederim
Sevincini BulmakMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20182,241 okunma