Ezel - Ebed
-Onlara göre bu yalnızca üçgenimsi bir bıçağın dümdüz aşağı düşmesinden başka bir şey değil ve bir mahkum için artık zamanın ne öncesinin ne de sonrasının bir anlamı olduğunu düşünüyorlardır hiç kuşkusuz.
Sayfa 73 - Can Klasik·Kitabı okuyor
Alıntı
İlahi!
Alemleri vâr eyleyen, Muhammed'i yâr eyleyen, Sadıkları câr eyleyen, Zâhir, Batın, Hâlık Sen'sin. Kelâmını fikrederiz, İsmi pâkin zikrederiz, Hâlimize şükrederiz, Evvel, Ahir, Maksud Sen'sin. Âşık olan zâr eyliyor, Yüreğini nâr eyliyor, Meskenini gâr eyliyor, Rahman, Rahim, Gafûr Sen'sin. Hak! Aşkını can eylersin, Damarlarda kan eylersin, Tesbihini nan eylersin, Muhyî, Mümit, Hâdi Sen'sin. Gönlümüzü nûr eyledin, Şeriatı sûr eyledin, Münkirleri dûr eyledin, Ezel, Ebed, Melik Sen'sin.
Sayfa 396 - İlkadım Dergisi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Buraya Ezel'den gönderildik… Şimdi ise, tek der-diniz, Ebed olmalı. Bu dünyayı dert edinen bu dünyayı alır. Ahireti dert edinen ahireti alır. Ama sizde gururun zerresi kaldıkça hakikatin bâtınına yaklaşamayacağınızı da bil…
Bir yudum su
Bu şartlar içinde doğan, yaşayan, ölen bir insanın saadetini düşününüz. Her çocuk, bir karanlık âlem gibi doğuyor; fikirlerin parlak meşalesi yavaş yavaş yanıyor. Hayat, bu ışıklar içinde bir şehrâyîne benziyor. Sonra bir gün ihtiras, elem, ezel düşüncesi, ebed endişesi ne olduğunu bilmeden bu ziya âlemine gözlerini kapıyor.
Sayfa 60 - İnkılâp Yayınları, Hâmit Bey.·Kitabı okudu
Roman
Ezel ve ebed arasında bir salıncaktayız ve vakti bereketlendirerek, onu hayra tâbi kılarak ruhun sonsuzluk özlemini dindiriyoruz.
Din
Reklam
Reklam