ve para sahibine İblîs şöyle der:
“Ey şeytanlıkta benden topu çelen kimse! Binlerce yıl ibadette bulunduğum halde yarım anlık isyanım yüzünden Allah, benim yüzüme kapıyı kapattı. Sen bir zerre kadarcık ibadetine güvenip onu Allah kapısına getirmekten hiç utanmıyor musun? Âlem halkının tümü bana lânet etse canımdaki aşk bir zerrecik eksilmez. Fakat sana bir kişi lânet etti mi bir an içinde suratın eğer, mihnetlere düşüp bunalırsın.”
Ey oğul! Sen de erenler gibi yol eri ol da ondan sonra padişahın huzurunda canını feda et! Neden İblîs gözüne küçük görünüyor? O, şeytanlıkla yüce zâtların bile yolunu vurmaktadır. Bilmiş ol ki, senin gibi yüzlercesinin boynunu vuran kişiler, senin başına padişah kesilirler ama padişahın maiyetinde birer köledirler.
İblîs’in yoksul bir kölesi bile sana padişah olursa, senin Müslümanlığın nerede kalır?
İblîs, bile onun aşkıyla yanmaktan geri kalmamıştır. Er olmayı lânetli İblîs’ten öğren! Zira o, erlik meydanına er olarak gelmiş ve Allah’tan gelen her şeyi kabul etmiştir...
Düşlerim bu kum tepelerinden, bu aydan, karşımdaki bütün bu şeylerden çok daha gerçekti. Ah, bir evin en güzel yanı insanı barındırmasında, ısıtmasında, duvarlarını size açmasında değil, içimize yavaş yavaş bu sevgileri, tatlılıkları, bu sevecenlikleri biriktirmiş olmasındadır. Yüreğimizin ta derinliklerine, kaynak suları gibi düşlerimizi doğuran belirsiz yücelikleri salmasındadır.
Ey benim Sahra'm, yün eğiren bir kız büyülemiş seni boydan boya.