• Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen,Türk istiklâlini,Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir!
  • Ey Müslüman gençliği
    Varoluş amacın ve birinci vazifen; İslam’ın istiklalini, İslam ümmetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli Allah ve Resulünün hükümlerine teslim olmak ve düzen tamamen İslam oluncaya kadar uğruna CİHAD etmektir. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir.

    İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, İslam’ı müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak üzere içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyecek; ister zengin ister fakir; ister güçlü ister zayıf; ister âlim ister ümmî ol, ebedi yaşayacağın cenneti kazanabilmek için malını ve canını feda edeceksin.

    Bu imkân ve şerait çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

    Yüce dinine kasteden, hükümlerini bozmaya uğraşan ve sinsice aleyhine çalışan düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz Yaratıcın, Resulün ve dininin bütün değerleri zapt edilmiş, namus ve vicdanına girilmiş, hürriyetine musallat olunmuş, kardeşlerin zulme uğramış, memleketin ve arzın her köşesi İslam düşmanlarınca işgal edilmiş olup tek başına kalsan dahi; asla mücadeleden vazgeçmeyecek, kâinata hükmeden Allah’ının yardım ve desteğinin üzerinde olduğu inancını kaybetmeyeceksin. Zerre bir tereddüdün imanını yitirmene neden olabileceğini zihninden ve kalbinden çıkarmayacaksın! Çünkü Allah’tan daha güçlü ve dilediğini zelil edebilecek başka bir irade yoktur.

    İslamsız yaşamanın komadaki bir hastadan farksız olduğunu düşünerek, imansızca hayatta kalmaktan ise, imanla şahadete koşacaksın. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar ve ulema kesilenler; gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Senden olduklarına dair imajlarına yanılmamalı, dinin adına en sert bir müdahalede bulunmalısın.

    Ey Müslüman Türk İstikbalinin evlatları! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen; İslam Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, vekilin Allah’ta ve kalbindeki imanda mevcuttur!

    Gerek yanı başındaki gerekse dünyanın başka bir yerindeki kardeşinin taşıdığı ırk, seni üstün kılacak farklı duygulara sürüklememeli, seni yücelten ve şereflendiren imanını mundarlaştırmamalıdır. Irk, bir marka; millet de ürünleridir. Irk ve milletin Allah nezdinde asli bir değeri olmayıp, insaniyetle de ilişiği bulunmamaktadır. Müslüman Kürt kardeşlerimizin üzerinde oynanan haçlı tuzağına karşı İslam’ı kalkan yapmalı; Kürt kardeşini, düşman bir Türk kâfir veya münafığa peşkeş çekmemelisin. Irki sevdanın bir şeytan hevası olduğunu idrak ederek, dostluk ve düşmanlığa dininin hükümlerine göre karar vermelisin.

    Allah dostunu dost, düşmanını düşman bellemelisin. Velev ki baban ve biyolojik kardeşin dahi olmuş olsa!

    Maddi ve manevi hiçbir değerinizi; Allah, Resulü ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili tutmayınız.

    İslamsız bir vatan, ruhsuz bir beden gibi ölüdür. O vatan, ancak İslam’la bütünleştiğinde uğruna her türlü fedakârlığın yapılabileceği uhrevi bir kutsallığa dönüşür. Bayrağın yüceliği de, hakkı ve adaleti temsil eden imanı bir ışıkla kıymet kazanır.

    Beşeri güçlerden korkup ya da bir yarar temin edebileceğiniz maksadıyla yanlışı meşrulaştırarak doğru yoldan sapmanızı saklı tutsanız da açığa vursanız da Allah bilmektedir. Allah’ın indirdiğini inkâr eden yahut alaya alan asilere hiçbir gerekçeyle sevgide bulunamaz, gizli bir muhabbet besleyemez ve boyun eğemezsiniz. Münafıkların siyasetleri ve ilimleriyle amel etmeyiniz…

    Allah ve Resulüne iman ettikten sonra şüpheye düşerek hissedeceğiniz bir evham ve kaygı, imandan sonra inkârcı olmanıza yol açar.

    Sizlerle din uğrunda savaşmayan, baskı uygulamayan ve haklarınızı ellerlinizden almayanlara karşı iyilik yapmanız ve adil davranmanız; Allah’ın vahyettiği bir adalettir.

    Bilmelisiniz ki, Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever.

    “Artık Allah yolunda savaş. Sen, kendinden başkası (sebebiyle) sorumlu tutulmazsın. Müminleri de teşvik et. Umulur ki Allah kâfirlerin gücünü kırar (güçleriyle size zarar vermelerini önler). Allah’ın gücü daha çetin ve cezası daha şiddetlidir.” Nisa 84

    “Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüze galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.” Enfal 65
  • Ey Türk Gençliği!
    Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir...... Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!
  • Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
  • Atatürk, “Ey Türk seçmeni” değil “Ey Türk gençliği” demiştir.
    Kolektif
    Sayfa 12 - Sunay Akın
  • Atatürk, “Ey Türk seçmeni” değil “Ey Türk gençliği” demiştir.
    Kolektif
    Sayfa 12 - Sunay Akın
  • Ey Türk Gençliği!

    Birinci vazifen, Türk istiklâlini, 
    Türk Cumhuriyetini, ilelebet, 
    muhafaza ve müdafaa etmektir.

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin 
    yegâne temeli budur. 
    Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, 
    vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, 
    çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi 
    bilfiil işgal edilmiş olabilir. 
    Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. 
    Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde 
    harap ve bîtap düşmüş olabilir.

    Ey Türk istikbalinin evlâdı! 
    İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, 
    damarlarındaki asil kanda mevcuttur!