şimdi küfürlerin mısra mısra gezindiği
şimdi bu kan sabahının utanç verici karanlığında
istanbul’un üstüne kirli yıldızlar düşerken içinde ürpermeler büyümüyor mu
yosunlar gibi parlak ve soğuk yeşil
varıp sonra baktıkça pencerenden
acı ve tuzlu dağların dibinde mütevekkil
kerpiç damlarımızı görmüyor musun
halkımızı görmüyor musun
bir kin damlası gibi masmavi gözlerini
yüksek fırınlarca harlı saygılı göğüslerini
omuz başlarını görmüyor musun
hele unutulmanın kapkara yalnızlığına salıvermişsen onları
ihtiyar beygirleri talihlerine terk eder gibi salıvermişsen
uçsuz bucaksız ovalara doğru
yazmayı öğrenmemişlerse
öküzlerin ıslak nefesleriyle giriyorlarsa marsık uykularına
sorumluluk zaten yeterince büyüktür
ve sorumluluk kadar büyüktür
bu sorumlulukta hissen
Onlar sizinle aynı takımı tutmak, aynı renkleri, aynı yemekleri veya aynı oyunları sevmek zorunda değiller. Sizin istediğiniz mesleği seçmek zorunda da değiller. Bırakın çocuklar kendi hayatlarını, kendi istedikleri renklerle boyasınlar.