Norveç'te Fagerborg Lisesinde bir edebiyat öğretmeni (Elias Rukla/ adı ilerleyen bölümlerde geçmektedir.), Klasik Norveç Edebiyatı dersi için sınıfa gelir. Derste, Henrik Ibsen'in "Yaban Ördeği" dramını konu alır. Bu eser, öğrencilerin seviyesine -olgunluk düzeyine- uygun olmasa da işler. Öğrenciler de dersten sıkılırlar. Hatta zamanında -lisede- öğretmenin bile bu eserden sıkıldığı olmuştur. Elias Rukla, öğrencilerin sıkılıp sıkılmadığına bakmayarak kültür mirası olan bu eserin bir bölümünü dersinde işlemektedir. Kendini huzursuz hisseder ve şemsiyesini yerden yere vurur ve okuldan uzaklaşmaya karar verir.
Evet, şemsiyesini kırdıktan sonra bizleri hayatında derin izler bırakmış bir dostluğun hatırasına dönmesine, evliliğine, kendisini ve içinde yaşadığı toplumu sorgulamasına kadar götürür. Haydi hep birlikte bu yolculuğa gidelim...
Elias Rukla, en yakın arkadaşı olan Johan ile başından geçen olayları anlatır. Sonrasında Johan, Elias'ı eşiyle tanıştırır. Eşinin adı Eva Linde'dir. Eva Linde, "kelimelerle anlatılamaz" bir güzelliktedir. Bu güzellik övgüsü sürekli tekrarlanmaktadır. Johan, felsefe alanında çalışmalarına hız kesmeden devam eder. Bu arada Johan'ın Camilla adında bir kız çocuğu olur. Elias, Eva Linde'ye âdeta gıpta ile bakar. Johan, sonrasında eşini ve kızını Elias'a emanet edip Amerika'ya gider. Elias, Eva'nın uykucu yönünden söz eder hep. Elias ve Eva arasındaki ilişki imkânsız bir aşk acısıdır. Johan'ın Eva'yı terk etmesi Elias'ın aklını epey bir karıştırır. Eva ve Johan boşanırlar. Elias ve Eva birlikte yemek yerler. Sonrasında Eva, Elias'ın evine taşınır. Eva ve Elias evlenirler. Elias, Eva'yı yavaş yavaş tanımaya başlar. Eva'nın Elias'a bir kere bile "seni seviyorum" dememesi Elias'ı bir hâyli üzer.
Camilla için Elias üvey bir